YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 97. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

MEKKE’NİN TARİHİ VE FETHİ
( V )

Abbasiler döneminde
Abbasiler döneminde (750-961) Mekke'nin idaresi hanedana mensup kimselerin elinde kalmıştır. Harun er-Reşid, Mekke için büyük harcamalar yapmıştı. Ayrıca onun dokuz defa Hac maksadıyla Mekke'ye gitmiş olduğu bilinmektedir. Me'mun devrine gelindiğinde, ortaya çıkan mecburiyet neticesinde, Mekke'nin idaresi Hz. Ali soyuna devredildi. Me'mun'un ölümünden sonra Abbasîlerin çöküşü başlamış ve ülke bir anarşi ortamına sürüklenmişti. Otoriteden yoksun kalan kutsal topraklar sık sık kanlı çatışmalara sahne oldu.
Karmatîler fırkasının terör havası estirdiği dönemde Mekke zorlu günler yaşadı. M. 916 yılından sonra Hac kervanlarının yolunu kesen Karmatiler, Mekke'ye düzenledikleri bir baskında çok sayıda insanı katlettiler.  Haceru'l-Esved'i sökerek Bahreyn'e götürdüler (M. 930). Sünnîliğe karşı açtıkları savaşın başarısızlıkla neticeleneceğini gören Karmatîler, Haceru'l-Esved'i geri getirdiler.
Mısır'da Fatimîler devletinin kurulmasından sonra, Hz. Ali soyundan gelenlerin Hicaz bölgesindeki etkinlikleri arttı. Bu dönemden sonra Mekke idaresi, şerif olarak adlandırılan Hz. Hasan soyundan gelen kimselerin elinde kaldı. Şerifliğin kurulması ile Mekke, nisbeten bağımsız bir hayat yaşamaya başlamıştı. M. 994-1039 yılları arasında şeriflik makamında bulunan Ebu'l-Futûh bir halife gibi hareket etmeye başlamıştı. Şeriflerin idaresinde Mekke önemli bir ilerleme göstererek Medine'yi geride bırakmıştır. Bu arada Fatimîlerin ve Yemen meliklerinin Mekke'ye baskı yaptıkları görülmektedir.

Osmanlılar Devrinde Mekke    
Mısır'ın 1517'de Yavuz tarafından ele geçirilmesinden sonra Hicaz bölgesi Osmanlı hâkimiyet sahası içerisine girmişti. Osmanlılar, Mekke idaresini şeriflerin elinde bırakmıştı. Onlar, bu dönemde sahip oldukları toprakları Mekke merkez olmak üzere, Kuzeyde Hayber'e, Güneyde Hali'ye, doğuda ise Necd bölgesine kadar genişletmişlerdi. Osmanlı hâkimiyeti döneminde Mekke, manevî-merkezîlik konumundan dolayı sürekli hizmet ve saygı görmüştür. Buğday ihtiyacının karşılanması için Mısır, kaynak kabul edilmişti. Ayrıca ilmî kurumlar ve dini binalar için büyük meblağlar sarf ediliyordu.
IV. Murad zamanında, Hacda çıkardıkları kargaşalıklar sebebiyle, Şiîlerin hacca gelmeleri yasaklanmıştı. Bu durum Sünnî-Şiî çatışmalarının Mekke'ye kadar bir yaygınlık kazanması neticesini doğurdu. Ancak, Osmanlı valisinin bu emri uygulama isteğine karşılık, Mekke şeriflerinin bu uygulamalara yanaşmak istemedikleri görülmektedir. Mekke, Vahhabîler'in ortaya çıkışlarına kadar, Zâvî Zayd, Zâvi Berekât ve Zâvi Mes'ud gibi şeriflerin bitmeyen mücadelelerine sahne oldu.
Necd bölgesinde güçlenen Vahhabîler, 1800'lerden sonra Mekke'yi sıkıştırmaya başlamışlardı. Vahhabîler ilk önce Taif'e saldırmışlardı. Osmanlı valisi Galip Efendi, Vahhabî tehlikesini yok etmek için çareler aradıysa da buna muvaffak olamadı. 1803'de, Emir Mes'ud komutasındaki Vahhabîler Mekke'yi ele geçirdiler. Medine'de yaptıkları gibi, itikadî yapılarından kaynaklanan bir takım aşırılıklara giriştiler. Galip Efendi, Cidde'ye doğru çekilmek zorunda kaldı. Cidde'de toparlanan Galip Efendi tekrar Mekke'yi geri almaya muvaffak oldu. Ancak, Vahhabîler'in hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı.
Hicazdaki Osmanlı hâkimiyetini yeniden tesis etmek isteyen II. Mahmud, Mısır valisi Mehmet Ali Paşayı bu işle görevlendirdi (1811).1813 yılında Cidde'ye çıkan Kavalalı Paşa Galip Efendi'nin de kendisine yardım etmesi sonucunda Mekke'yi kolayca ele geçirdi. Vahhabîler direnemeyeceklerini anladıklarından şehri boşaltıp gitmişlerdi.
Mehmed Ali Paşa Galip Efendinin görevine son vererek yeğeni Yahya b. Sarur'u şerif atadı. Bundan sonra Kavalalı’nın, şeriflerin işlerine sürekli müdahalede bulunduğu görülmektedir. Şeriflik için yapılan mücadeleler, İstanbul'un da bu işle doğrudan ilgilenmesine yol açmıştı.

Mekke’nin Osmanlıdan Koparılması
1869'da Süveyş kanalının açılması sayesinde İstanbul'un Hicaz bölgesiyle doğrudan teması mümkün olmuştu. Şerif Hüseyin, Osmanlıların, gereksiz bir şekilde Birinci Dünya Savaşına katılmasının peşinden İngilizlerle işbirliğine girerek Mekke'de bağımsızlığını, daha sonra kendisini halife ilân etmişti. Ancak buna kimse iltifat etmedi.
İngilizlerin, menfaatleri gereği, Hüseyin'i terkedip Abdulaziz b. Suud'a destek vermeleri sonucu Şerif yalnız kaldı. Onun 1924'de vefatı üzerine yerine geçen oğlu Melik Hüseyin, tutunamayarak önce Akabe'ye, oradan da Kıbrıs'a kaçtı. Mekke'yi rahat bir şekilde ele geçiren İbn Suud, 1926'da Hicaz kralı ilân edildi. Peşinden de Necid ve diğer bölgeler buna dahil edildi.
Bu tarihden günümüze kadar bu bölgeyi ellerinde bulunduran Suud Krallığı, önce, İslâm coğrafyasının bu bölgesinde nüfuz kurmaya çalışan İngiliz Emperyalizmine hizmet etmiş, Hemen arkasından, Batı Emperyalizminin lideri konumuna gelen, Amerika'nın yedeğine girmişdir.
Mekke, gayri müslimlerin ayak basmalarının yasak olduğu harem bölgesinin içindedir. Bu bölgede, bilhassa Harem-i Şerif'de insanlar, tam bir güvenlik içerisindedirler.

Mekke, İslâmın ve İslâm ümmetinin mukaddes bir beldesidir. Dolayısıyla buranın gerçek sahibi bu ümmettir.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...