YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 88. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

RUH ÇAĞRILIR MI, ÇAĞRILIRSA GELİR Mİ ?
( I )

Bir gün Yahudiler, Efendimiz sav’e gelerek ‘Ruh’u” sordular. Hemen akabinde şu ayet-i kerime nazil oldu: “Habibim, sana ruhu soruyorlar, de ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size (ruhun) ilminden ancak az bir şey verilmiştir.” O itibarla, insanlık tarihinde, ruh meselesi hep calibi dikkat ve merak konusu olmuştur. Mesele, ( bütün gizemli konularda olduğu gibi) insanların paradikmalarına göre; kah inkar edilmiş, kah evelenip-gevelenmiş ise de içinden çıkılamamış hatta oldukça karmaşık bir hal almıştır. Bunu fırsat bilen bazıları, işi tam bir rant kapısı haline çevirerek medyumculuk diye bir meslek ve sektör meydana getirmiştir. *Acaba, ruhu çağırdığını söyleyen medyumlar gerçekten bunu yapıyor mu?
*Veya onlar çağırıyorlar, ama ruh geliyor mu?
* Gelen var ise şayet bu hakikaten ruh mu veya başka bir şey mi?
*Yoksa herkes birbirini aldatıyor da sektörün ağababaları, fırsat bu fırsat diyerek, köşeyi mi dönüyorlar?
İstismara çok açık ve sübjektif olan bu meseleyi, hakikaten yaşamış bir kimsenin kaleminden, Çok değerli bir Hadis âlimi olan ve elim bir trafik kazasında iki sene önce rahmet-i Rahmana kavuşan merhum Prof. Dr. İbrahim CANAN’ın şarh ettiği; bizim de 12 seri halinde “CİNLER ALEMİ” hakkındaki yazımızın en önemli kaynaklarının başında gelen 18 ciltlik “ Kütübü Sitte” den iktibas ile biraz ihtisarla veriyoruz.

YAŞANMIŞ BİR RUH ÇAĞIRMA OLAYI
"Yıllar önceydi. Doktor, mühendis ve hukukçu bir grup arkadaş, mumların aydınlattığı yarı karanlık bir odada, yuvarlak masanın etrafına dizilmiş, seansımıza katılacak ruhu büyük bir merak, heyecan ve hatta korku ile bekliyorduk. Parmaklarımız, daire teşkil edecek şekilde dizilmiş harfler arasında gidip gelecek fincanın üzerinde titreşip duruyordu. Çevremizdeki ruhlardan birinin davetimize katılmasını rica ettik.
Biraz sonra fincanın hareket ederek daireler çizmeye başladığını hayretle gördük. Aramızda muzip birisi mi var diye birbirimize baktıksa da,  benizlerimizin rengi her şeyi açıklıyordu.

…..Ve  Ruh (?) geliyor
Seansımıza gelen, yıllar önce yaşamış bir doktorun ruhuydu. Üstelik bizleri de tanıyordu. Emin olmak için arkadaşlardan birini göstererek ismini sorduk. Göbek adıyla birlikte cevapladı. Sonra hepimizin doğum tarihlerini, medenî durumlarımızı, hatta içimizden birinin eski nişanlısının ismini bile verdi.  Şaşırmıştık. Çünkü bunların hepsini biz bile bilmiyorduk.  Bu ruh, yoksa içimizdeki bilgileri mi çalıyordu?
Doktor arkadaşları seanstan uzaklaştırdık ve başladık tıpla ilgili suallere... Cevapların içinde hiç bilmediğimiz bir yığın Latince kelime vardı içlerinde. Sonra doktorları çağırıp soru ve cevapları gösterdik. Hepsinin doğru olduğunu hayretle söylediler.
İçimize, bugünkü tıbbın bilmediği birtakım tedavi usullerini sorup öğrenmek ve böylece kısa yoldan meşhur olmak arzusu geldi. Birçok şey sorduksa da detay verilmedi. Yalnız, kanın pıhtılaşmasına dair, bugünkü tıbbın bilmediği, beş faktör daha saydığını  hatırlıyorum.
Kendisine, sorularımıza cevap verebilecek başka ruhları çağırıp çağıramayacağını sorduğumuzda cevap müspetti. Artık çeşitli ihtisas dallarında geçmiş üstatların ruhlarından yararlanabiliyor ve bir yığın orijinal bilgi öğreniyorduk.

Bir Tutku ve Alışkanlık haline Gelmişti
“Ruh çağırma” giderek bizde tam bir tutkuya dönüşmüştü. Artık onlarsız yapamıyorduk. Fakat sohbetlerimizin yavaş yavaş konu değiştirdiğini ve zaman geçtikçe itikat ve inanca yöneldiğini epeyce geç fark ettik.
Esrarengiz dostlarımız kendilerini, adeta hakikati tebliğe memur melekler gibi takdim ediyorlardı. Öyle ya, onlar ruhtu. Bizim göremediğimizi görüyor, duyamadığımızı duyuyor, hiçbir engel onları durduramıyordu.

Ölüm Ötesinden Sorular
Ölüm ötesi hakkında en iyi  bilgi, konuşan bir ölüden alınmaz mıydı?
Materyalistlerin  ahirete inananlara sordukları klasik bir soru vardır: Gidip gördünüz mü? Evet, gidip görenler işte karşımızdaydı. Bu dünyada herhangi bir uzmandan da öğrenebileceğimiz dünyevî bilgileri sorarak vakit kaybediyor, fırsatı iyi değerlendiremiyorduk.
*Kabirde neler oluyordu;
*Münker-Nekir sualleri neydi?
*Sıratın, mizanın, cennet ve cehennemin hakikati nelerdi?
*Din kitaplarının öğütlediği gibi yaşayanlar gerçekten orada rahat, diğerleri azapta mıydı?
*Ruhlar âleminde, mükâfat ve azabın keyfiyeti neydi?

Bunları birer  nas olarak öğreneceğimize, bizzat ruhların kendilerinden öğrenmek kabildi. Nasıl olsa her din, itikat ve mezhepten insanın ruhu çağırılıp sorulabiliyordu. Biz de büyük bir merak, hırs ve hevesle daldık mevzunun içine. Sorduk, sorduk... Seanslarımıza  katılanlar çoğalmış, birçok yerde ismimizden bahsedilir olmuştu.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...