YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 82. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

VELADET KANDİLİ

 

HOŞ GELDİN, SAFALAR GETİRDİN YA RESULALLAH!
( II )


Peygamberimizin Doğumuna Şahit olanlar
Kainatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i Amine validemizin yanında Abdurrahman bin Avf'ın annesi Şifa Hatun, Osman bin Ebil-As'ın annesi Fatıma Hatun ve Peygamberimizin halası Safiyye Hatun vardı. Bunlar da gördükleri nuru ve diğer hadiseleri haber verdiler.


Şifa Hatun şöyle anlatıyor:
"Ben, o gece Amine'nin yanında yardımcı olarak bulunuyordum. O'nun, doğar doğmaz dua ve niyaz ettiğini işittim. Bir nur çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü..."
Bundan başka bir çok hadiseye şahid olan Şifa Hatun; "Ne zaman ki, O'na peygamberliği bildirildi, hiç tereddüd etmeden ilk iman edenlerden biri de ben oldum" demiştir.

Safiyye Hatun da şöyle anlatmıştır:
"Muhammed aleyhisselam doğduğu sırada, her tarafı bir nur kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübarek başını kaldırıp açık bir dil ile; "La ilahe illallah, inni resulullah" dedi. O'nu yıkamak istediğimde; biz O'nu yıkanmış olarak gönderdik, denildi.
Göbeği kesilmiş ve sünnet olmuş görüldü. Secde halinde hafif sesle bir şeyler söylüyordu. Kulağımı mübarek ağzına yaklaştırdım.

"Ümmeti, Ümmeti! (Ümmetim, ümmetim) diyordu..."
Dedesi Abdülmuttalib, sevgili Peygamberimiz doğduğu sırada, Kabe'de Allahü teâlâya yalvarıp dua ediyordu. Ona da müjde verdiler. Efendimizin doğduğu günde birçok hadiseler gören Abdülmuttalib, bu müjdeye çok sevinip; "Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır" dedi.
Abdülmuttalib, böylesine büyük bir mutluluğu kutlamak için, doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek, insan ve hayvanların istifadesine sundu.
Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere; "MUHAMMED" ismini verdim, dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere ise; "Allahü teâlânın ve insanların O'nu methetmelerini, övmelerini istediğim için" cevabını verdi.

Sevgili Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatmıştır:
"Rüyamda çok büyük bir ağaç gördüm. Bir ucu semaya yükselmiş, dalları doğuya ve batıya yayılmıştı. O ağaçtan öyle bir nur saçılıyordu ki, güneş yanında çok hafif kalır. Bazan gözüküyor, bazan gözden kayboluyordu. İnsanlar ona yönelmişti. Her an nuru artıyordu.
Kureyş kabilesinden bazıları o ağacın dallarına tutunuyor, diğer bir kısmı da ağacı kesmeye çalışıyordu. Bir genç de onu kesmek isteyenlere mani oluyordu. Çok güzel bir yüzü vardı ve ben şimdiye kadar öyle bir yüz görmedim. Ayrıca vücudundan etrafa hoş kokular yayılıyordu. Ağacın bir dalını tutmak için elimi uzattım, fakat ulaşamadım."
Bu rüyasını dinleyen tabircinin yüzü değişti. Benzi sarardı;
- Ondan senin nasibin yok! dedi.
- Kimin nasibi var?
- O ağacın dalına tutananların... Senin soyundan bir peygamber gelecek, her tarafa malik olacak, insanlar O'nun dinine girecekler!
Sonra yanında bulunan oğlu Ebu Talib'e dönerek; "Bu herhalde O'nun amcası olacak" dedi. Ebu Talib bu hadiseyi Peygamber efendimize peygamberliği bildirilince anlatmış ve; "İşte o ağaç, Ebü'l-Kasım, el-Emin Muhammed aleyhisselamdır" demiştir.

Efendimizin Doğduğu gece Meydana gelen olaylar

Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O'nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak bir çok hadiseler meydana gelmiştir:
*Sevgili peygamberimizin dünyaya geldiği gece, bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi alimleri, Muhammed aleyhisselamın doğduğunu anlamışlardı. Eshab-ı kiramdan Hassan bin Sabit anlatır:
"Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahudinin biri; "Ey Yahudiler!" diye çığlık atarak koşuyordu. Yahudiler; "Ne var, bu bağırman nedendir?" diyerek yanına toplanınca, o; "Haberiniz olsun, Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyaya geldi..." diye cevap verdi.
*Efendimizin doğduğu gece Kabe'deki putların hepsi yüzüstü yere yıkıldı. Urvet-übn-ü Zübeyr bildirdi: "Kureyş'den bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir gün, putun yanına vardıklarında, onu yüzüstü yere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defa tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada, şöyle bir ses işitildi:
"Bir kimse doğdu, yeryüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi!"
Bu hadise tam Resulullahın doğduğu geceye rastlıyordu.
*Medayin şehrindeki İran Kisrasının sarayının on dört kulesi, burcu yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisra ve halkı; yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tabir ettirdiklerinde, bunun büyük bir şeye alamet olduğunu anlamışlardı.
*Yine o gece, mecusi yani ateşe tapanların bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi. Ateşin söndüğü tarihi kaydettiler, Kisra'nın sarayında burçların yıkıldığı geceye rastlıyordu.
*O zaman mukaddes sayılan Save Gölü'nün de o gece bir anda suyu çekilip kuruyuvermişti.
*Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehri vadisi yine o gecede dolup taşarak akmaya başladı.
*Muhammed aleyhisselamın doğduğu geceden itibaren, şeytan ve cinler artık Kureyş kahinlerine hadiselerden haber veremez oldu. Kehanet sona erdi...

Bil-Vesile, Herkesin Veladet Kandilini tebrik ederim.
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...