YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 80. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

NOEL VE YILBAŞI   (II)

 İslam ve Noel
Hristiyanların ve diğer din ve ideolojilerin simgesi olan bayram veya belirli günlerinde onlara uymak ve onların yaptıklarını yapmak caiz değildir. Ondan sakınmak gerekir.
İslâm öncesi İran (Zerdüştlük ve Mecusilik) inancındaki Nevruz ile Mihrican gibi müslüman olmayan kimselerin kutsal günlerini ta'zim etmek de caiz değildir (İ. Abidin,  XVII. s. 310; H. Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, II, s. 21).
Bundan anlaşılıyor ki bir Müslümanın, Noel veya milâdî yeni yıl ya da, yılbaşı veya buna benzer bazı özel insan ve kurumların koyduğu günleri kutlaması uygun değildir. İnanç yönünden sakıncalı olan bu günlerin diğer günlerden hiç bir farkı bulunmamaktadır.
Bunun yanı sıra, gerek özel olarak, gerekse yılbaşı amacıyla piyango bileti almak ve satmak haramdır. Piyango, kumarın bir türü olduğundan bunlardan kazanılan para meşru bir kazanç değildir. ( E. ve Ehliyet, II, s. 494;  H. Gönenç, age II, 116, 208).

Bu hususta şu ayet ve Hadisi Şerifleri okuyabiliriz:
*"Zulum yapanlara en ufak meyil göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz de yoktur sonra yardım da göremezsiniz. (Hûd (ll) 113.)
*"O (Allah) size Kitapta : " Allah'ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay, edildiğini isittiğinizde, onlar bir başka söze geçip dalıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkların da, kâfirlerin de tümünü cehennemde toplayacaktır". ( Nisâ, 140. )
*"Kim, bir kavme-millete benzerse o da onlardandır ".(E. Davud, Libas 4; .) Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şekli benzemenin sonuçta itikadı benzemeye götüreceğini anlatır: Çünkü inandığı gibi yaşayamayanlar, bir müddet sonra, hep yaşadığı gibi inanmaya başlamışlardır. Bu sosyal psikolojiyi, Meşhur Tarih Felsefecisi ve İslam Sosyoloğu Ibn Haldun da: “ Mağlupların galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını” anlatır. ( Mukaddime (trc.) I,374-75.)
Çünkü insan psikolojisinde sevdiği, büyük gördüğü ve de hayranı olduğu kimseyi taklit etme iç güdüsü vardır. Bu, körü-körüne olursa tamamen bir özenti halini alır. Niye, niçin, neden yapıldığı asla düşünülmez ve sorgulanmaz. Herkes (veya falanlar) yapıyor ben de yapmalıyım kompleksi oluşur. Bu fert veya toplumdaki aşağılık duygusudur ki insanı ve toplumları kendileri olmaktan uzaklaştırır. Aklı-fikri devre dışı bırakarak birilerinin güdümüne ve hegemonyasına mahkûm eder. Nihayetinde şekli taklit, itikadi taklide götürür.
Bu ilmi gerçeğe de dikkat çektikten sonra ittifakla kabul edilen fıkhî bir kaideyi hatırlamamızda büyük fayda vardır: "Müslümanın, başka din veya ideolojinin şiarı (alameti-farikası) olan bir fiili, kendi ihtiyarı ile yapması, takması veya giymesi küfürdür." Mesela Teslisin sembolü olan “Haçı” şakadan bile olsa öylesine takmak gibi. Binaen aleyh: Nevruz ve yılbaşı kutlamaları âlimlerimizce başka dinlerin ve inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hüküm ona göre verilmiştir.
Hak Celle ve Ala, bir ayetinde, şöyle buyurmaktadır: “İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne kalır? O halde nasıl (sapıklığa) döndürülüyorsunuz?” (Yunus,32)
İş bu hıtab-ı Hakka göre: İnsan, ya daire-i haktadır veya değildir. Hak bir tanedir, gayrısı ise bin tane... Binaen aleyh İslam çizgisi (Sırat-ı Müstakim) de olmadıktan sonra gerisinin herhangi birisinde olmak fazla bir şey değiştirmiyor. Aynen test sistemi ile sorulan soruların cevabında bir tane doğrudan başka hangi şıkkı tercih edersen et sonucun yanlış sayıldığı gibi.
Nitekim: “Allah katında yegâne (makbul=geçerli) din, İslam’dır. Kim, İslam’ın dışında din ararsa kabul edilmez ve o kişi (Dünya-ahiret) kaybetmiştir.” Ayetlerinde de açıkça beyan edilmiştir. Zira din, doğru ve dürüst söylem ve eylem birliği manzumesidir. Aksi bir davranış İslam dışına savrulmaya sebep olabilir, Allah korusun!
O yüzdendir ki mensubu olmakla şerefyap olduğumuz, Bizzat Cenabı Hak tarafından en mükemmel bir din olduğu haber verilen Yüce dinimiz İslam; Bütün iman, amel ve ahlak umdelerini vaz’ ederken başka her hangi bir din ve ideoloji ile en ufak bir şaibe ve iltibasa dahi müsamaha göstermemiştir. Tevhide zarar verecek şeyleri derhal reddederek zıddını ikame etmiştir. Mesela: Güneş perestlerin Güneşe tapma vakitleri olan işrak, zeval ve ğurup vakitlerinde Namaz kılmanın yasaklanması gibi.
Belki bazıları: “Ne var bunda, ne olacakmış? İnsanın içi temiz olduktan sonra, bir şey olacağını sanmıyorum” diye yaklaşabilir meseleye. O zaman ona Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasıyla şöyle cevap verilir: Hoca merhume gelip bazıları sormuş:
-Hocam! Tuvalette bir şey yenir mi?
Hoca:
-Yenebilir ama gören başka bir şey yiyor zanneder. Demiş.
İşte İslam, her halükarda, inanların başka bir şey yiyor şaibesinden uzak durmasını ve net tavır almasını emrediyor. Veya başka bir ifade ile: “Müslüman pazarında hiçbir zaman salyangoz satılmasını” istemiyor.
Bundan dört yüz sene öce gelmiş, Altun Silsilenin 23. Halkasını teşkil eden İmam Rabbanî ve Müceddidi Elfis-Sani de : “Kendi zamanında Hindu bayram ve eğlencelerine Müslümanların (özellikle kadınların) alaka ve iştiraklarını, bu vesile ile yaptıkları o günlere has hediyeleşmeleri takbih ederek şu ayeti zikreder: “Onların çoğu şirk koşmaksızın Allah'a iman etmezler ".( Yusuf, 106.)

 Böylece, şaibeli bir metod izlenmesi halinde: A1lah'a inandığını söyleyenlerin de şirk koşuyor olabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah'a inandıklarını söyleyebileceklerini anlatır. ( Mektûbat, III.4l)
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...