YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 8. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSRAF VE ZARARLARI ( IV )

Hz. Allah, yaratmış olduğu Kainatı ve insanı, koyduğu iki türlü kanunlarla idare etmektedir. Birisi Şeriat-ı  Kevniye : Tabiat, Fizik, Kimya gibi müsbet ilimlerle ortaya konulan kanunlar olup Kur’andaki adı “Sünnetullah”dır. Buna “adetullah” da denir.
Diğeri de Kitabi Kanunlardır ki: Şeriat veya dini kurallar manzumesidir. İlk insanla başlamış olup Cenabı Hak, Resulleri vasıtasıyla insanlara duyurmuştur. Peygamberimize kadar bu şeriatlar değişe değişe yüz binlerce peygamber tarafından tebliğ edile gelmiştir. Nihayet en son mükemmel formunu Kur’an’la kazanmıştır.
Kevni kanunlara aykırı davranmanın bir cezası olduğu gibi Din ve Şeriata uymamanın da müeyyidesi vardır. . Allah’ın kanunlarına karşı gelen insanlar hep zarar-ziyan içinde ve felaket zede olurlar. Batılı bir bilim adamı derki:  Din ve ahlak kurallarının da aynen fizik kanunları gibi yaptırımı vardır. Ayağıma bir taş değse nasıl bir hata işledim diye düşünürüm.
Fert ve toplumlar, her ikisine de uyup iyi bir hayat sürerek  (dünya-ahiret)  mesut ve bahtiyar olabilirler. Esasen din de bunun için gönderilmiştir. Bu kanunlardan birisi de israf yasağıdır. Buna uymayan eski ümmetler helaka uğramış; mal-mülkleri de hak ile yeksan olmuştur. Hz. Allah nimetlerine karşılık şükredenlerin malını arttırır, şükretmeyenleri cezalandırır. İşte israf tam bir nankörlük halidir.    

BAZI İSRAF ÇEŞİTLERİ
1-) Yeme İçme İsrafı
İnsanın, fiziki ve biyolojik hayatını devam ettirebilmesi için, ölmeyecek kadar yiyip içmesi farzdır. Açlık orucu tutup bunları terk ederse intihar etmiş olur. Ama yiyip içerken de har vurup harman savurmaması lazımdır. Nitekim Ayet-i Kerimede: “Yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz, çünkü Allah israf edenleri sevmez.”(Araf-31) buyurulmaktadır.
Bir fıtrat ve insaniyet dini olan İslam, neyi emretti ise insanın lehine neyi de yasakladı ise aleyhinedir. Her şeyde, ifrat ve tefrit ekstreminden kaçınmayı emrederek, itidal ve temkini esas almıştır. İş buna göre: Yeme-içme hususunda da ne saçıp savrulacak ne de açlıktan ölünecek, ikisinin arasında dengeli bir yol izlenecektir. Böylece hem başka insanların ve gelecek nesillerin, tüyü bitmedik yetimlerin hakları yenmemiş; hem de dünya nimetleri çarçur edilmemiş olacaktır.
Günümüzde yeme-içmede yapılan israfın bazıları şunlardır:
a)- Aşırı yeme=Oburluk: Günümüzde salgın halindedir. O yüzden obezite (aşırı şişmanlık) denilen hastalık baş göstermiştir. Gittikçe dünyamızı tehdit etmektedir: Yapılan araştırmalara göre 2035 senesine kadar Dünya nüfusunun %50’den fazlası obez olacaktır. Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “İnsanoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır, ona birkaç lokma yeter iken (o habire karnını haddinden fazla şişirmeye çalışır) hâlbuki mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes almaya ayırsın.” (Tirmizi, Zühd, 47)
b)- Bayat Ekmek ve yemek artıklarını çöpe atmak: Bütün dünya milletlerinin kangren olmuş yaralarından birisi. Öyle ki bu durum (adeta) büyük bir yarış halinde toplumsal çılgınlık haline gelmiştir.  Hayvana ve kurda-kuşa verilebilir ama dökülemez, hele hele çiğnenemez. Sırf ekmek hususundaki israfla kaç tane Afrika devletlerinin doyacağı hesapları yapılmıştır. El-Hak doğrudur, Allah’ın en büyük ikramı olan ekmeği ayaklar altına alıp bu kadar çok israf edenlerle o ekmeğin kırıntısına hasret milyonlarca insanın aynı dünyada yaşamasını bu yeryüzü (imkanı yok ) taşıyamaz, mutlaka bir gün patlar. Çünkü böyle bir ölçüsüzlük ve dengesizliğe Kainatta kurulu İlahi sistem müsaade etmez. Zilzal suresinde:  “Yeryüzü sallanıp bütün ağırlığını çıkarınca, insan, no’luyor buna diyecek. O da bu (zulüm, işkence ve dayanılmaz israf) haberlerini birer birer sayıp dökecek.” Buyuruluyor. Dinimizin “kimi yer kimi bakar kıyamet ondan kopar; Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” Düsturu işlerlik kazanmış olsa, dünya nimetleri hakça paylaşılmış olacaktır.
c)- Düğün-Mevlid ve toplu yenilen yerlerdeki yapılan israf: İnsanlara, özellikle gariplere ve fukaraya yemek yedirmek, onların karınlarını doyurmak çok sevap. Peygamberimiz: “Cennetin aşık olduğu dört kimseden birinin açları doyuranlar” olduğunu haber veriyor. Ancak bu sırada dökülen yemekler, atılan, saçılan, çiğnenen ekmek ve ekmek kırıntıları ile yemek malzemeleri her halde görenlerin yüreklerini parçalar. Günah işleyerek sevap kazanmak veya başka bir ifadeyle sevap işleyeceğim diye bir sürü vebale girmek ahir zaman Müslümanının farkı olsa gerek. İş bu eskiden yoğ idi yeni çıktı.
Bir de yiyenlerin, yarısını bıraktıkları yemek ve ekmeklerin durumu da bu asrın insanlarına ait farklılık. Tabaktaki yemek ve elindeki ekmeği bitirirse sanki Allah taş edecek. Ne imiş? Beğenmemiş. Tadını beğenmemiş, yapanı beğenmemiş, bu yemeği yemezmiş. İşte bunun bir tek adı var: İsraf…
d)- Su israfı: Boşa akıtılan suların maalesef haddi-hesabı yoktur. Çoğumuz, suyun kullanımını gelen su faturasıyla ölçeriz. Belediye su parası almasa herhalde suyu akıtma yarışı yaparız. O ise su her şey için bir hayattır. Hz. Allah her canlıyı sudan yarattık buyuruyor. İnsanlık tarihinde ve günümüzde bir çok savaşların gerçek sebebi sudur. Petrolden doğalgazdan ve başka yer altı ve yer üstü kaynaklarının hepsinden su daha önemlidir. Onlar yok iken de insan yaşayabiliyordu, ama suyun değil yok olması, azalması dahi yeryüzünde hayatı tehdit etmektedir. Nitekim bazı canlıların tükenmesi veya neslinin azalmasının en büyük sebebi su kaynaklarının bitmesi veya kullanılamaz hale gelmiş olmasıdır.
Peygamberimiz, Sa’d İ. Ebi Vakkas’a: “Ya Sa’d denizden bile abdest alsan kesinlikle israf etme”. Buyurur iken suyu ne denli iktisatlı kullanmamız gerektiğine dikkat çekmiştir. Yine kamunun istifadesi için su çıkartıp çeşme yaptırmanın dinimizde “Sadaka-i Cariye” =(öldükten sonra bile sevap kazanmaya devam edilecek iyilik) olarak kabul edilmesi boşa olmasa gerektir.   

2-)Giyim-kuşam israfı
İnsanların giyim kuşamları mali imkânlarıyla doğru orantılıdır ekseriyetle. Peygamber efendimiz:  “Varlıklı kimselerin kibir ve gösterişten uzak kalmak şartıyla Allah’ın verdiği nimetleri kulları üzerinde görmek istediğini” belirtmiştir.(Ebu Davut, Libas,14) Binaen aleyh insanın, sahip olduğu nimetleri kullanarak, temiz ve güzel giyinmesi hususunda Rasullüllah (sav) ümmetine iyi bir model olmuştur. Fakat güzel giyineyim derken lüks, şatafat ve israfa kaçmamak icap etmektedir.
Günümüzde ne yazık ki modayı izleme çabası insanları israfa sevk etmektedir. Moda denilen meret de sanki bunun için ortaya çıkmıştır. Modası geçti diye birçok giyim eşyası atıl ve batıl hale gelmektedir. Bu itibarla büyük israf kalemlerinden birisini giyim-kuşam tarzı oluşturmaktadır. Yüce İslam dini bu tür davranışları hoş karşılamadığı gibi bunun bir vebal olduğunu; insanın bu tür nimetlerden de sorgu ve suale çekileceğini açıkça beyan etmektedir. (Tekasür,8)

İslam’ın giyim kuşamla kastettiği: Öncelikle mahrem yerlerin örtülmesi demek olan “tesettür”dür. Sonra örfen kapatılacak yerlerdir. Takva ve Hayâ elbisesiyle birleştirilmesi çok hayırlı ve ideal bir davranıştır. (Araf,26) İş buna göre moda, insanın kendine, örfüne, kültürüne, dinine yakışan ve uygun olan giyim tarzı olmalıdır.  Yoksa moda diye trans paran veya daracık (vücut hatlarını belli eden) bir giyiniş şekli asla insani ve İslami değildir. Peygamber efendimiz böyleleri için (Kasiyatün = Ariyatün) yani güya giyinen ama gerçekte çıplak olanlardır diye ifade buyurmuştur.
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...