YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 73. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM DİNİNE GÖRE CİN VE CİNLER ÂLEMİ  (VIII)

Cin Ve Şeytan Niçin Yaratılmıştır?
İnsanın apaçık düşmanı olduğu bildirilen ve gayesi; insanı doğru yoldan çıkararak küfre ve dalâlete sevk etmek olan şeytan acaba niçin yaratılmıştır?
Gerçek şudur ki; insan, yaratılış bakımından madde ve ruh'dan teşekkül eder. Maddî cephesi; fizikî görünüşü olan bedeni ve onun tabiî ihtiyaçlarıdır. Manevî cephesini de, mahiyeti bilinmeyen ruhu ve aklı teşkil eder. Bu yaratılışının tabii neticesi olarak Yüce Allah, insana iki çeşit duygu vermiştir.
*Birincisi, insanın ruh ve mânâ cephesi ile ilgili olan yüce duygulardır ki, bunlar, insanı rûhânî, iyi-güzel ve yüce bir hayata yöneltir.
*İkincisi ise, insanın maddî ve fizikî yönü ile ilgili olan bir takım süflî duygulardır. İnsan bu duygularına tabi olursa, ruh cephesi zayıflar, adetâ maddeleşerek adileşir.
İnsandaki bu iki çeşit duyguya karşılık kâinatta da iki çeşit varlık vardır: Melekler ve şeytanlar. Şüphe yok ki, süflî ve âdî nev'iden olan duygu ve arzular, insanın fizikî varlığı için şarttır. Fakat bunlar, çığırından çıkıp, kontrol edilemez bir hale gelirse, insanın iyi ve yüce bir hayata doğru yönelmesine ve yükselmesine engel olur. İnsanın bu cins duygu ve arzularını kontrol etmesi gereklidir. Eğer bunu yapmakta başarıya ulaşırsa, ne bu fizikî arzular, ne de onu tahrik eden şeytan, insana zarar verebilir. Bilâkis manevî cephesinin emrine girer ve onun yükselmesine hizmet eder. İnsan’ın bir imtihan ve deneme yeri olan bu dünya'da, onu iyiliğe yöneltmek için melek yaratılması nasıl lüzumlu ise, fizikî varlığı için de onun süflî ve âdî arzularını kamçılayan kuvvet, kontrol altına alınmak şartı ile zararsız, hattâ faydalı olabilir.
*Gerçekte şeytan, önce insana itaati kabul etmez. Onun arzu ve niyeti, insanoğlunu, parlak sözlerle ve yalanla adî ve süflî arzularını uyandırarak yanlış yola sevk etmektir.
İnsan, ruhî gelişmesinin ilk devresinde, şeytanın içinde uyandırdığı süflî ve kötü arzuları susturmak için onunla savaşmak zorundadır. Fakat insan bu mücadelede azmeder, ilâhî vahiy sayesinde, şeytanı yener ve başarılı olursa, artık yükselir, süfli arzular dizginlenir ve şeytan ona zarar veremez hale gelir. Ona iyilikten başka şeyler telkin edemez. Nitekim Hak Teâlâ; “فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ Benden size bir hidâyet rehberi gelecektir. Kim ona uyar, yolundan giderse, onlar için artık korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.”  [Bakara,38 .] buyurmuştur.[ Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 414-416.]
Hulasa: Şeytan, Allah'a rakip olabilecek bir güç değil, insanlardan kimin iyi, kimin kötüyü seçeceğinin belli olması için Allah tarafından yaratılıp, eylemlerine izin verilen bir varlıktır. Allah isteseydi onu yaratmayabilirdi. Ancak o zaman kötülüklerden kaçınmanın önemi kalmazdı.

Cinlerin Zararları
Aslında Cinler de beşer gibi aciz ve zavallı varlıklardır. İnsanoğlu gibi iyisi iyi; kötüsü de kötüdür. Nasıl ki insanın mayasında müsbet ve menfilik potansiyeli varsa cinler de keza böyledir. Âdemoğlu kızıp şirazeden çıkınca dağıtıyor, ortalığı katıp-karıştırıyor; hatta yamyamlaşıyor ve etrafa (öfke ile kalkan zararla oturur misali ) zarar veriyorsa Cinler de aynısını yapıyor. Tek fark şu ki;  Göremediğimiz için biz onlara zarar veremiyoruz. Onlar ise bizi görüp-gözetebildiklerinden dolayı kızdıkları (veya kızdırdığımız) zaman, pek ala, başımıza çorap örebiliyorlar. Nitekim bir ayet-i kerimede şu şekilde gelmiştir:
يَا بَنِي آدَمَ لاَ يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَا أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ الْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا
 سَوْءَاتِهِمَا إِنَّهُ يَرَاكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لاَ تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاطِينَ أَوْلِيَاء لِلَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ
Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. (A’raf, 27)
O itibarla Kur’anı Kerim ve Sünneti Seniyye, Cin ve Şeytanlardan daima Allah’ sığınmamızı emretmektedir. Muavizeteyn denilen Felak-Nas sureleri gibi.

Fakat şurası muhakkaktır ki: Cinlerin Sünnileri durup dururken insana asla zarar vermez. Bazı durumlarda zorda kalırlarsa verebilirler. Mesela onların yiyecekleri (daha ziyade) Lavobalara dökülen yemek ve bulaşık artıkları ile mezbeleliklerdeki Kemik, soğan-yumurta kabuğu, kül ve sair döküntülerle Sofradaki ekmek kırıntılarıdır. Buralara çok kızgın su, ateş dökülmesi ve çiğnenmesi halinde zarar verebilirler. O yüzden ya basmamalı veya basmak veya Lavobaya sıcak su dökmek zorunda kalırsak önce mutlaka besmele çekmelidir. Aksi halde insanın başına (Allah korusun ) tebelleş olup zarar verebilirler.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...