YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 7. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAMA GÖRE İSRAF VE ZARARLARI  (III)

Kur’an-ı Kerimde israf ile eş anlamlı olan kelime “tebzir”dir.
1-)Tebzir: Sözlük anlamı ölçüsüz harcamak ve saçıp savurmak anlamına gelir.  Istılahta: Malı gereken yerlere sarf etmemek,  haram yollarla kaybolmasına sebebiyet veren lüks ve fantastik tüketimdir.
İsraf bir yemeğin ve yiyeceğin yarısını yiyip yarısını dökmek ve çürütmekse, tebzir; ondan daha öte kötü bir durumu ortaya koymaktadır. O da boş yere malını atmak ve çarçur etmek veya haram yollara harcamaktır.
Nitekim Kur’an-ı Kerimde: Akrabaya yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver, gereksiz yere saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan da rabbine karşı oldukça nankördür.(İsra, 26-27)
Bu ayeti kerimede “ tebzir” kelimesi ve türevleri kullanılmaktadır. İnsanın, malını fantastik bir şekilde döküp saçarak boşa gidermesi anlamındadır. Bununla ilgili olarak bazı ulama şunları söylemiştir:
“Malı, harcanması icap eden yerlerin dışında sarf etmektir”.(İbn-i Mesud)
“Azıcık bile olsa harama ve batıla harcamaktır.”(Mücahid)
“Haksız yere harcamaktır.”(İbn-i Abbas)
“Allaha isyanda fitne fesat yolunda malı tüketmektir”.(Katade)
Bütün bu manalardaki ortak nokta şudur: Bunların hepsi, şeytanın bir fiili olarak kabul edilmektedir.  Dolayısıyla, müsrif insanların, şeytanın nankörlüğü gibi, bir nankörlüğün içinde bulunduğu hususu, dikkati çekmektedir.
Halbuki mülk esasen Allah’ındır. İnsana tamamen verilmiş hiçbir şey yoktur. İnsan sadece bir emanetçidir  olup gerçek sahibi ondan bir gün (verdiği emanetleri) geri  isteyecektir. O İtibarla mal ve paranın helal yoldan kazanıldığı gibi harcanılması da meşru yollarda olması gerekir.
Peygamber efendimiz israf ve israftan kaçınmamız hususunda ısrarla durmuştur:
İstediğin gibi (meşru ölçülerde) ye, iç ve giyin, ama iki kötü huydan kaçın: İsraf ve kibir. (et- Tefsirul Münir, 8- 184)
Kibirsiz ve israfsız bir şekilde yiyiniz, içiniz, giyininiz bir de sadaka veriniz (Buhar Libas- 1)
İsraf manevi bir hastalıktır. Allaha karşı bir nankörlüktür, gelecek neslin hakkını talan etmektir.
                           

İSRAFIN SEBEPLERİ

1-)Sefahat: Düşüncesiz ve akılsızca hareket etmektir. Ayet-i Kerime’de: Malları sefihlere vermeyin.(Nisa,5) diye emredilmektedir. İnsan zeki olabilir ama “akıllıca”  hareket etmiyorsa buna sefih denir. Böyle insanlar düşüncesizce harcayıp daima israfa hatta tebzire giderek çoluk çocuğunu rezil-rüsvay ettiği; insanlık  haysiyet ve şerefini ayaklar altına aldığı için “Sefahat” adı verilmektedir.
Şeytanın tuzaklarından birisi de insanın yerde alıp gökte savurma alışkanlığıdır. Ondan sonrası rezalet ve bazen de cinayettir. Zamanımızdaki hırsızlıkların çoğunun fantastik ve haram harcamaları karşılamak için yapıldığı bir vak’adır. Çünkü karnı aç olanı doyurmak mümkündür ama gözü aç ve sefahat bataklığına batmış birisini doyurmak kabil değildir. Alın teri ile çalışıp kazanmak zor geldiği için gözü daima başkasının malında ve parasında olur.  Hep versinler diye bekler, vermezlerse gayr-i meşru yoldan elde etme planları kurar.
2-)Bilgisizlik: İnsana, İslam’ı, haram ve helalı, meşru kazanç ve harcama yollarını bilmesi emredilmiştir. Hatta bunları çocukken onlara öğretmek anne babanın vazifeleri arasındadır.  Aksi halde nefsin arzu ve isteklerini sınırlamak mümkün değildir. Bu sınırsızlık, işi öyle bir reddeye götürür ki hak etmeden bir şeyi elde etmeyi  ve ona sahip olmayı ister.
3-)Lüks Yaşama Arzusu: Lüks hayattan kastedilen içki, kumar, fuhuş, gücünün üzerinde aşırı harcama, gurur, kibir, şan ve şöhret duygularını tatmin için şehvani ve hevai yaşantılardır. Esasen nefsin arzu ve istekleri de bu yönde temerküz etmektedir. Nitekim bir ayeti kerimede: “Nefsani arzulara, kadınlara, oğullara yığın yığın altın ve gümüşe, salma adlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı tutkun ve düşkün olmak insanlara cazip kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatlarıdır.  Hâlbuki varılacak güzel yer Allah katındadır.” buyurulmaktadır. (Al-i İmran- 14 )
İnsanların savurganlığına yol açan Lüks yaşama tutkusu ve anlayışı toplumda bir yarış ve inada endekslenirse o toplumun felaketi ve helak olma alametleri belirmiş demektir. Zenginler malından olurken orta direk ve fakirler ise hem malından hem canından olur. Fakat her iki kesim de neticede dünyasını ve ahiretini karartır.
4-)Gösteriş: Her toplumda bazı insanların başkalarına karşı dikkat çekme ve caka satmak hastalığı vardır. Hatta bu, bazen öyle bir hal alır ki tabii ihtiyaçlarından bile bunu önde tutar. Ayranı yok içmeye tahterevalliyle gider deyimi işte böyle bir durumdur. Burada nefis ve şeytanın dürtülerinden olan psikolojik tatmin(sizlik) söz konusudur. O ise ayeti kerimelerde: Kim Şeytana tabi olursa o daima insana aleni ve gizli kötülükler emreder. Buyrulurken aynı şeytanın hak ve meşru harcamalarda ise cimriliği emredip fakirlikle korkutması özelliğinin bulunduğu ifade edilmektedir.
Her türlü hal ve hareketinde bir insanın gösteriş sahibi olması tamamen psikolojik bir hastalıktır. Sebebi: Kompleks, kendini beğendirme ve kanıtlama, zenginlik gösterisi veya bu imajı verme ihtiyacıdır. Dini, sosyal-kültürel değerlerin de alt üst olması bu duyguları tahrik ederek  toplumun zıvanadan çıkmasına sebep olmaktadır.
Bugün; oturulan semtlerin, alınan ev  ve arabaların, giyim ve kuşamın hatta cep telefonlarının bile tamamen bu popüler kültüre göre (bazıları tarafından) tercih edilmesi hep bu saikledir. Ayeti Kerimelerde : Mallarını insanlara karşı bu algı ile harcayanlar  kınanarak şeytanla kötü bir arkadaşlık yaptıkları ve hatta münafık oldukları özellikle vurgulanmaktadır.(Nisa, 38-142; Bakara, 264)
Bu hususta, insanlık tarihinde en çarpıcı örneklerden birisi,  Musa a. s. zamanında yaşamış Karun’dur. Bunun hazinelerinin sadece anahtarları on beş deve yüküdür. Gösterişe düşkün olduğu için halkın karşısına çalımlı bir şekilde çıkar ve caka satardı. Bazıları, onun haline özenir, biz de böyle olsak derlerdi. Fakat günün birinde malı ve mülküyle beraber helak edilince işin hiçte iyi durum olmadığını fark ettiler.
5-)Malın gayri meşru ve kolay kazanılması: İslam’a göre çalışmak bir şeref olup başarının yoludur. Çünkü  Allah boş duran kulunu sevmez. Çalışma ile vakit değerlenir, servet bereketlenir gelir ziyadeleşir.
Psikologlar şöyle demiştir: Bir insanı madden-manen helak etmek istiyorsanız boş bırakınız. Herkesin çalışması kendine aittir. Kimse kimsenin yerine çalışamaz. Çalışmadan insana rızık verilmez. Çalışmakla beraber meşru yoldan kazanmayı da emreden dinimiz, emeksiz yemeğin (helal) olmayacağını ifade etmiştir. Alın teri olmayan kazançta bereket yoktur. Meşru bir şekilde elde edilmeyen mal, sahibine yarar yerine zarar getirir.
Gelsin de nereden ve nasıl gelirse gelsin düşüncesi, insanlık haysiyeti ve Müslümanlık şerefiyle bağdaşmaz. Zira böyle duygu ve düşünce, israfı ve batıl yollara yapılan harcamayı arttırır.

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...