YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 67. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM DİNİNE GÖRE CİN VE CİNLER ÂLEMİ  (II)

Cinler Hakkında, Ehli Sünnet’e Zıt Görüşler
1)- Başta Farabî ve İbni Sina olmak üzere felsefecilerin çoğu, cinlerin varlığını kabul etmemişlerdir.
2)-  Bazıları kabul etseler de süflî ruhlar adını vermişlerdir. Bunların, ervâh-ı felekiyyeden daha süratli cevap verdiklerini fakat onlardan daha zayıf olduklarını söylemişlerdir.
3)- Cinler, havâî, yani rüzgârdan yaratılmış, çeşitli şekillere girebilen canlılardır,” diyenler olmuştur.
4)- Bir kısmı ise bunların, cevher olduklarını; â'râz ve ecsâm olmadıklarını söylemişlerdir. Bu cevherleri de mahiyetleri muhtelif bazı kısımlara ayırmışlardır: Cinlerin bazıları iyi, salih ve hayırsever; bir kısmı ise kötülük severdirler. Sayılarını da ancak Allah bilir.  Demişlerdir.
5)- Bazı fırkalar da cinlerin cisim olmakla beraber, mahiyetlerinin farklı, sıfatlarının (insanlarla) bir olduğunu söylemişlerdir. Sıfatları: Uzayda yer kaplamaları; uzunluk, genişlik ve derinlik gibi üç boyutlu olmalarıdır. Cinler; latif, kesif, ulvî ve süflî kısımlara ayrılırlar. Hevâî cism-i latîflerin, mahiyet itibariyle, diğer cisim türlerine benzemesi imkânsız bir olay değildir.
6)Mu'tezile ise cinlerin varlığını kabul etmemiştir. Bunlar, hayat için bünyenin şart olduğunu; zor işler yapabilmek için de bünyenin katı olmasını ileri sürmüşlerdir.
Bu görüş, Ehli Sünnet inancına uymamaktadır. Çünkü bu anlayışta olan Mutezile ve takipçileri harikulâde olayları inkâr, varlığı kitap ve sünnet ile sabit olan şeyleri reddetmiş oluyorlar.

Ancak Mutezile imamlarının en önde gelenlerinden meşhur Usulü Fıkıhçı ve Abbasilerin Kadı’l-Kuzatlığını yapmış Kadı AbdülCabbar, Cinlerin varlığını kabul ederek şöyle der: Ey insan bil ki, Cinlerin mevcudiyetine delil, akli değil, sem’idir. Yani akıl, muğayyebattan ( metafizik) olan şeyleri bilme, anlama, dolayısıyle hüküm verme şansına sahip değildir. Zira aralarında fiil-fail veya eser-müessir gibi bir alaka yoktur ki birinden diğerine delalet olsun da bir hüküm ortaya koyabilsin.
7)- Günümüzün Pozitivistlerinden bazıları, Mutezile gibi cinleri tamamen reddediyor, ya da Onları mikrop, bakteri, virüs veya başka isimlerle te’vil yoluna gitmektedirler.
8)- Bazıları da ( Mısırlı Dr. Maruf gibi ) “Kur’anda cinlerle kastedilen Meleklerdir. Sadece isimleri ayrı ama mahiyet ve keyfiyetleri aynıdır” diyor.
9)- Bir kısmı da Cinlerden maksat: “Nefsin kötü temayülleri ve insan iradesinin şer melekeleridir.” Diyor.

Cinlerin varlığını inkâr edenlere Ne Denir?
Acaba bu inkârcılar kâinattaki bütün mahlûkatı biliyorlar da, aralarında cinleri bulamadıklarından dolayı mı böyle iddia ediyorlar? Şüphesiz bugün dahi hiçbir âlim bunu söyleyemez. Zira yeryüzünde varlığı daha yeni keşfedilen pek çok canlılar vardır. Hiç bir kimse iddia edemez ki, bugün yeryüzündeki canlıların artık keşif zincirinin sonuna gelinmiştir.
Halbuki Cin kelimesinin etimolojisinde beş duyunun ötesinde olduğu için bu ismin verilmesi vardır. Hissedilse onlara cin adı verilmez ki. İman beş duyunun bittiği yerde başlar. Bazılarının, ben gördüğüme inanırım demesi ne kadar saçmadır.
Gayba iman şerefinden mahrum olan materyalist düşünce, oldum olası metafizikle kanlı bıçaklı olmayı bir şey zannediyor. Bunun için gaybla ilgili herşeyi dönüştürerek sekülere edip ruhsuz bir cesedi insan diye – ne yazık ki- yutturuyor. Göremediğinden intikamını, inkar ile veya alay ederek alıyor.
Kopernik, ilk defa teleskopla gökyüzüne bakınca: “Gökyüzünde melek falan görünmüyor, binlerce yıldır aldatılmışız.” Diyerek Ruhani varlıkların mevcut olmadığının isbatını (?) bile yapıyor.
Binaen aleyh “Cin diye bir şey yoktur” demek veya onların varlığını mikrop gibi şeylerle te’vil etmek yanlıştır. Zira zırva, te’vil götürmez.

İnsanlık Tarihinde Cin Anlayışı ve Cinler
Peygamberlere inanan ve onların getirdiği Şeriatlara sahip olan milletler, cinlerin varlığını kabul etmişlerdir. Ancak Sâbiîler, Süryaniler, Yunanlılar, Romalılar, Cahiliye Arapları ve diğer müşrikler, bütün bu görülmeyen gizli ruhanî varlıkları Allaha oğul ve kız olarak uydurmuşlardır. Böylece Dev, peri, şeytan, cin ve melek adıyla andıkları, hayra ve şerre kaadir zannettikleri, esrarengiz yaratıkları ilâh ittihaz ederek, onlara tapmaya yönelmişlerdir.
İslamdan önce Tüklerde Tanrı ahiret, Cennet-Cehennem inancı olduğu gibi, Melek-Cin ve Şeytan inancı da vardır. Bu durum, Araplardaki Haniflik ile paralellik arz etmektedir
İslâm'dan önce Arabistan'da cinler, Tabiat hayatının, insanların hükmü altına girmemiş ve düşman kalmış tarafını temsil ediyorlardı. O yüzden Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bi’seti esnasında cinler, önemli ilâhlar arasına girmekte idiler:
وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ إِنَّهُم لَمُحْضَرُونْ = Mekke Arapları Allah ile cinler arasında da bir soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.( Saffât, 158)
وَجَعَلُواْ لِلّهِ شُرَكَاء الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُواْ لَهُ بَنِينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يَصِفُونَ Manası: Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysaki onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve münezzehdir. (En’am, 100)

Yine İslam’dan önce Araplar, sefere çıktıklarında, gece ıssız bir yerde kalırlarsa, korktukları için bu Vadinin Efendisine sığınırız derlerdi. Cinler bunu duyunca “İnse ve Cin’ne efendi olduk” diye kibirlenirlerdi. Şu ayet, Cinlerin lisanından, Müşrik toplumların cin anlayışını ortaya koymaktadır:
وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ الْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا  = Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. (Cin, 6)
Kur’anın Kâinat kitabı olduğunu nazarı-itibara aldığımızda: Bu ayetin, insanlık tarihinde bir takım ruhlara tapan ilkel kabilelerin “animizm” anlayışı ile günümüzdeki ruh çağırma ve medyumculuk olaylarına da şümulü vardır.
         
DİKKAT!
Ruh çağırma seanslarıyla ilgili yazılar pek yakında gelecektir.

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...