YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 664. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

BİR SABR-I CEMİL ÖRNEĞİ PEYGAMBER; HZ. EYUB A.S.
(IV)

5 - EYYUB PEYGAMBERİN YEMİNİ VE YEMİNİNİN KEFFARETİ

 Kur'an-ı Kerim'deki, Eyyub kıssasının anlaşılmasında problem olmuş bölümlerinden bir diğeri de onun yemini ve gerçekleştirmesi ile ilgili olanıdır. Kur'an bu durumu şöyle kıssa etmektedir:
وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِب بِّهِ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ "= “ Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir…"[Sad, 44]
Kur'an'daki bu mücmel ifade, Hz. Eyyub'un yemininin mahiyeti hakkında bilgi vermemektedir. Bu hususta Tevrat'ta da bir anlatım yoktur. Kadim başka kaynaklarda ise "Allah Tealanın, Eyyub a.s.’a eline bir demet alıp hanımına vurmasını emretmesinin sebebi hakkında bazı rivayetler vardır. Bunlarda özetle şöyle denilmektedir: "Eyyub (a.s.) hasta iken hanımı bir meseleden dolayı onu kızdırmış bunun üzerine o da hanımına yüz değnek vuracağına dair yemin etmiştir. Eyyub (a.s.) hastalığından iyileşince, Allah Teâlâ, Eyyub´a hizmet eden ve ona karşı şefkatli ve merhametli davranan hanımının bu şekilde cezalandırılmasını hafif­letmiş ve Eyyub´a, eline yüz sopa alarak ona bir defa vurmasını ve böylece ye­minini yerine getirmiş olacağını emretmiştir." [Taberi, a.g.e, c.VII, s.138; Mehmed Vehbi, a.g.e, c. XII, s. 4806]  
Ayetteki, "Elinle bir demet sap al" ifadesi, "Ayağınla vur" ifadesine atfedilmiştir. "Dığs" kelimesi, ot, fesleğen ve benzeri şeylerden küçük bir demet manasınadır. Bil ki bu söz, daha evvel, Hz. Eyyûb(a.s)'dan bir yeminin sâdır olduğuna delâlet etmektedir. Bir hadiste, onun hanımına karşı yemin ettiği bildirilmiştir. (Kurtubi, A.g.e, c.XV, s. 105)
Âlimler, onun, hangi sebepten ötürü hanımına karşı yemin ettiği hususunda ihtilaf etmişlerdir:
Tevrat'tın Eyyub kıssasındaki hayatından alınan detaylardan hareketle, olmadık ındî yorumlara gidilerek, Hz. Eyyub'un yemini ve gerçekleştirmesi ile ilgili İsrailiyat ürünü bir sürü malumata yer verilmiştir. Şimdi söz konusu İsrailiyat'a göz atarak bu konuda bazı hususları ifade edelim: Hz. Eyyub'tan sadır olan "bu yeminin; *Kadının, Hz. Eyyûb (a.s)'ı şeytana meylettirmesinden olması mümkün değildir. Zira o bir peygamber olup korunmuştur.
*Saç örgüsünü kesmesinden ollduğunu söylemek de akıldan uzaktır. Çünkü yiyecek almaya mecbur olan birisinin böylesi bir harekette bulunması mubahtır.
Doğruya en yakın olan, Hanımının, Hz. Eyyûb (a.s)'a, bazı işlerinde muhalefet etmesinden ötürü bu yeminin olmasıdır. Çünkü hanımı, işlerini görmeye gidince bazen gecikiyordu. Hz. Eyyûb (a.s), iyileştiğinde ona yüz sopa vuracağına dair hasta iken yemin etti. Kadın, ona çok güzel hizmet ettiği için Cenâb-ı Hak, Hz. Eyyûb (a.s)'un yeminini, hem kendine hem hanımına kolay olan en basit yolla çözdü."[Taberi, a.g.e, c.VII, s. 138]
Burada önemli bir husus vardır
Hz. Eyyub'un yemini sadece Kur'an'da yer almaktadır. Yani gaybi bir olay olan Eyyub a.s’ın yeminin, mahiyetini çözmek için elimizde başka vasıta yoktur. Bazıları, yeminle alakalı olarak, Tevrat'taki Eyub kıssasında karısı ile ilgili anlatımlara, kendileri ve İsrailiyat ürünü bir takım hikâyeler ekleyip kurgulayarak bir neticeye ulaşmaya çalışmışlarsa da yaptıkları, Raziye göre, Kur'an noktai nazarından sakattır.
Şu halde Hz. Eyyub'un yemininin mahiyetini anlamaya çalışmaktansa, onun yeminini tutması gerçeğinin üzerinde tekessüf etmek (yoğunlaşmak) gerekir. Çünkü "Velâ tahnes=yeminini bozma!" ifadesi, yemininin mahiyetinden daha önemlidir. Bu ayetle her ne şekilde yemin etmiş olursa olsun Cenabı Hakk, onun yeminini yerine getirmesini istemiş ve bunun için de bir yol göstermiştir.
Yeminin Hükmü
Bu yüzden tefsirlerde, Hz. Eyyub'un ettiği yemin hakkında; "bu ayetin hükmünün yalnız Hz. Eyyub'a ait bir şey mi yoksa genel mi olduğu hususunda ihtilaf edilmiş, dolayısıyla bu hususta çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bu özel durum dolayısıyla ekseri müfessirler ve fukaha, Hz. Eyyub'un yeminin keffaretini gerçekleştirme şeklinin yalnız ona mahsus olduğu yorumunu yapmışlardır. Anlaşılan o ki bu, daha makul ve isabetlidir. (Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, c.V,s.299; Kurtubi, a.g.e, c.XV, s. 106.)

 Kur'an-ı Kerim'de yer alan yemin ayetlerine bir göz atalım:
"Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. " Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size ayetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!"[Maide, 89]   "Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lâkin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Allah gafûrdur, halîmdir."[Bakara, 225] "Yeminlerinizi aranızda fesada araç edinmeyin, aksi halde (İslâm'da) sebat etmişken ayağınız kayar da (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (dünyada) kötülüğü tadarsınız. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardır."[Nahil, 94]
Kur'an'da yer alan, yeminlerle ilgili bu ayetlerde; Eyyub kıssasında geçmeyen ifadeler bulunmaktadır. Bunlardan biri; "Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar" ifadesidir. Yeminler kasıtlı ve kasıtsız yapılan olarak ikiye ayrılmakta ve kasıtsız yapılan yeminler istisna tutulmaktadır.
Dolayısıyla kasıtlı yapılan yeminlerin yerine getirilmesi gerekliliği üzerinde durulurken; her halükarda yerine getirilemeyen-getirilmeyen yeminler hakkında "Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek veya onları giydirmek yahut bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yeminlerinizin keffâreti işte budur." Şeklinde ayrı bir hüküm beyan edilmiştir.
Bu ayeti kerimeye istinaden; yapılan kasıtlı yeminler yerine getirilmediği veya getirilemediği takdirde bunun kefareti ikame edilmiştir. Binaenaleyh mezkur ayette "..Bunun da keffâreti.." denilerek, yerine getirilemeyen yeminler için, Hz. Eyyub döneminden daha fazla bir açılım ile kefaret hükmü tahsis edilmiştir. Her ne şekilde olursa olsun yeminleri yerine getirmeyen veya getiremeyenler için; sadece Eyyub'a(a.s) mahsus olduğu anlaşılması gereken; onun bir demet sapla vurarak yeminini yerine getirmesi gibi bir yola gitmeye gerek kalmamıştır.
Burada önemli olan Husus
Kur'an ve Tevrat kıssaları arasındaki mücmel/mufassal olma haricinde çok önemli bir fark vardır. O da Hz. Eyyub'un yemini ve gerçekleştirme şeklidir. Bunu şöyle izah etmek mümkündür:
a)Tevrat'ta yer alan kıssanın muharref hale gelmesi ile yok olan yeminle ilgili ayrıntı Kur'an tarafından beyan edilerek Tevrat'taki Eyyub kıssasının uğradığı tahrifat düzeltilmektedir.
b)Bunun yanı sıra Hz. Peygamberin kıssaları Tevrat ve İncil'den aşırdığı iddialarına çok kuvvetli bir cevap teşkil etmektedir. Zira Kur'an kıssaları tamamen gaybi beyanlardır ve peygamberin bu kıssalarla ilgili en ufak bir müdahalesi yoktur.
c)Hz. Peygamberin bu kıssa nazil olmazdan önce Eyyub kıssası ile ilgili Ehl-i kitap yoluyla diğer Araplar gibi tevatüren bazı bilgi sahibi olmuş olsa bile Kur'an'da beyan edilen Eyyub kıssasının, Tevrat'taki Eyyub kıssasına göre; gerek mücmel beyanı gerekse Eyyub'un yemini ile ilgili fazladan ayrıntısı; Hz. Peygamberin, Kur'an'ın nazil olan Eyyub kıssası ayetlerinden daha önceden bi haber olduğunu bu konuda inisiyatifin tamamen Allah'ın tekelinde bulunduğunu ihsas etmektedir.  
Esasen Kur'an-ı Kerim'de kıssalar ile ilgili şu ayetler bu konuyu vuzuha kavuşturmaktadır:
*"(Ey Muhammed!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar çekişirken de yanlarında değildin."[Ali İmran, 44]  
* "(Ey Muhammed!) İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır."[Hüd, 49]  
* "İşte bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin)."[Yusuf, 102]

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...