YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 662. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

BİR SABR-I CEMİL ÖRNEĞİ PEYGAMBER; HZ. EYUB A.S.
(II)

 3 - EYYUB A.S’a GELEN MUSİBET

Kur'an-ı Kerim'in Sad ve Enbiya surelerinde bulunan altı ayette, Hz. Eyyub'un başına gelen musibetten mücmel olarak bahsedilmektedir. Sad suresinde; وَوَهَبْنَا لَهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَى لِأُوْلِي الْأَلْبَابِ "Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık."[Sad,43] Denilerek ailesine gelen musibetle onların ölmeleri ve mallarının tarumar olması üzerine; tekrar evlat ve yeniden mal ve mülk sahibi olduğu beyan edilmektedir.
Enbiya suresinde ise "فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ ""Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lütuf ve ibadet edenlere bir ders olmak üzere, hastalığını iyileştirmiş, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermiştik."[Enbiya,84] Diye beyan edilerek; onun, başına gelen musibetlerden sonra, Allah'a olan duası ve Allah'ın bu duaya icabeti vurgulanmaktadır.
Kur'an-ı Kerim, tüm kıssalardaki genel özelliği olayları ayrıntıya boğmamaktadır. Bu yüzden Eyyub a.s kıssasında da ayrıntılar üzerinde durmamıştır.
Tevrat'ın Eyyub kitabında, Hz. Eyyub'un ailesi ve serveti üzerine gelen musibet iki kısımda anlatılmaktadır. Birinci musibetin çocukları ve servetine, ikincisi de Eyyub'un(a.s) bedenine isabet ettiği şeklindedir.
a-Eyyub (a.s)ın ailesi ve servetine gelen bela
"Bir gün bir ulak gelip Hz. Eyüp'e şöyle dedi: "Öküzler çift sürüyor, eşekler onların yanında otluyordu. Sabalılar baskın yaptı, hepsini alıp götürdü. Uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnız ben, sana durumu bildirmek için kaçıp kurtuldum"dedi. O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip:
-Tanrı ateş yağdırdı, Koyunlarla uşakları yakıp küle çevirdi. Yalnızca ben kaçıp kurtuldum durumu sana bildirmek için" dedi. O da daha sözünü bitirmeden başka bir ulak:
-Kildaniler üç bölük halinde develere saldırdı" dedi, "Hepsini alıp götürdüler, uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnızca ben kurtuldum durumu sana bildirmek için." Daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip:
-Oğullarınla kızların ağabeylerinin evinde yiyip-içerken ansızın çölden şiddetli bir rüzgâr esti" dedi, "Evin dört köşesine çarptı; ev gençlerin üzerine yıkıldı, hepsi öldü. Yalnız ben kurtulup koştum durumu sana bildirmek için."
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı. Dedi ki: "Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. Rab verdi, Rab aldı, Rabbın adına övgüler olsun!" Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı."[Kitab-ı mukaddes; Eyub kitabı; Bab 1/ 13-22]
Kur'an'da herhangi bir açıklama bulunmasa da tefsirlerde "A. bin Mes'ud dedi ki: Eyyûb'un hanımı dışında aile halkı ve­fat etmişti” rivayeti ile Hz. Eyyub'un hanımına bela isabet etmediği belirtilmektedir.[Kurtubi, el-Cami li-Ahkami’l-Kur’an, c.XI, s. 548]
İş buna göre Tevrat'ta anlatılan musibet sahnesinde; Hz. Eyyub'un ailesi ve servetine gelen bu beladan, hanımının istisna tutulduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bu musibetten sonra hanımının Hz. Eyub ile diyaloglarına yer verilmektedir. Karısı;
- "Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?" dedi, "Tanrı'ya söv de öl bari!" Eyüp,
- "Aptal kadınlar gibi konuşuyorsun" diye karşılık verdi."[K. mukaddes; Eyub kitabı; Bab 2/9-10]
Tevrat kıssasının ilerleyen safhalarında, Hz. Eyyub'un hanımının,  ona karşı olumsuz tavırlarının anlatıldığı görülmektedir. Bu nedenle olsa gerektir ki, İslam müfessirleri, Kur'an'da anlatılan; Hz. Eyyub'un yeminini bozmaması için bir demet sapı vurması ile ilgili ayetinin yorumunda; elindeki sap demetini, karısına vurduğu kanaatini serdetmişlerdir. (Bunun üzerinde yeri geldiğinde ayrıca duracağız.)
Hz. Eyyub'un uğradığı belalara rağmen Allah'a isyan etmemesi Tevrat'ta şu şekilde ifade edilmektedir: "RAB, "Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?" dedi, "Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır."[K.muk; Eyub kitabı; Bab 2/ 3] 
Tevrat'ta Hz. Eyyub'un sabrına dair bu (Kur’an’a uygun) anlatıma rağmen çoğunlukla onun Allah'a isyankâr konuşmalarına da yer verilmektedir. Bu iki tezat durumu; "Eyyub peygamberin musibetlere karşı sabrı ve Allaha teslimiyeti" başlığı altında ayrıca inceleyeceğiz.
 b-Hz. Eyyub'un bedenine gelen musibet
Kur'an, Hz. Eyyub'un bedenine gelen musibet ile ilgili olarak şu ayetlerde işarette bulunur.
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ "   =Biz de onun duasına icabet ettik ve ona değen zararı kaldırdık"[Enbiya, 84]
    ارْكُضْ بِرِجْلِكَ هَذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ      =Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti."  "Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik."[ Sad,43]
Hz. Eyyub'un bedenindeki hastalığına dair Kur'an'daki mücmel anlatıma mukabil, Tevrat'ın Eyyub kitabında oldukça mufassal ifadeler yer almaktadır:
* "Eyüp'ün bedeninde tepeden tırnağa kadar kötü çıbanlar çıkardı. Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu."[ Kitab-ı mukaddes; Eyub kitabı; Bab 2/7-8.]  
*"Bedenimi kurt yiyor, kabuk kaplamış çatlayan derimden irin akıyor."[A.Atik; Eyub kitabı; Bab 7/5] 
* "Benden tiksinip uzak duruyorlar. Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar."[K. Muk; Eyub kitabı; Bab30/10]
*"Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor. Çocuklar bile beni küçümsüyor, benimle eğleniyorlar. Bütün dostlarım benden iğreniyor, Sevdiklerim yüz çeviriyor. Bir deri bir kemiğe döndüm, Ölümün eşiğine geldim."[ Kitab-ı mukaddes; Eyub kitabı; Bab19/17-20]
Tevrat'taki bu mufassal anlatımlar; bazıları tarafından Hz. Eyyub'un konumunu çok ileriye taşıma saikıyla olağan üstü abartılıp yüklü İsrailiyatla doldurulduğu gözlemlenmektedir: "Bir kurt, onun uyluğundan düştü.  Eyyûb(a.s), o kurdu yerden alıp olduğu yere koyarak: "Muhakkak ki Cenâb-ı Hakk beni, senin için besin yapmıştır..." dedi. Bunun üzerine o kurt da ona: "Çok şiddetli bir biçimde ısırdı. İşte o esnada:
وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ    =Hz. Eyyûb "Ya Rabbî, bana bu dert gelip çattı, Sen, merhametlilerin en merhametlisisin dedi."[Enbiya, 83]  
Bu taplo Hz. Eyyub'u ve hastalığını mitolojik-efsane bir duruma sokarak, Kur'an'ın vermek istediği beşer-nebive resul insan kişiliğinden uzaklaştırmaktadır. (F. Er-Râzi, age, c.XVI, s.206)
İmdi işbu hususu akli-nakli delillerle tahlil izahını yaparak hakikati gün yüzüne çıkaralım:

EYYÛB ALEYHİSSELÂMIN KURTLANMADIĞININ BEYÂNI

Eyyûb Peygamber hakkında uydurulan kıssada deniliyor ki: “Çok hastalandı öyle ki vücudu yara-bere içinde kaldı. İş öyle bir hâl aldı ki, yaraların içinden kurtlar çıkmaya başladı. Bu kurtlar yere düştüğünde Eyyûb Peygamber, kurtları yerden alıp yarasına katarak “Ye mübârek, rızkından ye” derdi. Ailesi ve diğer insanlar, onun kötü kokması ve kötü görünmesinden dolayı yanından kaçmışlardır.”Hatta bazı kaynaklarda kavminin onu, şehrin dışındaki çöplüğe attığı geçmektedir. 
Bu anlatma tarzı şüphesiz ki doğru değildir. Eyyûb Peygamber elbette ki hastalanmıştır. Fakat hastalığının ne tür bir hastalık olduğu ne Kur’ân-ı Kerîm’de ne de Hadîs-i Şerîfler’de geçmektedir.
Bu batıl hikayeler açıkça yahûdilerin, Müslümanlar’ın arasına soktukları iftirâlardandır. Yani İsrâiliyyattır.
Öncelikle anlatılan bu hurafa kıssa peygamberliğin temel dava ve ilkesine ters düşmektedir. Çünkü Peygamberlerin en büyük görevlerinden biri davet ve tebliğdir. İnsanları îmâna ve İslâm’a davet ederken, onları kendilerinden uzaklaştırıcı, iğrendirici, nefret ettirici ve tiksindirici hastalık gibi sebeplerin mevcut olması, üstlendikleri dâvâya ters düşer. Çünkü bizler bile hayatta, en çok sevdiğimiz insanın ter veya kötü kokmasına tahammül edemezken, kurtlu olup tiksindirici bir hâl almasına nasıl tahammül edilir ki!
Allâh-u Teâlâ,Eyyûb Peygamber hakkında şöyle buyurmaktadır: وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ = “Eyyûb, Rabb’ine: Bana zarar dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”diye niyâz etmişti.” 
(Enbiyâ, 83)
Âyet-i Kerîme’de geçen ‘bana zarar dokundu’ ifâdesi, ‘hastalandım’ anlamına gelmektedir. Görüldüğü gibi Eyyûb a.s’ın sadece hastalandığı geçmekte hastalığının ne olduğu hakkında bilgi verilmemekte fakat: “ وَإِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلاًّ فضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ =“Allâh, bütün peygamberleri yaratılmışlardan üstün kıldı.” buyrulmaktadır (En’âm, 86)
Zira Peygamberan-ı Izam Hazaratının vücutları, ahlâkları, güzellikleri ve sesleri ile yaratılmışların en üstünleridirler. Efendimiz bir Hadîs-i Şerîfi’nde şöyle buyurmaktadır: “Allâh, yüzü ve sesi güzel olmayan bir peygamber göndermemiştir. ” Vücûdundan kurt çıkan birinin güzelliğinden nasıl bahsedilebilir ki? Dolayısıyla bâtıl olan bu ve bu tür kıssaların tümü, Âyet-i Kerîme ve Hadîs-i Şerîfler’e terstir?
Peygamberimiz, yine bir Hadîs-i Şerîfi’nde şöyle buyurmaktadır: “Allâh; toprağa, Peygamberlerin vücutlarını yemesini harâm kılmıştır.”Kabirde Peygamberlerin mübârek vücutlarını haşerâtın yemesi imkânsız imkansızken hayatta nasıl mümkün olsun ki? 
Yine Eyyûb Peygamberin, vücûdundan düşen kurdu alıp:”Ey mübârek rızkından ye!” dediği iddiâ ediliyor. Oysa bir Müslüman’ın kendi vücûduna zarar vermesi harâmdır. Nitekim ayette şöyle emredilmiştir:
وَلاَ تُلْقُواْ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوَاْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ ﴿ “Kendi kendinizi tehlikeye atmayın!”( Bakara, 195)
Peygamber Efendimiz de şöyle buyurdu: “Kişi kendi nefsine ve başkasına zarar veremez.”(İbn Mâce)
Bunun harâm olduğunu öğreten bir peygamberin, böyle bir şeyi yaptığı nasıl iddiâ edilebilir ki!

Bazı ulamanın bu konudaki görüşleri

İmâm-ı Mâturîdî 
“Peygamberlerde insanların kendilerinden uzaklaşmasını doğuracak sebeplerden hiç biri bulunmaz.”
“Peygamberler, mert, cesur, davalarında sebat eden, mahlûkâtın iyilik ve menfaati için her türlü eziyete katlanan, insanları tiksindirecek ve uzak tutacak hastalıklardan müstağnî, sefkatli ve merhametli zühd ve takvâ sâhibi kimselerdir.” (Kitabu’t-Tevhîd) 
 ET-Taftazânî
Peygamberler cüzam, baras gibi tiksindirici hastalıklardan, kendi kıymetlerini düşerecek ve Peygamberliğin hikmetine uymayan hâllerden mahfuzdurlar. (“Şerhu’l Makâsıd”)
Kemâluddîn ibn Hümam 
Nefret uyandıran hâller, görenin uzak durmasına sebep olabilecek hastalıklar, katı-kaba tavırlar ve şahsiyeti küçük düşürücü davranışlardan peygamberler masumdurlar. (“El Müsâyere”)
MUHAMMED Hâdîmî
Kemâl-i akıl, kuvvet-i rey, selim tabiatın kendisinden nefret ettiği veya murûeti (kişiliği) ihlâl eden şeylerden ve Peygamber olarak gönderilmenin hikmetine mugayeretten selâmet bulmuş olmasını gerektirir. Nitekim Tehzib-i Kelâm‘da böyle zikredilmiştir: Eyyûb Aleyhisselâm’ın hastalığı hakkında nakl olunan şeylerin ifratı da bununla bâtıl olur. Kavminin ondan nefret ettiği ve nerede ise mahallesinden çıkartmayı düşündükleri gibi… (Berika)
Manastırlı İsmâil Hakkı
Enbiyânın her biri zamanında; en akıllı, re’yi en kuvvetli, güzel huy sâhibi, hayatı mazbut, soyu sopu temiz, kin ve hasetten uzak, izzet ve şeref sâhibi, tiksindirici hastalıklarla veya başka bir yolla arızası olmayan, günâhtan berî olmalıdır. Aynı şekilde bayağı-âdî işlerle uğraşmaz, peygamberlikten önce bile bir an olsun inancına şirk katmaz. (“Mevaidü’l-İn’âm fi Berâhini Akaîdi’l İslâm)
Ezzurumlu ibrâhim hakkı
Kazerle zenb u humk u kizb u ketbân u hıyânetten münezzeh ve müberrâdır cemîi Enbiyâullah.Yani bütün Nebîler, kir ve pislikten, günah ve ahmaklıktan, yalan, hakkı gizlemek ve hıyânetten berîdirler. (Mârifetnâme)
Konyalı Mehmed Vehbi Efendi
Hastalığı insanların nefretini mucib olan hastalıklardan değildi. Zira; enbiyâyı izam bil-ûmum nefreti mucib olan şeylerden mahfuzdurlar. Çünkü enbiyânın nefreti mucib şeye mübtelâ olmaları bi’setden maksad olan halkla ihtilâta ve tarik-ı müstakime davete münâfî olduğundan hikmet-i bi’sete mügayirdir. Binaenaleyh; bazı kitaplarda Hazreti Eyyûb’un hastalığında mübalâğa suretiyle yazılan şeyler kat’iyyen yalandır.
Eyyûb Aleyhisselâm’ın hastalığı da böyle hariçten görenleri iğrendirecek bir hastalık değildi. Çünkü Peygamberler halkın nefretine sebep olacak arızalardan uzaktır ve Allâh onları korumuştur. (Hülâsatü’l-Beyân fî-Tefsiri’l-Kur’ân, 9: 3469)
Ömer Nasûhi Bilmen
Peygamberlerde tebliğ vazîfesine zarar getirecek cüzzam, sar’a, uzun süreli baygınlık, sağırlık ve âmâlık gibi rahatsızlıkların olmaması ve gönderildikleri kavimlerin en şerefli ve en necip ailelerinden gelmeleri de zarûrîdir.(“Muvazzah İlm-i Kelâm”)
Hz. Eyyûb’un hastalığı insanların nefretini çekecek bir vaziyette değildi. Öyle hastalıklardan Peygamberler bir hikmet gereği korunmuşlardır. (Enbiyâ Sûresi Tefsîri)
Diyânet İslam Ansiklopedisi
Hz. Eyyûb’un hastalığının, insanları kendisinden nefret ettirecek kadar ağır ve tiksindirici olduğu yolundaki yahûdî menşeli bilgileri bir peygamberin saygınlığı ve sosyal prestijiyle bağdaştırmak mümkün değildir; Kur’ân’da ve güvenilir Hadîs kaynaklarında bu tür bilgiler de bulunmamaktadır. Bazı kitaplarda geçen bu yöndeki mâlumat ise tamamen isrâilî kaynaklardan intikal etmiştir. (“Eyyûb” Maddesi)
Bin-Netice:
“Âlimler icmâ ettiler ki bütün Peygamberler yaratılmışların en üstünüdürler. Onların hepsi âlim ve hikmetlidirler. Allâh-u Teâlâ onları masûm kılmıştır. Onların kendi kendilerine zarar vermeleri imkânsızdır. Çünkü bütün Peygamberlerin şerîatlerinde, kendi nefislerini koruyup kendilerine zarar vermemeleri konusunda ittifak vardır. Bütün âlimler dediler ki: İğrendirici, tiksindirici ve nefret ettirici hastalıklara Peygamberlerin düşmeleri imkânsızdır.” (“Tahzirul Lebîb Min mê fîl Kutubi Minêl Ekêzîb”)

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...