YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 66. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM DİNİNE GÖRE CİN VE CİNLER ÂLEMİ  (I)

GİRİŞ
Metafizik âlemin sakinlerinden “Melek” deyince; Onlara karşı içimizde bir mülayemet, sıcaklık hatta sempati peydah oluverir. Derhal onları arkamızda destekçi, yanı başımızda yardımcı, yalnız kaldığımızda da bir yoldaş-arkadaş olarak benimseriz. Bununla güven gelir kendimize. Melekleri bir “iyilik havarisi” olarak görür, “asla bize kötülük yapmazlar” diye düşünürüz.
Çünkü Melek, masumiyetin, safiyetin, emniyetin, itimadın ve itibarın simgesidir kültürümüzde. Birisinin iyi, temiz ve dürüstlüğünü ifade ederken: “Melek gibi insan” dedik mi onu en güzel şekilde anlatmış oluruz. El-hak doğrudur. Başka türlü melek anlayışı, İslam akidemizde büyük bir depreme yol açar.

Ama “Cin” kelimesi ise, önce cin gibi, herkesi çarpar. Çarpılmamak için “üç harfliler” diye söyleyenler olur.  Gayb (metafizik) âleminin bu ikinci ama farklı yaratıklarını yok sayanlar, çarpılma korkularını bastırma operasyonu gerçekleştiriyor olabilirler kendi iç dünyalarında. Aslında bu bir kaçıştır: Hem de Hak ve hakikattan, aklını-fikrini, gözünü-kulağını kapatarak, karanlığa firar edip sırra kadem basmaktır. Çünkü bazıları, yiğitliğin yüzde doksan dokuzunu kaçmak olarak görür. Tarih, kaçak-korkak ve sahte kahramanlarla dolu değil midir o yüzden.
Acaba Cin nedir? Var mıdır, yok mudur? Varsa, Cinler âlemi nasıldır? Ne yaparlar? Ne yiyip-içerler? Biz insanlara dost mudurlar? Yoksa düşman mı? Onlar bizi görür de biz, onları niçin göremeyiz? Cinler, her şeyi bilirler mi? Bunların insan, melek ve şeytanlarla alakası var mıdır? Varsa nedir? Cinciler ve muskacılar cinlerle görüşür mü? Velhasıl: Daha neler, neler… Akla gelen ve gelmeyen ama Cinler hakkında merak edilen birçok konuları, “Şer’i argümanlarla, İslami perspektiften, on iki yazı halinde ve başlıklar altında anlatmaya çalışacağız.

a) Cin Kelimesi ve anlamı
Cin kelimesi Arapça olup Sözlükte: Örtmek, gizlemek, gözle görülmeyen ve beş duyudan ırak manasına gelen “CENNE” fiilinden mastar veya sıfatı müşebbehedir. Bu fiilden türemiş, Türkçede tedavülde olan, başka kelimeler de mevcuttur:
*Cinnet: Cinnet geçirmek, denir ki aklını veya akıl fonksiyonlarını kaybetmektir. 
*Cünun: İnsanla aklının arasının perdelenmesi demektir ki bu vasfın sahibine de “Mecnun” denir.
*Cenin: Anne karnında gelişim aşamasında olup henüz gün yüzü görmemiş çocuğa denir.
* Cennet: Metafizik âlemde olup beş duyu alanına girmediği için işbu ismi almıştır. Ancak sık ve kalabalık ağaç veya bitkilerle kaplı yerlere de; gerçeğine teşbihten kinaye Cennet denilmesi ise toprak yüzeyinin örtülü olmasından dolayıdır. ( El-müfredat, S. 203-205)

 Din Terminolojisinde Cin
Dumansız, yalın ve zehirli ateşten yaratılmış, irade sahibi ve emri İlahi ile mükellef, metafizik varlıkların adıdır. Nitekim:
وَخَلَقَ الْجَانَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ = Cinleri yalın ateşten yarattı.” Ayeti onların yaratılış maddesini çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Zamanımızın anlayışıyla buna “ışın” veya “mikrodalga” diyenler vardır. (A. Hulusi, s.41) Fakat onların ateşten yaratılması, ateş parçası anlamına gelmez. İnsanın topraktan gelip de toprak parçası olmadığı gibi.
Cinler, insanlardan (bazı rivayetlerde 2000 yıl )önce yaratılmışlardır. Nitekim Kur’an’ı Kerim bunu haber verir:"
وَالْجَآنَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ
= Cânnı da, (insandan )daha önce çok zehirli ateşten yarattık."(Hicr, 27)
Cin kelimesi o cinsin genel adıdır. Cinlerin bir tek ferdine "cinnî" denir. "cânn" kelimesi, cin ile eşanlamlıdır, diyenler olduğu gibi, İnsanın atası nasıl Âdemse, Cinlerin atasına da Cann denilmiştir.
Ancak Neml suresi 10. Ayette Cann, yılan manasında kullanılmıştır Cin kelimesinin çoğulu” Ecinne” ve hemzenin tahfifiyle “Cinne” şeklinde gelir. ( El-Müfredat, S. 204)

 

RUHANİ VARLIKLARIN GERÇEKLİĞİ

a)- Gerçekliklerinin Nakli Delilleri
Ehli Sünnet vel-Cemaat’a göre: Ateşten yaratılan ve dünya gözüyle görülemeyen cinler ile aynı cinsten olan Şeytan’ın metafizik varlıklar olduğu şer'an sabittir. Bu hususta, Kur'an-ı Kerîm'de «Cin Sûresi» adiyle müstakil bir sûre bile vardır.
Cinlerin varlığını ve kendisinin onlara da peygamber olarak gönderildiğini Peygamberimiz haber vermiştir. O halde bizim müslüman olarak, muhkem âyetler ve sahih hadislerle var olduğu bildirilen, cin ve şeytan'ın, gizli yaratıklar olduğuna inanmamız zorunludur. Aksi bir durum, imanı alt-üst eder. Çünkü hayat sahibi olan varlıklar, yalnız şu dünyadaki insanlarla, diğer gördüğümüz canlılardan ibaret değildir. Kaldı ki bu dünyada bile bilmediğimiz; bilip de göremediğimiz bir sürü canlı yaşamaktadır.
Ancak peygamberlerle evliyanın gördüğü ruhani varlıklar vardır ki, Melaike ile cinlerdir. Bunlar, çeşitli şekillere girebilecek kabiliyette yaratılmışlardır. Melekler, Allah'a itaatten asla ayrılmazlar göklerde bulunurlar. Ancak Hz. Allah’ın emriyle yeryüzüne inerek tekrar göklere yükselen, yerlerin ve göklerin seyyahlarıdır. Cinler ise, insanlar gibi yeryüzünde bulunurlar. Müminleri ve kâfirleri vardır.
Selefiliğin reislerinden İbni Teymiye şöyle diyor: Yahudi ve Hıristiyanların arasında da Müslümanlardaki Mutezile gibi inkâr eden bir azınlık bulunsa da Ehli Kitap, Cinleri kabul ederler.

b)- Aklen Gerçeklikleri
Ehli Sünnet anlayışına göre: Şer'an sabit olan meleklerin varlığını inkâr etmeyen insan aklı, varlığı dînen sabit olan cin ve şeytanı da kabul eder. Çünkü bu, aklen muhal değildir. Cinlerin de, cismanî bir bünyesi olabilir. Bizim her bünyeyi görmemiz zarurî olmadığı gibi, bildiğimiz cisimlerin de hepsini göremediğimiz bilinen bir gerçektir.
Gözlerimizin önünde, bünyeye sahip birçok varlıklar (mikrop ve bakteri gibi ) olduğu halde, biz onları görmüyoruz. Bu bakımdan, hava içinde hiç hissetmediğimiz dalgalar ve ışınlarla beraber âletle dahi hissedilmeyen gizli varlıklar vardır.
Her şeyi halk etmeye “Kaadir-i Mutlak” olan Hz. Allah'ın yarattıklarını, yalnız gözle veya âletle görüp bildiğimizden ibaret sanmak, büyük bir gaflet ve dalalet hatta hıyanet olur.

Ehli Sünnet vel-Cemaatın iki imamından Ebu’l-Hasan el-Eş'arî ise; “cisimlerin mahiyet itibariyle birbirine eşit olduğunu, hayat için bünyenin şart olmadığını” söylemiştir.
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...