YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 659. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM’DA İTAAT, TESLİMİYET VE TEVEKKÜL
(IV)

B-TESLİMİYET

Anlamı
Lügatta: Boyun eğmek, başa gelen hâdiseleri îtirazsız kabûllenmek ve selâmete çıkmak mânâsına gelir. Teslîmiyet, kalbin bir fiili olup Allâh tarafından haber verilen hususlarda en ufak bir şüpheden, ilâhî emirlere ters düşen nefsânî arzulardan, ihlâsla bağdaşmayan hevai isteklerden, ilâhî takdîre ve Şer’-i Şerîfe îtirazdan salim olmaktır.
Teslîmiyet, (Arapçada) İslâm kelimesi ile aynı köktendir. Nitekim bu çağın büyük mütefekkirlerinden Merhum Aliya İzzet Begoviç öyle diyor; “Ey İslam, senin adın teslimiyettir.” Teslimiyettir, çünkü teslim olmayan İslam olamaz. Bu sebeple İslâm’ı hakkıyla yaşayabilmek ve hakîkî kul olabilmek (hatta kul kalabilmek) başkasına değil, ancak ve ancak Kur’an ve Sünnet’e teslîm olmakla mümkündür. Zira Allâh C.C. kulunun kendisinden başkasına râm olmasını istemez.
Teslîmiyet, muhabbete dayalı ( canı gönülden, seve seve olan) bir itaat işidir. Bakara suresi 131.ayette şöyle gelir: “Rabbi ona demişti ki Ey İbrahim, kayıtsız şartsız teslim ol. O da Âlemlerin Rabbi olan Allah’a kayıtsız şartsız teslim oldum demişti.” Onun bereketiyle İbrâhim a.s’a canı, malı ve evlâdı, yüce Rabbinin yolunda hiçbir engel teşkîl etmedi. Çünkü kalbinde Allâh’tan başkasına yer yoktu. Bu yüzden Cenâb-ı Hak onu kendisine “Dost” edinmişti. Bunun üzerine Melekler:                                                       
–Yâ Rabbî! İbrâhim’in canı, evlâdı ve malı var! Nasıl sana Halîl olabilir?.”Demişlerdi. Allâh Teâlâ da, O’nun teslîmiyetini meleklere göstermek için birçok safhada onu imtihan etmişti. Bir ayeti celile bunu şöyle haber verir: “Rabbi İbrahim'i bir takım emirlerle denemiş, o da onları yerine getirmiş,  Allah da seni insanlara önder kılacağım' demişti.” (Bakara 124)
Nitekim bu imtihanlar ve neticelerinin, kıyâmete kadar insanlığa numune-i imtisâl olduğunu Rabbimiz şöyle ifade buyuruyor: Muhakkak ki İbrahim’de ve beraberindeki (mü’min) lerde sizin için takip edilmesi gereken güzel bir örnek vardır: Onlar, (içlerinden çıktıkları ama inkârcı) topluluklarına şöyle demişlerdi: “Bizim sizinle de, Allah’tan başka taptıklarınızla da hiçbir münasebetimiz olamaz. Sizi ve inancınızı reddediyoruz; …(O ve beraberindekiler, şöyle dua etmişlerdi:) “Rabbimiz, Sana güvenip dayandık, bütün varlığımızla Sana yöneldik ve sonunda Senin huzuruna varacağız.(Mümtehıne,4)
Hazret-i İbrahim’in  Teslimiyet Safhaları
1)-İbrâhim as, ateşe atılacağı zaman melekler yardımına gelmişti. Ancak O:
“–--- -Size ihtiyâcım yok! «Allâh ne güzel vekîldir!» diyerek Rabbine sığınmıştı. O’nun bu teslîmiyetinin bir mükâfâtı olarak ateşe Hz: Allah:
“–Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmet ol!” (Enbiyâ, 69) buyurmuştu.
2)- Cebrâîl a.s. Cenâb-ı Hakk’ı üç defa (Sübbuhun Kuddüsün Rabbuna ve Rabbul-Melaikketi ve-Ruh) diye zikredince, İbrâhim a.s’ın malı da nazarında ehemmiyetsiz bir hâle gelmiş ve ona:
“–Al bunların hepsini götür!” demişti.
3)- Yine Hz. İbrâhim, evlâdı İsmâil’i kurban etmekle imtihan edilmiş ve Cenâb-ı Hakk’ın emrine gösterdiği teslîmiyet ile bu imtihanı da geçmişti.
Tasavvufa Göre Teslimiyet
Muhabbeti esas alan ve İslâm’ın özü olan tasavvuf, kulun ilâhî istikâmet üzere yaşayabilmesi ve her nefeste Rabbine daha ziyâde yaklaşabilmesi için, Hakk’a rızâ ve teslîmiyet duygusunu gönüllere yerleştirmeyi hedefler. Çünkü şu fânî âlemi kuşatan bin bir elem, keder ve çilelerin tesiri ve nefsânî aldanışların kesâfeti, ancak Hakk’a rızâ ve teslîmiyet netîcesinde azalmaya başlar. İbrâhim Hakkı Erzurûmî ne güzel söyler:
Sen Hakk’a tevekkül kıl
Teslîm ol da rahat bul
Her işine râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler!
İşbuna Göre Teslimiyet
Gerçek kulluktur
Çünkü Allâh C.C. kulunun kendisinden başkasına kul olmasını istemez. Mesela: Hz. İbrâhim ve oğlu İsmâil a.s’ın tevekkül ve teslîmiyetlerinin sembolü olan Hac, beşerî sıfatlardan soyunup teslîmiyet ve tevekküle girerek mağfiret iklîmine kavuşmaktır. Zira Hac, muhabbet dolu yalvarış, tevekkül ve teslîmiyet ile yapılan kulluğun îfâsının ta kendisidir ki ancak bu sayede günahların dökülüşü gerçekleşir.
Hayatta Allaha hakkıyla nasıl teslim olunur?
İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti, kâinatın yaratıcısını tanımak, O'na iman etmek ve yalnız O’na ibadet etmektir. Zira Allah Teâlâ: "Cinleri ve insanları yalnızca (beni tanımaları ve) bana kulluk etmeleri için yarattım."(Zariyat, 56) buyurmaktadır. "O'nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa aydınlıkta ve bahtiyardır. O'nu unutan saraylarda da olsa zindanda ve bedbahttır." 
Dünya ve ahirette gerçek kurtuluşa erişmek için sağlam bir imana sahip olmak gerekir. Çünkü İman, insanı insan eder, dünyada sultan eder. Dünya ve ahiret saadeti yalnız iman+İslâmdadır. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile ihya ediniz, farzları yaparak süsleyiniz ve günahlardan çekinerek korununuz.
Dini hususlar nefse ağır gelse de, hikmeti bilinmese de gerçek Müslüman olmak için Allah’ın hükmüne teslim olmak zorunluluğu vardır.  Bunu ez-cümle şöyle formüle edebiliriz: “İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.
Yani şu ki, imanla teslimiyet birbirlerini (mütemmim) tamamlayan kavramlardır. Teslimiyeti olmayan mümin tam mümin olamayacağı gibi, imanı olmayanın da zaten teslimiyeti söz konusu değildir. Binaen aleyh: İman edene mümin, teslim olana Müslüman denir.
O halde Hayat,
Anlamsız bir var oluş olmadığı gibi, ölüm de sonu hiçlik olan bir yok oluş değildir. Aksine hayat, hayırlı amellerde yarışma alanı, bir imtihan salonu; ölüm ise bu dünyada yaptığımız amellerin karşılığını alacağımız, ebedi varlık sahasının geçiş kapısıdır. Mülk suresinde: “ O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” buyurulur.  (Mülk,2)
Huzur iman edip teslim olmaktadır
Bu dünya hayatı geçicidir; baki olan ahiret hayatıdır. O bakımdan insan, hayatını, dinimize uygun olarak Allah’a teslim olmuş bir şekilde yaşamalı ve böylece ebedi hayatı kazanmalıdır. Ahirete göre çok kısa olan bu hayatını gayrimeşru bir şekilde geçirenler, dünyada çok sıkıntılar ve üzüntüler çekecek, kabirde ve ahirette elbette cezalarını göreceklerdir. Nitekim Hz. Allah;"Kim benim zikrimden yüz çevirir (beni anmaktan gaflet eder) se, ona sıkıntılı bir yaşantı vardır. Kıyamet Gününde ise biz onu kör olarak diriltiriz."(Taha,124) buyurur.
İnsanın dünyada ve ahirette yegane kurtuluşu imandadır. Eğer bir insan Allah'a gereği gibi kulluk eder, ibadetlerini ihlâsla yerine getirir ve bu yolda ciddi bir çaba gösterirse, Allah Teâlâ’nın rahmetini umabilir.
Bunun aksini seçen bir kul için rahatlık ve ferahlık içinde yaşamak adeta bir hayaldir.
Dünya hayatı, imansız bir insana taşıyamayacağı kadar ağır zorluklar yükler. Bir insan teslim olmadıkça, Allah'a güvenmedikçe o insanın zorlukların altından kalkması, bunlardan kurtulması imkânsızdır. Çünkü
"İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakikî iman eden, kâinata meydan okuyabilir ve hâdiselerin baskısından kurtulabilir." 
İman, tevhidi gerektirir
Tevhid, Allah'ın varlığını ve birliğini kabul etmek demektir. Bu da "La ilahe illallah" olan kelime-i tevhidle ifade edilmektedir. Bu sözle insan, Allah'ın bir olduğunu, eşi ve benzeri bulunmadığını,  Allah'tan başka ibadet edilmeyi hak eden hiçbir ilah olmadığını ikrar etmiş oluyor.
"Muhammedun Rasulullah" şahadeti de, Hz. Muhammed (sav)'in Allah katından gönderilmiş bir peygamber olduğunu kabul etmek anlamını taşır. Allah Teala, Resulünü, tebliğ ile görevli olduğu risaletinde hataya düşmek ve yanılmaktan korumuştur. O'na itaati de kendisine itaat saymıştır. "Kim Resul'e itaat ederse, Allah 'a itaat etmiş olur." (Nisa, 80)
Kim O'na itaat ederse Cennet'e girer, kim de O'na isyan ederse Cehennem'e girer. Allah Teala, bizi O'nun emrine karşı çıkmaktan sakındırıp bizleri bundan şöyle yasaklamıştır: "Rabbin adına yemin olsun ki, onlar, aralarında ihtilaf ettikleri şeylerde seni hakem kılmadıkça, sonra da içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan senin verdiğin hükme tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe, asla iman etmiş olmazlar."(Nisa, 65)
Yüce Allah, bu ayette şu üç noktaya dikkatimizi çekiyor: 
1. Her meselede Resulullah'ın hakemliğine başvurmak.
2. O'nun verdiği hükümden dolayı içimizde hiçbir sıkıntı ve rahatsızlık duymamak. 
3. Tam bir teslimiyetle O'na boyun eğmek. 
Aksi Halde: "Kim Allah'a ve Resûlüne karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır."(Nisa, 14) 
Tevhid de teslimiyeti gerektirir
Allah'a ve Resulüne iman eden kişinin, Allah ve Resulünün emir ve buyruklarını kabul edip teslim olarak itaat etmesi gerekir. Nisa suresi 59. ayette bu hususa şöyle dikkat çekilmiştir: "Ey iman edenler! Allah 'a itaat edin. Resulüne ve sizden olan ulü'l-emre de itaat edin. Eğer Allah'a ve ahirete iman ediyorsanız, hakkında ihtilafa düştüğünüz meseleyi Allah'a ve Resulüne arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir." 
Allah'a ve Resulüne iman eden kişi, Allah ve Resulünün emrine teslim olmalıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerim, müminlerin mutlak teslimiyetten başka bir tercih haklarının da olmadığını kesin bir ifade ile şöyle haber veriyor: "Mü'min bir erkek ve kadın için Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, artık onlar için teslimiyetten başka hiçbir tercih hakkı yoktur."(Ahzab, 36) 
Teslimiyet tevekkülü gerektirir
Teslim tevekkülü, Allah'ı vekil kılmayı gerektirir. İnanan insanın, acziyet ve fakirliğini bilip "Hasbunallâhu ve ni'mel vekil" (Allah bize kâfidir. O ne güzel vekildir.) demekten başka çaresi yoktur. Allah'ı vekil kılmak, O'na tevekkül etmek, hem dünya hem de ahiret saadetini kazanmanın zaruri şartıdır. Allah ve Resulüne iman edip itaat eden ve buyruklarına teslim olan müminin, Allah'a tevekkül etmesi en sağlam sığınaktır. 

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...