YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 658. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM’DA İTAAT, TESLİMİYET VE TEVEKKÜL
(III)

 A-İTAAT (III)

ÜLÛL-EMRE İTAAT

İnsanlar baş olmaya, bir mevki ve makama gelmeye –tabiatları icabı- düşkündürler. O ise idarecilik, son derece lüzumlu olduğu kadar mes’üliyetli de bir iştir.  İslâm dini, insanları bu hususta aşırı hırslı olmamaya teşvik eder. Yani “Vazife istenilmez, verilir”  prensibi esastır. Bütün bunlara rağmen, insanlar arasında kavgaların hatta savaşların esas sebebi, baş olma sevdası ve yarışıdır.
İslâm’da asıl olan, amire itaat etmek ve karşı gelmemektir. Hatta yönetici günah işleyen ve günahını açıktan işleyen bir fâsık bile olsa, ona karşı ayaklanmak bir fitneye ve kan dökülmesine sebep olacağı için câiz görülmemiş, sadece o hususta kendisine itaat etmemek gerektiğine hükmolunmuştur.
Şu kadar var ki:
Müslümanlar, nerede ve hangi ahval ve şartlarda olursa olsun hakkı söylemekle görevlidirler. Bunun dozu, şekli ve niteliği, içinde bulunulan hale göre değişiklik arz eder. Böyle yaparsam beni ayıplarlar, işimden, mevkiimden olurum diye düşünülmez. Çünkü hak-hakikat karşısında susan dilsiz şeytan; hakikatı kabul etmeyen daaal (sapık); dalaleti deklare eden ise mudıl (saptıran) dır.
Nitekim Ümmü Seleme Binti Ebî Ümeyye (r.anha) dan rivayet edildiğine göre, Alemlerin Efendisi Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Sizin üzerinize birtakım emirler tayin olunacaktır. Onların dine uygun olan işlerini iyi bulur, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamazsınız. Kim kerih görürse günahtan korunmuş olur. Kim de onların kötülüklerine engel olmaya çalışırsa, kurtuluşa erer. Fakat kim de razı ve hoşnut olur, onlara uyarsa Allah’a isyan isyan etmiş olur.” Bunun üzerine sahâbe-i kirâm:
– Yâ Rasûlallah! Onlarla savaşalım mı? Dediler. Peygamberimiz (s.a.v.):
-“Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır!” buyurdu.  [Müslim, İmâre, 63]
Hadisi Şerifin Tahlili
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) açıklamakta olduğumuz hadislerinde, İslâm ümmetinin başına birtakım kişilerin tayin yoluyla veya müslümanların arzu etmedikleri şekilde getirileceklerini haber vermiştir. Bu gibi hallerde nasıl hareket edilmesi gerektiğinin usûlünü de bize bildirmişlerdir.
Bu nevi hadislere “fiten” veya “melâhim” hadisleri denilir ki Müslümanlar, müslümanca bir tavır ortaya koymak için bu prensiplere hassasiyetle uymak zorundadırlar.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bu ve buna benzer hadislerinden, tayin veya herhangi bir yolla emirliğe getirilmiş olanlara, İslâmi esaslara riayet ettikleri takdirde itaat edilmesi gerektiğidir. Çünkü emirliğe gelişin belirlenmiş bir tek yolu bulunmamaktadır. Bu geliş şekli seçimle, seçilenin kendinden sonrakini tavsiye etmesiyle, seçilenlerin seçmesiyle olabilir.
Sahâbe-i kirâm, günah işleyen idareciye karşı savaşmaları gerekip gerekmediğini sorunca, Allah Rasûlü (s.a.v.), namaz kıldıkları sürece bunun caiz olmayacağını söylemişlerdir. Namaz, İslâm’ın en belirgin nişanesi ve imanla küfrü ayıran bir alamet-i farika (gösterge) niteliğine sahiptir. Bu özelliği sebebiyledir ki namaz kılan kişinin diğer dînî emir ve ibadetleri de kabul ettiği kanaat ve neticesine varılır.

İslâm dini, fitne çıkarılmasından ve haksız yere kan akıtılmasından son derece kaçınılmasını emreder. İnsan hayatına büyük önem verdiği için, onun haksız yere ortadan kalkmasına  sebebiyet verecek davranışlardan şiddetle sakındırır. Savaş, bütün çarelerin sona erdiği noktada, kaçınılmaz bir zaruret haline geldiğinde câizdir. Aksi takdirde, insan hayatına kastetmek en büyük haramlardan biridir.
Resulullah (s.a.s); "Eğer üzerinize Habeşî ve burnu-kulağı kesik bir köle, emir tayin edilse, sizi Allah'ın Kitabı ile sevk ve idare ettiği sürece, onun emirlerini dinleyiniz ve itaat ediniz" (İbn Mâce, Cihad, 39; Buhârî, Ahkâm, 4) buyurur.
Diğer bir hadiste ise: "Müslüman kişinin, bir günah işlemekle emrolunması dışında, hoşlandığı veya hoşlanmadığı hususlarda Müslüman amirine itaat etmesi vaciptir. Bir günah işlemekle emrolunduğu zaman dinlemek ve itaat etmek ise asla yoktur" (İbn Mâce, Cihad, 40) şeklinde gelmektedir.
Ne var ki emire itaat Allah'ın emri olmakla beraber, bazı şartlara bağlıdır:
*"Başınızdakilerden kim size Allah'a isyanı emrederse, sakın ona itaat etmeyiniz " (İ. Mace, Cihad, 40);
*"Allah'a isyan olan yerde itaat yoktur. İtaat, meşru olandadır." (Buhârı, Ahkâm, 4; Müslim, imâre, 39-40).
Buraya kadar geçen ayet ve hadislerden, Allah'a ve Resulüne kayıtsız-şartsız itaat etmenin farz olduğu, bunun gereği olarak; müslüman olan ve İslâm ile hükmeden, İslâm'ın emrettiklerini emreden ve yasaklarını da engelleyen ulûl-emre ve ana-babaya da itaatın kaçınılmaz olduğu, Rabbın rızasına uygun olmayan hususlarda ise adem-i itaat (itaatsizlik) gerektiği açık bir şekilde anlaşılmıştır.
Müslüman olan ulûl-emrin, Allah'ın rızasına aykırı emirlerine itaat edilmeyeceğine göre, kâfir ve münâfık emirlere ise hiç (evleviyetle) itaat edilemez, desteklenemez (oy vermek gibi) ve peşleri sıra gidilemez. Çünkü Yüce Rabbimiz, bizleri, böyle bir hataya düşmekten şiddetle sakındırarak şöyle buyuruyor:
*"Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi çevirip kâfirler haline getirirler." (Âli İmrân, 100)
*"Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat ederseniz, sizi eski dininize geri çevirirler. O takdirde büsbütün kaybedersiniz." (Ali İmrân, 149)
*"Gerçekten şeytan(tabiatlı insan) lar, sizinle mücadele etmeleri için dostlarına telkin ederler. Eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz, siz de Allah'a ortak koşanlardan olursunuz." (En'am, 121)
Hak Teâlâ, kendisine itaat etmeyenlerin, ahiretteki vaziyetlerinden şöyle söz ediyor: "Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün; keşke Allah'a itaat etseydik, peygambere de itaat etseydik, derler" (Ahzab, 66).

Bunun akabinde gelen ayeti celilede ise Allah’a rağmen başkasına itaat edenlerin ahrette nasıl şikayetçi olacakları beyan buyurulmaktadır: “Onlara tabî olanlar da o gün): «Ey Rabbimiz, hakikat (şu ki) biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan sapdırdılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat» diyeceklerdir. (Ahzap,67-68)
Balkıca

Döviz

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...