YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 637. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA YÖNETİM VE ADALET ANLAYIŞI
(X)

II. BÖLÜM

A-ADÂLET

Adâlet, hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek manalarına gelir..(DİA, I, s.341) Kavram olarak ise: İnsan-eşya ilişkilerini, insanların birbirleriyle olan münasebetlerini ve insanın devletle olan alâkasını, Allah’ın indirdiği hükümlere göre düzenlemeye "adâlet" denir.
Adalet aslında kısaca: Allah’ın emrini, emrettiği şekilde yerine getirmektir. Şafii dahi bu görüştedir.(Şafii, er-Risale, Kahire, 1979, 25)
Adaletsizlik ise, yerli yerince hareket etmemek olup Allahın emrinin zıddına bir davranış göstermektir ki bunun adı zulüm, haksızlık ve haddi aşma durumlarıdır.
Hanefi Fukahası; Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmedilen, mü'minlerin bey'atla gayrimüslimlerin "zimmet akdi" ile güvenliğe kavuştukları beldelere dâru'l-İslâm dedikleri gibi, dâru'l-adl de demişlerdir.(Ö. N. Bilmen, Huk. İslâmiyye…. I, 512)
Çünkü İslâm dini, Allah (cc)'ın indirdiği ile hükmetmektir ki, esasen "adâlet" budur. İnsanlar arası ilişkileri tanzim etmede en çok üzerinde durulan kavram, adalet kavramıdır. Hakkı teslim etmek ve hakka-hukuka riayet etmek demek olan adalet, insanların haklarına saygı göstermek, herkese layık olduğu ve hak ettiğinin karşılığını vermek gibi erdemleri içerir. Adalet ahlakî, hukukî, dinî ve aynı zamanda evrensel bir değerdir. Bu nedenle adalet, toplumsal hayatın esası ve mülkün temeli sayılmıştır. (MEB, age, 38-39)
Kur’an ve Hadislerde, Allah’ın (c.c.) adaletle hükmettiği, adaleti emrettiği ve adaletle davranmak gerektiğine dair çok sayıda ilahî mesajın yer alması, sosyal barışı sağlamak için adalet ilkesinin mutlaka hâkim kılınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kur’an ve Sünnette Adalet

* "Ey iman edenler adaleti ayakta tutarak Allah için şahitlik edenler olun. Kendinizin, ana ve babanızın aleyhinde bile olsa (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Adaleti yerine getirebilmek için hevâ ve hevesinize uymayın. Eğer eğri davranır veya yüz çevirirseniz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa,135).
*"...Allah insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ, 58)
*"Ey iman edenler, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Mâide, 8).
**Hükmünde, yönetimi ve velâyeti altındakiler hakkında adîl davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır." (Müslim, İmâre, 18).
**"Adil devlet başkanı ve idareciler mahşer yerinde Allah'ın lütfuna ve himâyesine mazhar olacakların öncüleridir." (Buhârî, Edep, 36).
**"Kıyâmet gününde insanların Allah'u Teâlâ'ya en sevgili olanı ve Allah'a en yakın bulunanı adil devlet başkanıdır. " (Tirmizî, Ahkâm, 4)
İslâm'da adaleti gerçekleştirmek için çeşitli müesseseler kurulmuştur. Resulullah davalara bizzat kendisi bakmıştır. Bu durum Hz. Ebu Bekir zamanında da böyle devam etmiş, Hz. Ömer zamanında ise İslâm toprakları oldukça genişlediğinden bazı sahâbeler kaza işleriyle görevlendirilmişlerdi.
Divânü'l-Mezâlim, Şurta ve Hisbe gibi teşkilâtlarla haksızlıklar önlenmeye ve adalet dağıtılmaya çalışılmıştı. Eyyubiler Mısır'da "Dârü'lAdl" adıyla bir adalet dairesi meydana getirmişler ve yanlarına bazı müşavirler de alarak bu mahkemeye bizzat başkanlık etmişlerdir. Osmanlılar zamanında 'adliye teşkilatı' ise düzenli bir şekilde kurulup yaygınlaştırılmıştır. (Şamil İs. Ans. “Adalet” Mad.)

B-ÂDİL YÖNETİCİ

Adil yönetici: Yönetimindekileri adalet sınırları içinde sevk ve idare eden, hak ve ödevlerini insaf ölçülerine uygun bir tarzda tatbik eden, kısacası; adalet sıfatı ile nitelenmeyi hak eden kimsedir.
Âdil yönetici nazarında, bütün vatandaşlar; renk, soy-sop, dil, memleket ve ülke farkı olmaksızın, hukuk bakımından birbirine eşittir. Herhangi bir ferdin, bir zümrenin, bir sınıfın; herhangi bir soyun veya hanedanın, her ne suretle olursa olsun, hiçbir şekilde imtiyazı yoktur. Kişisel özellikleri ve nitelikleri bakımından da bir kimse, hukuk karşısında, başkasından alt veya üst durumunda olamaz.
Müslüman yöneticiler için rol model birçok şahsiyetler gelip geçmiştir. Hz. Ömer ve onun ahfadından Ömer bin Abdülaziz bunlardan en çok şayanı dikkat zatlardır. Nitekim Hz. Ömer’in bir gece Medine sokaklarını dolaşırken yaşlı kadınla olan diyaloğu adaletin en zirve timsalinden biri olarak İslam tarihi sayfalarına altın harflerle yazmağa değerdir.

İslam’da âdil yönetici

Müslümanların, kalbinde Allah korkusu ve imanı olmayan bir kimseyi devlet başkanlığı gibi en üst bir makama getirmeleri emanete ihanet olur. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Hiç şüphesiz ki Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa, 58)
Burada Müslümanlar, İsrail oğullarının düştüğü hatalara düşmemeleri için uyarılıyorlar. Onların düştükleri en büyük hata, dejenerasyon sürecinde yetkiyi hep beceriksiz, ehil olmayanlara vermeleriydi. Sorumluluk isteyen dinî ve siyasî liderlikleri, ehil olmayan, ahlâksız, şerefsiz ve adaletsiz kişilere vermeye başlamaları sonucu, toplum yapısı çöktü. (Mevdudi, Tefhîm’ül-Kur’an, I, 329)

Rasulullahın adalet uygulamaları

Mahzum oğulları kabilesinden hırsızlık eden kadına ceza verilmemesi için, Kureyşliler Peygamber (s.a.s.)'e Üsâme b. Zeyd'i aracı olarak gönderirler. Üsâme, durumu dile getirince, Resulullah (s.a.s.):
-"Allah'ın hadlerinden (ceza) birisinin terkedilmesine aracı mı oluyorsun? Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi, aralarından kuvvetli kimseler çaldıklarında, onlara ceza uygulamamaları, zayıf biri çaldığında ise ona hemen haddi uygulamalarıydı. Allah'a yemin ederim ki, kızım Fâtıma çalmış olsaydı elini keserdim " (Buhârî, Hudûd 12).
Yine Resulullah (s.a.s.) bir toplantıda:
-"Ey insanlar! Sizlerin benim üzerimde haklarınız olabilir. Eğer ben bir kimsenin sırtına kırbaçla vurdumsa, gelsin benim sırtıma kısas yapsın. Eğer ben bir kimsenin itibarını kıracak bir hakarette bulundumsa işte benim itibarım, intikamını alsın. Eğer ben bir kimsenin malını aldımsa, işte benim malım, gelsin, alsın. Bu suretle ben Rabbimin huzuruna müsterih olarak çıkarım." Bir adam kalktı Peygamber'in kendisinden bir miktar ödünç para aldığını söyledi. Derhal bu para kendisine verildi. (İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 241)

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...