YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 636. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA YÖNETİM VE ADALET ANLAYIŞI
(IX)

C-2. e. Devletin Bazı Vazifeleri

1)- İslami esasların ikamesi,
2)- Emri bil-maruf ve nehyi anil-münkerde fiili müdahale yapmak,
3)- Din Eğitimi ve öğretimi yaptırmak,
4)- Müslümanlar arasındaki tefrikayı, fitneyi, rüşveti, karaborsayı önlemek,
5)- İnsanlar için zaruri olan ihtiyaçları karşılamak
6)- Bütün semavi dinlerin gönderilme gayesi olan mal, can, namus, zürriyet, aklı korumak için tedbir almak ve fikir, din ve vicdan hürriyetini sağlamak,
7)- Beraeti zimmet asıl olduğu için zulümden kaçınıp ne pahasına olursa olsun adaleti tesis etmek,
8)-  Teb’ası arasında fırsat eşitliğini sağlamak,
9)- Zekat ve vergileri zulmetmeden toplamak.
10)- Evlenemeyecek olanları evermek
11)- Sağlık, eğitim ve imar işlerini düzenli ve adilane bir şekilde yapmak.
12)- Sağlığa zararlı olan yiyecek içeceklerin imalat ve satışını behemahal önlemek.
Vel-Hasıl: Günümüzün anlayışı ile söylersek tam bir sosyal devlet olmalıdır. Ceberut değil, şefkat ve merhametli; vatandaşı ezen ve üzen değil, adil ve düzen sahibi bir devlet olmalıdır.(H. KARAMAN, Ana hatlarıyla İslam Hukuku, I,169-170)

C-3. HÂKİMİYET

Hükümran olmak demektir. İbn Haldun'un tarifiyle; "sahibinin gücü üstünde bir gücün bulunmamasıdır" Hâkimiyet yalnız ve yalnız Allah'ındır. İlâhî iradeyi Cumhurun (kamunun, çoğunluğun) iradesi temsil eder. Devletin varlığı Allah için olup icraatı doğru yola (sıratı müstakime) ters düştüğünde behemahal düzeltilmelidir. (Mukaddime,s.188) 
İslam’da, muvazaa ve müdahale olmadan kullanılması öngörülen hâkimiyet; şahıslarla kaim olmayıp kıyamete kadar geçerli ve değiştirilemez ilkelere sahiptir. Binaen aleyh insan ürünü olan rejimlerin zaafları ve dejenerasyonu ile malul değildir. O itibarla insanların beğenmeyip devamlı değiştirerek yaz-boz tahtasına çevirdikleri beşeri egemenlik anlayışına benzememektedir.

 İslam’a göre Hâkimiyet’in Nevileri İkidir

a)-İslami Egemenlik

İslâmî hükümleri koyan Allah'tır. İslâmî hâkimiyetin orijinalliği buradadır. O yüzden ayeti kerimede: “Allah ve Rasûlü bir şeyde hüküm vermişse artık onda müslümanlar muhayyer değildir (Ahzab, 36).
Diye emir edilmiştir ki itaata mecburdurlar ve Tâğûtu hakem kılamazlar: "Şunları görmüyor musun, kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta başvurmak istiyorlar. Oysa kendilerine onu inkâr etmeleri emredilmiştir. Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor." (Nisâ, 60).

İslâmi hâkimiyet anlayışının ana çizgileri

İslâm devletinin en karakteristik özelliği olan hâkimiyeti şöylece maddeleştirebiliriz:
1- Kevni Şeriat ile Kitabi Şeriatın yegane sahibi Allah Teâlâ'dır.
2- Allah'ın hâkimiyeti karşısında zorunlu olarak tüm insanların mevkii birdir ve aynıdır.
3- İnsanın kanunlar karşısındaki durumu, İlahî hükümleri anlamaya çalışmaktan ibarettir.
4- Dolayısıyla insan, kudretinin engelleyemeyeceği ve değiştiremeyeceği ilâhi kanunlar mecmuasıyla karşı karşıyadır. İnsan bunları uygulamakla görevlendirilmiş olup hukûkî ve siyasî anlamda hâkim değildir.
5- Mutlak ve sınırlandırılamaz hâkimiyet Allah'ındır. İnsanlar Allah'ın halifesi olarak bu hükümleri uygularlar. (Prof. Dr. Harun Han Şirvanî, İslam'da Siyâsi Düşünce ve İdâre, Çev. Kemal Kuşçu, İstanbul 1965, 21; Ebu'l-Ala Mavdudi, İslâm'da Siyâset Nizamı, Terc. A. Zengin, İstanbul, 25; el-Amidi, el-İhkâm, Kahire 1387, I, 76; Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-i İslamiye ve Istılahât-ı Fıkhıyye Kamusu, İstanbul 1967, I, 216).

b)- Cahili Egemenlik

İslâm, cahili hâkimiyeti çeşitli terimlerle ifade etmiştir: Küfr, dalâlet, cahiliyye, tâğut... Tâğût, Allah'dan başka kendisine tapılan her şeydir ki insan, put, şeytan veya başka olabilir. Ona itaat edilmez. Nitekim ayette şöyle gelmiştir: "Onlar, hâlâ cahillik devrinin (sapık) hükmünü mü arıyorlar? Şüphesiz bir kanaate sahip olan topluluk için hükmü Allah'tan daha güzel olacak kimdir?" (Mâide, 50).
İnsanların değer ölçülerinin kriteri değişip durduğundan, bilgi ve görgüleri zaman ve mekâna, eğitim düzeylerine ve daha pek çok etken ve sınırlayıcı faktöre göre farklılık arz ettiğinden, hepsinin ittifakla kabul edebilecekleri bir egemenlik anlayışı yoktur. Cahili hâkimiyet rejimleri Allah'ın belirlediği ölçülerin dışında alıp bir temel bulmağa uğraşmakta, ama başaramamaktadır.(S. Kutup, age. VIII, 27)

C- 4. HUKUK

“Hak” kelimesinin çoğulu olan Hukuk, Kavram olarak: Fert ve toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen ve kamu erkiyle desteklenmiş zecri ( yaptırımcı) kurallar bütünüdür. Hukukun, adalet ve nizamı sağlama fonksiyonu bulunmaktadır. Bu nedenle, fertler ve toplumlar arasındaki ilişkiler ve adalet ancak hukuk ile düzenlenir. Binaen aleyh bu kurallara uygun hareket etmek, fertlerin ve toplumların hem ahlâkî hem de hukukî ödevleridir.
Hukuku gerçek anlamda ancak vahiy yoluyla tanıyabiliriz. Bunun dışında kalanlar, ahlâka uzak örfî devlet nizâmlarıdır. Ahlâk esâslı hukukla yönetilen devletin idâresi ve kadroları, meşrûuluk kaynaklarını Vahiy ile geniş tabanlı kamu uzlaşmasında bulur. Binaen aleyh kamunun tasvîbi ile denetimini yitirmiş idâre, meşrûuluğunu kaybetmiştir. (Şaban Teoman Duralı, Omurgasızlaştırılmış Türklük, s.159-161)

Hukuk İslam fıkhında üç kısma ayrılır

C-4. a. Hukukullah (Allah hakları)

İmân ve ibadet gibi sadece Allah’ın hakları ile belirli bir kişi veya zümreyi değil kamu yarar ve düzenini ilgilendiren haklardır. Allâh hakları, modern hukukta kamu hukuku kavramı ile müştereklik arz eder. Bu haklar, af, sulh gibi yollarla ıskat edilemeyeceği gibi değiştirilmesi de caiz değildir.
Bu hakları, toplumda bütün fertlerin ve onları temsilen Hakim ve Savcı gibi kamu otoritesine sahip kişilerin koruma, kollama ve kovuşturma hak ve sorumlulukları vardır. (Fahrettin ATAR, Fıkıh Usulü,165-166)

C-4.b. Hukuku'l-ıbâd

Kul hakları anlamına gelen "hukuku'l-ıbâd" kavramı; pozitif hukukta temel insan hakları ifadesinin karşılığıdır. Kul hakları, başkalarına ait olan ve dokunulmaz kabul edilen maddî ve manevî haklara denir.
İslâm, insan haklarına saygı gösterilmesini ve bu hakların ihlal edilmemesini bilhassa istemektedir. Hz. Âdem’den itibaren süregelen, Hz. Muhammed (a.s.)'ın peygamber olarak gönderilmesi ve Kur'ân'ın indirilmesi ile kemale eren Hak Din İslâm'ın temel amacı; malın, canın, ırzın, aklın ve dinin korunmasıdır. Bu beş esas, kul haklarını korumaya matuftur.
Hukukullah ve Hukuku'l-ıbâd tasnifindeki ölçü
Bir kısım hakların Allâh'a, bir kısım hakların da insanlara izafe edilmesi, daha çok fiillerin dünyevî hükümleri, ibadet anlamı taşıması, kamu yararı ve hukuk düzenini yakından ilgilendirmesi, hakların fertler tarafından düşürülebilir veya değiştirilebilir olması bakımından yapılan bir tasniftir. (Dini Kavramlar Sözlüğü, Yeni Şafak, 2009, 236-237)

C-4.c. Müşterek Haklar     
Allah ile kul arasında ortak olan haklardır ki bu da iki kısma ayrılır:

c.a. Allah’ın hakkı ağır basanlar

İftira cezası ve ırz-namusu lekeleyen suçlar gibi. Bu cezaların uygulanması, cemiyette vuku bulacak başka bu nevi suçlara ibretamiz bir durum teşkil edip engel olacağı için Allah’ın hakkı öncelikli olarak vardır. Öbür taraftan ise kulun izzeti nefsi ile oynandığı için kul hakkı da vardır. Ancak Allah’ın hakkı bunlarda her zaman ve zeminde ağır bastığından dolayı bir kamu meselesi olup asla kul tarafından affı mümkün değildir.(F. ATAR, age. 166)

c.b. Kul Hakkı ağır Basanlar

Kısas gibi ki bununla toplumda can güvenliği sağlandığı için Allah hakkı vardır. Ancak kul hakkı fazladır. Bundan ötürü mağdurun kendisi veya maktulün velisi suçlu ve katili affedebilir. Ancak Allah hakkı da bulunduğu için suçlu (tazir gibi) başka cezalar görür. (F. ATAR, age.166)

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 20!
Derneğimizin 2018-2019 Eğitim yılında lisans öğrencilerine sağlayacağı burs başvuruları 15 Ekim 2018 tarihinde başlayıp 15 Kasım 2018 tarihinde sona erecektir. Burs başvuru formuna derneğimizin sitesinden ulaşabilirsiniz. Formu doldurup Dernek merkezine veya kargo posta yoluyla ulaştırabilirsiniz. Başvurulardan sonra değerlendirme yapılıp burs almaya hak kazananlara bilgi verilecektir. Başvuru Formu için tıklayınız.