YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 632. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA YÖNETİM VE ADALET ANLAYIŞI
(V)

B-2.Yönetilen  ( Teb’a-Halk)

İslâm devletinin teb’ası, inansın veya inanmasın, devlet otoritesine uyar. Çünkü merkezi otoritesi olmayan bir devlet, devlet olmaz. Nitekim ya devlet başa ya kuzgun leşe atasözümüz bunun için söylenmiştir. Devlet demek hiyerarşi demektir ki bununla devlet ile teb’a karşılıklı hak ve vazifelerini ifa ederler. Bu da memlekette sulhu-salah, huzur ve ahenk meydana getirir.

B-2.a.Teb’anın İmama karşı vazifeleri

İki vazifesi vardır: Meşru işlerde zorluk çıkarmayıp kesinlikle yardımcı olmak ve desteklemek. Diğeri de legal hallerde itaat etmektir. Allah elçisi; adil yöneticiye itaati şöyle dile getirir: "Her kim bana itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur ve her kim bana isyan ederse, Allah'a isyan etmiş olur. Her kim imama itaat ederse bana itaat; her kim imama isyan ederse bana isyan etmiş olur."(Buhârî, Ahkâm, I)

B-2.b.Teb’anın Devlete karşı Hakları
Umumi ve siyasi olmak üzere iki kısma ayrılır:

ba. Umumi Haklar
Siyasi vasfı olmayan, İslam devletinin bir teb’ası olmak itibariyle elde edilen haklardır ki müsavat ve hürriyet ana başlıkları ile ifade edilirler:

Müsavat
Bütün insanlar eşittir. Âdem ile Havva’nın çocukları olmak cihetiyle birbirlerine karşı herhangi bir imtiyaz hakkına sahip değillerdir. Cinsiyet, ırk, kan ve renk gibi farklılıklar Veda Hutbesinde ifade buyurulduğu gibi asla ve kat’a bir üstünlük sebebi değildir. Allah katındaki üstünlük ise takva iledir. (Hucurat, 13)
İşbuna göre her vatandaşın eşit durumda oldukları hususlar şunlardır:
1)- Kanun önünde eşitlik
Bu hususta Halife ile teb’a hatta Peygamberle ümmeti arasında fark yoktur. Mekke’nin fethinden sonraki hırsızlık hadisesinde Efendimizin: “Vallahi kızım Fatıma hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” Buyurması gibi. Yine Peygamberimiz ile Hz. Ukaşe arasında geçen Kısas hadisesi bu eşitliğin numune-i imtisalidir.
2)- Muhakemede eşitlik
Yargılama safhasında yönetici ile yönetilen eşit şekilde yargılanır. Hiçbir kimse diğeri aleyhine farklı konuma sahip değildir. Hz. Ömer’in Zeyd b. Sabit ve Fatih Sultan Mehmet’in Hızır bey tarafından muhakeme edilirken görmek istemedikleri farklı muamele gibi.
3)-Fırsat eşitliği
İslam dini, bu hususta da hiç kimseyi diğeri lehine veya aleyhine kayırma hak ve hukuku temin etmez. Bil’akis Peygamberimizin ifadesiyle: “Ey Âdem’in çocukları hepiniz tarağın dişleri gibi eşitsiniz” diye cihan şümul bir deklarasyon yayınlar.

Hürriyet
Tabii ki bu sınırsız bir hürriyet, hürriyet değildir. Çünkü başkasının hak ve hürriyetinin başladığı yerde özgürlük diye bir şey düşünülemez. Buradaki hürriyet, insanın kabiliyetlerinin gelişmesi ve topluma faydalı olmak için ortaya konulacak yararlı eylemlerdir.

İslam’ın bu hususta verdiği hürriyetler şunlardır:
Şahsi hürriyet, inanç ve ibadet hürriyeti, iş hürriyeti, mülk edinme hürriyeti, sosyal yardımdan istifade hakkı, Yaşama hakkı, Çalışma, ticaret yapma hakkı,  Eğitim-öğretim hakkı, mesken ve özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı hakkı…(H.KARAMAN, age,  I, 205-213) Bunlara aynı zamanda temel insan hakları da denir.

b.b. Siyasi haklar
Seçme ve seçilme, danışma ve konuşma, murakabe, azletme, vatandaşlık hakkı, düşünce ve düşündüğünü ifade etme, bilgi edinme ve haber alma,  dilediği yerde ikâmet ve seyahat etme, kendini savunma haklarıdır.

B-2.c. İnsan Unsurunun kısımları
İslâmî devlet, insan unsurunu yani yönettiği teb’ayı iki kısımda ele alır:

c.a. Müslüman vatandaşlar

İslâmî devletin rüknü aslisi müslümanlardır. İslâmî tâbiiyet, imana dayalı olup, müslümanlığını ilân eden her insanın İslami hükümlere göre yaşayabileceğini öngörür.

c.b. Gayr-i Müslim (Zimmi) vatandaşlar.

Herkesin müslüman olamayacağı bir gerçektir. Bu bakımdan İslâmî devlet, müslüman olmayan vatandaşlarına karşı da en adil tavrı belirlemiş; onlara İslâm'ın müslümanlar için verdiği teminata ek olarak “inanç hürriyeti” de vermiştir. Zimmîlere verilmiş bütün bu haklar, halife dâhil, kimse tarafından ihlâl edilemez.
İslam Devlet’inin gayri müslim vatandaşlarına sağladığı can, mal, ticaret, ırz-namus, kendi dinlerine göre inanç ve ibadet güvenliğine mukabil onların üzerlerine terettüp eden bazı vazifeler vardır: Zimmîler, cizye verir; İslâm aleyhine propaganda yapamaz; "müslümanlara karşı eyleme geçemez", kendi dinlerinde yasak olan fiilleri yaptıklarında İslâm hükümlerinin kendilerine uygulanmasını kabul ederler. ( Hikmet ÂDEM, İslam Hukukunda Cizye ve Harac, 11-12)

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...