YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 631. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA YÖNETİM VE ADALET ANLAYIŞI
(IV)

B. YÖNETİMİN SACAYAKLARI

Cenabı Hak her şeyi bir denge üzerine yaratmıştır. Buna göre yönetim mekanizmasının da ahenkli durmasını sağlayan unsurları veya başka bir ifade ile sacayakları vardır: Yöneten, yönetilen ve toprak. Bunlardan birisi olmadan diğerleri işe yaramaz. Üçünün da aynı anda bulunması halinde bir devlet yönetiminden bahsedebiliriz ancak. Öyle ise bunları teker teker görerek yönetimdeki fonksiyonlarını da anlamış olalım.

B-1.Yöneten = Devlet Başkanı

Buna “ imam-ı kebir, halife ve emirul-müminin” dahi denir. Teftazani: “Din ve dünya işlerini tedvir için İslam devletinin genel başkanıdır” diye tarif eder. İ. Teymiye: “İnsanların yönetilmesi dinin en büyük önem atfettiği  işler arasındadır. Öyle ki bu olmadan dinin ayakta kalması zordur. Çünkü insanların maslahatlarının gerçekleşmesi ancak bir araya gelmeleri ile mümkündür. Bunun için de  onları yönetecek bir baş icap eder.” Demektedir.(Zühayli, İs. Fıkhı Ans. VIII, 393, 394)
O halde İslam’ın devlet anlayışında “Halife” adı verilen Başkana ait detayları görelim şimdi…

B-1.a. Devlet Başkanı olmanın şartları

Ehli ilim, halife ve vezirde şu şartların bulunmasını öngörmüşlerdir: Müslüman, hür, akıllı, ergin, erkek ve ehliyetli bir kimse olacak. Liyakatta maddi ve manevi yeterlilik birden aranmıştır. Maddi hususta reşit, sağlıklı olması lüzumlu görülürken, manevi olarak bu yükü taşıyabilecek ilim ve kabiliyete sahip olması esas alınmıştır. Bilgi müktesebatının içtihat derecesinde olması ihtilaflıdır.
Bunlar, bütün mezheplerin üzerinde ittifak ettiği –olmazsa olmaz- şartlardır. Bazı (Bakıllani gibi) ulama, adil ve Kureyş soyundan olmayı hilafet şartlarından saymışlardır.(KARAMAN, age. I,194-195)
Şah Veliyyullahid-Dehlevi: Bütün bunlarla beraber cesaret ve üstün bir feraset şartını ekleyerek şöyle demiştir: Halifede bir şart da şudur: İnsanların ona rıza göstermesi hatta bu hususta icma etmeleri gerekir ki ona saygılı davransınlar. Böylece o peygambere niyabet makamına halel gelmemiş olsun. (Şah Veliyyullahid-Dehlevi, Huccetullahil-baliğa, Darul-marife, Beyrut, 2004, II, 261)
Farabi, işi salt ahlaki ve felsefi zaviyeden ele alarak farklı bir bakış açısı ile bir takım şartlar öne sürmüştür.

Farabiye göre Yöneticide bulunması lazım gelen Vasıflar
a)-Bedeni vasıflar: Yöneticinin bedeni uzuvlarının beklenen icraatı görecek şekilde tam olmasıdır.
b)-Akılla ilgili üç vasıf: İyi anlama; güzel hıfzetme ve üstünzekaya sahip bulunmalıdır.
c)-Konuşmayla ilgili vasıf: Yönetici, meramını en etkili şekilde muhatabına aktarabilmesidir.
d)-Öğrenme vasfı: Yöneticinin öğrenme konusunda hevesli ve öğrenmeyi seven bir nitelikte olmasıdır.
e)-Ahlakla ilgili olan nitelikler ise altı tanedir.
1- Yöneticinin yeme-içme ve cinsellikte aşırıya kaçmaması, mala yani (boş )söz ve işlerden uzak durmasıdır.
2-Dürüstlüğü sevmesi, yalandan nefret etmesidir.
3-Asil ve asaleti tercih etmesidir.
4-Para-pula karşı zaaflarla malul olmamasıdır.
5- Adaleti sevmesi, zulümden nefret etmesi, başkasının hakkını teslim eden bir erdemliliğe sahip olmasıdır.
6-Gerekli işlerde kararlı, cesur olması, çekingen ve pısırık olmamasıdır.
Ona göre bu durumdaki liderin başka vasıfları daha olmalıdır.
a)-Lider hakim yani düşünce derinliğine sahip bir kapasitede olmalıdır.
b)- Geçmiş yönetimin koyduğu yasaları bilmeli ve aynen uygulamalıdır.
c)- Aklı evvel olup seri bir intikal kabiliyetine sahip bulunmalıdır.  
d)-İnsanları dış saldırılardan korumak için savaş tekniklerini bilmelidir.
Farabi’nin en fazla önemsediği nitelik ‘hikmet’ niteliğidir. Ona göre yönetici bu sıfatlardan hepsini elde edebilir. Fakat hikmet vasfından mahrum olursa devlet yöneticisiz kalmaya mahkûmdur. (DİA, XII, 154; Füsusul-medeni, Çev. Hanifi ÖZCAN,  9 Ey. Ün. Yay. İzmir 1987, s. 38-54)

B-1.b. Devlet Başkanının Yetkileri ve Görevleri

İslam’da salahiyet ile mesuliyet mütekabil yani birbirine denktir. Biri olmadan diğeri terettüp etmediği gibi bunlar, iki kişiye de bölüştürülemez. Ayeti kerimede: “Kimse başkasının yükünü çekmez” diye ifade buyurulmuştur. O sebeple emir sahibi olmak, yetki sahibi olmak demektir. Yetkili olmak da sorumluluk boyunduruğu altına girmektir. Yönetimin başında olan kimse, vazifesini yapmaz veya sü-i istimal ederse veyahut da ehliyetini kaybederse sonucuna katlanmak mukadder olur.

Devlet Başkanının bazı Görevleri
*Devletin başı olduğu için millet ve devlet işinden birinci derecede sorumludur.
*Devlet ve millet menfaatine olan şeyleri kabine ve sivil toplum kuruluşları ile istişare eder.
*Hiçbir ahvalde hukuku çiğneyemez.
*Hiçbir mazeret, halkına zulüm ve işkence yapmasına kapı açmaz.
*Hukuk ve insanlık umdeleri karşısında tebaadan farklı ve imtiyazlı değildir. Yani yargılanabilir.
*Allah’a karşı yerine getirmesi gereken inanç ve kulluk vazifelerinde eksiği yok, fazlası vardır.
*İslam’ı korumakla yükümlüdür.
*Toplumda emniyet ve asayişi sağlamak zorundadır.
*Cihad etmek
* Devletin gelirlerini legal olarak toplayarak adil ve düzenli bir şekilde harcar.
*Maaşları adilane dağıtmak
*Amme hizmetlerinin düzgün yapılmasını sağlamak.
*Ezan, Cuma ve Bayram namazları ile Oruç ve Hac ibadetlerinin ifasını sağlamak.
*Kamu düzenini sağlamak.
* Etrafına etten duvar örerek ulaşılmaz olmamalıdır. Çünkü mağdur ve mazlumların iniltisi Rahmanın arşını dahi titretir. Allah ile aralarında perdeler derhal kalkar. Neticede: Mazlumun ahı indirir şahı. 
*Devletin mal ve itibarını korumak. Çünkü bunlar emanettir. Devlet malında henüz tüyü bitmedik yetimlerin hakkı vardır. Bunlara ihanet eden asla iflah olmaz. Hz. Ömer’in mum ve yular hadisesi der-hatır edilmelidir. İslam Devletin itibarı ise İslam dini ve Müslümanların izzet ve şerefini temsil eder. O sebeple en başta korunması gereken mukaddes değerlerdendir.  ( KARAMAN, age, I,170-171; Zühayli, age VIII, 393, 394)

B-1.c. Ülül-emrin Hilafet müddeti ve azli

Demokrasilerde muvakkat, Monarşilerde ise müebbed olan bu süre İslam’da liyakat ve fiili şartların devamına bağlıdır. Ölüm, çekilme ve azil meydana gelirse hilafet sona erer. Azil sebepleri ana hatlarıyla ikidir:
1)- İmani ve ahlaki sebepler: Adaletsizlik, haksızlık, zulüm, küfür ve şirk hali ile Ümmetin aleyhine bir durumun tesebbütü yani sübut bulmasıdır. Bazıları “böyle bir duruma teşebbüs” dahi azil için kafidir” demişlerdir. Çünkü bu ahvalde emanete liyakat sukut eder.(H. Karaman, Mukayeseli İslam Hukuku, I, 139-140; M. Hamidullah, İslam Peygamberi, İrfan yay. İst. 1990, II. 883-884)
Ayetlerde:                                         
*”Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun, kendinizin, ana-babanızın ve akrabanızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir olsunlar, Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisâ, 135) *“Muhakkak ki, Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 58)  şeklinde emredilmiştir.
2)- Bedeni Kusurlar: A’ma, sağır ve dilsiz olmak, el ve ayağını kaybetmek gibi vazifesini yapmaya engel kusurlardır.(KARAMAN, Ana hatlarıyla…... I, 201-202)

B-1.d. Ülül-Emre İtaat

Meşru emir sahiplerine itaat şarttır. Nitekim Kur’an’da: “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamber’e ve sizden olan ülül-emre (emir sahiplerine) de itaat edin! Bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüzde, Allah’a ve ahirete inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyi ve sonuç bakımından da daha güzeldir” buyuruluyor. (Nisa, 59)
Ancak bu ayette; Allah ve resulüne itaatin mutlak;“ anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde Allah ve Resulüne arz edin” cümlesinden ülül-emre itaatin ise mukayyed olduğu anlaşılıyor. Zira Hadisi Nebevide: “Allah’a ısyan halinde kula itaat olmaz”(Ebu Davut, 15/87) şeklinde gelmektedir. Nitekim Hz. Ebû Bekir, halîfe seçildiğinde “ulul-emre itaatin şartlarını” Kur’an ve Sünnet’e uymaya endekslemiştir:
-Ben halifeniz olarak, uygulamalarımda Allah ve Resulüne itaat ettiğim müddetçe bana itaat edin. Şâyet Allah ve Resûlüne isyan edersem;“bana itaat edin” deme hakkım yoktur. Bunun üzerine orada hazır bulunan topluluktan birisi kalkar ve şöyle der:
-Ya Ebû Bekir! Bilesin ki, en ufak bir eğriliğini görürsek seni şu kılıçlarımızla doğrulturuz.
Binaen aleyh ülül-emre itaat, körü körüne olmadığı gibi üzerindeki emanetin şartlarını zayi etmesi halinde de caiz değildir. Çünkü “Zalimlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; aksi takdirde Cehennemin dehşetli azabı size dokunur.”(Hüd, 113) mealindeki âyet bunu anlatmaktdır. ( Zühayli, age, VIII, 433; M. Hamidullah, age. II. 883-884)

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...