YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 623. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

MEVLÂNÂ VE MESNEVİSİ
(VII)

6. Mesnevî (II)

Mesnevî’nin Yazılma Gayesi
Moğolların, Müslüman Asya’nın kanını emmiş bulunduğu bir dönemde Mevlânâ, toplumun hayatındaki zafiyeti görmüş ve sosyal bünyenin çöküşünü fark etmiş, buna engel olmak için muhalled (kalıcı) eserler vermiştir.Moğolların malum zulmü sonrasında, Anadolu insanının bütün zor şartlara rağmen yaşaması, gelecek için hazırlanması ve yepyeni imanlı ve mücahid bir neslin yetiştirilmesi lazımdı. Ârifler ve ulama bu görüşte idiler. Mevlânâ da bunların başında gelmekteydi. Mezkurhadîselerin akabinde, İslâm birlik ve imanının yeniden kurulacağını müjdeleyen ümit ve vecd ifadeleriyle dolu olan Mesnevî, Mevlânâ’nın benliğini zâhirî ilimlerden ledün ilmine çevirdiği ve bütün şümulüyle her sahada tam kemalini bulduğu bir zamanda yazılmış en son eseridir.
Mevlânâ, Mesnevî’yi, sâlikleriirşâd etmek, kurduğu tarîkat esaslarını telkin etmek ve öğretmek maksadına hizmet eden bir vasıta olarak kullanmıştır.
Mesnevinin Uslubu
Mevlânâ bu eserinde, insan olma derecesine yükselmiş rûha, vücutta bulunduğu müddetçe edep ve tevazu tavsiye ediyor; ibâdet edercesine çalışma şevki duymanın gereğini bildiriyordu. Onun, insan rûhunda en ayıpladığı dalalet, hasetti. Hasedin korkunç pençesine tutulan insan ne kadar kötülükler yapabilir; kıskanmanın ve aşağılık duygusunun buhranları içinde ne tür bayağılıklara düşebilirdi? Bunları, insanı şaşırtacak kadar çok sayıda misallerle anlatıyor. Diğer insan zafiyetleri üzerinde de üslûpla duruyor.
Rûh hastalarının, kara sevdaya tutulmuşların dertlerini nabızlarının atışından anlamayı mümkün gören ve gereken devâyı bu gizli rûh kıvranışlarına göre vermeğe çalışan bir tıp ve tedavi anlayışını doğru ve güzel buluyordu.
İnsanlar arasında gerçi en güzel anlaşma vasıtası gönül diliydi. Fakat Mevlânâ, birbirlerinin lisanından anlayan insan olmanın faziletini dile getiriyor; insanlara bağlayıcı ve müşterek bir dil tavsiye ediyordu.
Hikayeler
Mevlânâ, eski mutasavvıf şâirlerin usullerine uyarak her fikri, nasihati ve nazariyeyi münasip bir hikâye ile anlatmaktadır. Bağların, bostanların etrafını çeviren dikenli çitler gibidir ki yanından ve etrafından geçenlerin eteklerine takılıp kendine çeksin. Böylecehakikatlerin üstünde duraklatsın.‛
Neticede, Hz. Mevlânâ, şarkın kültür hazineleri içinden seçip Mesnevî’sine aldığı hikayeleri, kendi üslûbu ve tefekkürü ile değerlendirip, günlük hayatımıza ışık tutan realist bir terbiyeci olarak karşımıza çıkmaktadır
Sembolik ifadeler
Kur’ân-ı Kerîm’de semboller vardır. Bunlar birer irşâd metodudur. Bu irşâd metodunu terk edemezsiniz, çünkü semboller, kelimeler gibi değildir. Kelimelerin manası değişir, zamanla unutulur. Yüz sene sonra aynı kelime başka manalara çekilebilir, ama semboller değişmez. Mesnevî’deki hikâyelerin anlaşılması kolay görülen başlıkları vardır. Fakat bunların mecazî mânası, ihtiva ettikleri tasavvufî remizler içinde alabildiğine derindir.
Şiir
Alegorik rivayetler ve metafizik anlatımları muhtevi beyitlerle tasavvufî hakikatleri öğretmek için şiirin kullanımı adetâ bir zirveye ulaşmaktadır. Mesnevî’de yer yer görgünün; düşüncenin türlü hayat vakalarındaki mânayı kavrayışın kuvvetli realizmi görülür. Aynı realizm içinde yine de sırrî incelikler; okuyana iman ve heyecan veren müstesnâ ifadeler duyulur.
Hasılı şu ki:Mesnevî’yi her okuyan ondan istifade eder ama doktorlar, psikologlar, sosyologlar ve hukukçular onu tetkik ettiklerinde toplum için daha faydalı görüş ve buluşlar elde ederler.

Mesnevinin Önemi
Mesnevî, yalnız Mevlânâ’nın değil, belki tasavvufî edebiyatın da en önemli mahsulüdür.
*Mesnevî, HeratlıCâmî tarafından Fars dilinde Kur’ân‛ olarak isimlendirilmiştir. Muhammed İkbâl de aynı kanaati paylaşmaktadır.
*Yine Banarlı’nın deyimiyle Mesnevî, Kur’ân-ı Kerîm’in Mevlânâ çapında bir velî tarafından yapılmış, heybetli bir tefsiridir.
*Seyyid Hüseyin Nasr’a göre ise, Mesnevî, Kur’ân-ı Kerîm’in geniş bâtınî bir yorumudur. Bu nedenle de Mesnevî’yederyâyıma’rifet‛ adı verilmiştir.
*Yedi asırdan beri İslâm dünyasının aklî, ilmî ve edebî sahaları devamlı Mesnevî’nin nameleriyle çınlamış, akıllara yeni fikir, rûhlara yeni ilham bahşetmiştir. Her devirde âlimler, şâirler ondan yeni konular, yeni üslûplar ve yeni ifadeler almışlardır. Mesnevî, onların düşünce güçlerini ve edebî yeteneklerini geliştirmiş, kendi dönemlerine ait sorunlarını ve şüphelerini gidermek ve çözmek için ondan yeni yeni deliller, kafalara yerleşen misaller, gönülleri hoş eden hikâyeler ve taze taze yollar bulmuşlardır.
*Mesnevî, yalnız Hindistan, İran, Türkiye gibi Doğu ülkelerinde değil, hemen bütün batı ülkelerinde de tanınmış bir eserdir. Eserin İngiliz, Fransız, Alman ve Urdu dillerinde tercümeleri vardır. Mesnevî’nin uzun ve ciddi bir çalışma ile meydana getirilmiş izahlı ve tenkitli bir tab’ı İngiliz Şarkiyatçısı ReynoldAlleyneNicholson tarafından yapılmıştır.
Hülâsa, Mesnevî, ebedî vuslat duyarlığı içinde ayrılıklardan bahseden bir şah beyitle başlayan ve yirmi altı bin beyit devam eden bu hasret-vuslat musikisînin bir şah beyitle son bulduğu şaheserdir.

Mesnevinin muhtelif Tesir Sahaları

Edebiyatta
Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî’nin Mesnevî’sinin Türk ve İran edebiyatları üzerinde büyük tesirleri olmuştur. Hatta Mesnevî başlı başına bir Mevlevî ve Mesnevî edebiyatının doğmasına kaynaklık etmiştir.
Mesnevî, İslâm âleminin, hatta doğudan batıya bütün insanlık âleminin düşünce ve edebiyatına derin etki yapmış, uzun süren ve sürecek olan bir tesir bırakmıştır. Bilhassa İslâm dünyasının büyük bir bölgesini bu kadar geniş ve uzun süre etkileyen böyle bir eser, İslâm edebiyatında çok az bulunabilir.
Hulâsa Hz. Mevlânâ’nın çeşitli istisnaî hususiyetlerinin arasında Türk Mesnevî Edebiyatı Tarihi içerisinde bir benzerinin bulunmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz
İslâmî ilimlerde
Edebiyata olan tesirinden az değildir. Mesela: İsmail Hakkı Bursevî’ninRûhu’l-Beyân ve Alûsî’ninRûhu’l-Meânî isimli tefsirlerinin önemli kaynaklarından biri olmuştur.Mesnevî’nin Farsça olması ve İslâmî ilimlerin kaynaklarının çoğunun Arapça oluşu, Arapların bu esere fazla ilgi göstermelerine mani olsa bile bu eser, Hindistan’dan Avrupa’nın içlerine kadar, büyük bir İslâm bölgesinde kesin bir şekilde etkili olmuştur.
Tasavvufta
Tasavvufî eserlere de büyük ölçüde tesir etmiş, Eşrefoğlu Rûmî, Müzekki’n-Nüfûs isimli eserinde ondan şiirler nakletmiştir. İbrahim Hakkı Erzurumî, Marifetnâme nam önemli ansiklopedik eserinde Mesnevî’den 201 beyit iktibas etmiştir.Nitekim Avrupa müsteşrikleri arasında hususî bir yeri olan Purgstall, Mevlânâ’nın eserlerinden uzun uzadıya bahsettikten sonra Mesnevî’ninGanj nehrinin kenarından tâ Boğaziçi kıyılarına kadar bütün mutasavvıflarca okunması elzem olan bir kitap olduğunu söylemektedir.
Hindistan’da ilk defa Çırâğ-ı Dehlî tarafından sohbetlerde okunan Mevlânâ’nın Mesnevî’si tasavvufî düşüncenin yayılmasında etkili olmuştur.
Mesneviden etkilenen Zevat
*Hindistanlı büyük düşünür, XX. asrın Mevlânâ’sı olarak bilinen Muhammed İkbal de Mesnevî’den çokça etkilenenlerdendir. Hatta Mevlânâ’nın âlemşûmul kuvveti, insana ruhanî miracı yaşatan dinamik aşkı *mükemmel bir şekilde İkbal’in eserlerinde müşahede edilmektedir.
Mevlânâ ve Mesnevî’den etkilenenler arasında Saîd Nursî’yi de sayabiliriz. Zira o, Mesnevî’nin tahkiye ve temsil metodunu önemli ölçüde eserlerine uygulamış, hatta eserlerinden birine Mesnevî-i Nuriye ismini vermiştir. Mevlânâ’nın Mektûbat’ına karşılık Mektûbat isimli eseri de olan Saîd Nursî’nin Sözler isimli eseri de yine Mevlânâ’nın şeyhi Şems-i Tebrîzî’ninMakâlât’ını hatırlatmaktadır.
Mevlânâ’nın vefatından iki asır sonra Mesnevî, ta Bengal’in doğu hudutlarına kadar şöhret kazanmış, sadece Bengal’deki Müslümanlar değil, Hindu din adamları bile Hz. Mevlânâ’nın sözlerini zevkle okumuşlardır.
Mesneviden Etkilenen Eserler
Amil Çelebioğlu Mesnevî tesiri ihtiva eden eserlere örnek olarak şunları zikreder: Gülşehrî, Mantıku’t-Tayr (Gülşen-nâme), Âşık Paşa, Garib-nâme, GermiyanlıAhmedî, İskender-nâme, M. Hatipoğlu, Letâif-nâme, Bedr-i Dilşâd, Murad-nâme, Şeyhî, Hüsrev ü Şîrîn, Ârif, Mürşidü’l-Ubbâd ve Mi’râc-ı Nebî, Yazıcıoğlu Mehmed, Muhammediye, Hayalî, Ravzatü’l-Envâr.
Mesnevî o kadar tesirli olmuştur ki, Dâru’l-Kurrâ, Dâru’l-Hadîs gibi Dâru’l-Mesnevî‛ler kurulmuş,
Mesnevî’nin İlk On sekiz Beyti
Mevlânâ’da ne varsa Mesnevî’de de o vardır ve Mesnevî’de ne varsa bu eserin, bizzat Mevlânâ tarafından yazılan ilk 18 beytinde de o vardır sözü adeta ilk 18 beytin Mesnevî’nin özeti olduğunu ifade etmektedir. Bu ilk on sekiz beyte Mesnevî’ninfatihası unvanını vermek yerinde olacaktır. Çünkü bu beyitler, Mesnevî’ye girmezden önce, onun derinliklerine açılmış birer penceredir ki, Mesnevî’nin hakikat lem’aları; gören gözlere, duyan kalplere buradan aksetmektedir.
İşte onun için bu on sekiz beyte mevlevîler, arifler büyük ehemmiyet vermişler ve yalnız bu Mesnevîler üzerine çok kıymetli şerhler ve tefsîrler yazmışlardır ki, Mesnevî’yimutâlaa edenler, ancak bu nurlu kandille içeriye girerler ve gittikçe hakikati sezerler.Mesnevî’ye şerh yazanların hemen hepsi de bu 18beytin şerhini uzun uzadıya yazmış bunlara ayrı bir önem vermişlerdir.
Mesnevî’nin ilk ve son beyitleri:
Dinle Ney’den duy neler söyler sana
Derdi vardır ayrılıklardan yana.
Gönlümde coşan o söz, o kutlu yerdendir
Zira gönülden gönüle pencere vardır.

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...