YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 615. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

KARUN VE HAZİNELERİ
(VI)

EDEBİYATTA KARUN
                                                                                                                                                                                                                      Divan edebiyatında
                                                                                                                                                                                                       Kur’ân-ı Kerîm’de Kārûn ve hazinesinden söz eden âyetlerden anlaşıldığına göre (Kasas, 76, 78, 81; Ankebût, 39; Mü’min, 23-24): Kārûn, Hz. Mûsâ’nın kavmi arasında hazinelerinin anahtarını ancak güçlü, kuvvetli, büyük bir topluluğun taşıyabileceği çok zengin bir kişiydi. Bundan dolayı Karun, Türk edebiyatında atasözü ve deyimlerde daha çok hazineleri, zenginliği ve cimriliğiyle söz konusu edilmiştir.
Kārûn’un hazineleri “genc-i Kārûn, mâl-i Kārûn” diye anıldığı gibi her gittiği yere hazinesini de beraberinde götürdüğü için “genc-i revân” (yürüyen hazine) olarak da adlandırılmıştır.
Kārûn, cimriliği ve zenginliği sebebiyle gururlanmasından dolayı yerin dibine batırılınca çok güvendiği hazineleri de kendisiyle birlikte yok olmuştur.

Taşlıcalı Yahyâ:
“Uğradı cümlesi hışm u hatara
Mâl-i Kārun gibi geçti yere”

 Fakîrî:
“Tecrîd ile felekte oldum Mesîh-i sânî
Mâliyle yere geçsin Kārûn’a minnetim yok”

Hz. Mûsâ’dan simya ilmini öğrenmek suretiyle zengin olduğu rivayet edilen Kārûn ve hazinelerinin Doğu-İslâm edebiyatlarında en çok işlenen yönü ilâhî kudret karşısında o kadar servetin, mal ve mülkün hiçbir işe yaramaması, aksine sahibinin helâkine sebep olmasıdır.

Türk halk edebiyatında

Yûnus Emre’nin:
“Ne kadar çok ise malın ecel sana sunar elin
Ne assı eyledi Kārun bu dünyaya batmış iken”;

 Hayâlî Bey’in:
“Bezlini evvel bahârın kûha sor hâmûna sor
Mâl-i dünyâdan ne alıp gittiğin Kārûn’a sor” beytlerinde:
Kārûn’un kendine ve etrafındakilere hiç fayda sağlamayan, hayra vesile olmayan hazineleri anlatılmıştır.

Nesîmî:
“Seni bu hüsn ü cemâl ile bu lutf ile gören
Korktular Hak demeye, döndüler insan dediler
Bir kılın kıymetini her kime sordumsa, dedi:
Genc-i Kārûn ile bin milk-i Süleyman dediler”
Beyitlerinde; Hz. Peygamber’in bir saç telinin genc-i Kārûn’la beraber bin Süleyman mülküne denk olduğunu ifade etmektedir.
Kārûn, Türk halk edebiyatında daha çok: “Kārun gibi zengin olmak”, “Kārun kadar malı olmak” şeklindeki deyimlerde geçmektedir. Nitekim Gaziantep yöresine ait bir türkü içinde yer alan:”
“Kul Himmet üstâdım gelse otursa
Hakk’ın kelâmını dile getirse
Dünya benim deyi zapta geçirse
Kārun kadar malın olsa ne fayda”
Dörtlüğünde Kārûn’un zenginliği ve bu zenginliğin işe yaramayacağı vurgulanmaktadır. Türkçe’deki “Kārun kadar zengin olmak” deyimi “riche comme Crésus” şeklinde Fransızca’da da yer almaktadır.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...