YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 610. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

KARUN VE HAZİNELERİ
(I)

GİRİŞ
                                     FİRAVUN ‘UN MISIR HÂKİMİYETİ VE İSRAİL OĞULLARININ DURUMU

Mısır Medeniyeti

Eski Mısır medeniyeti, aynı tarihlerde Mezopotamya'da kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biridir. Mısır, döneminin en organize sosyal ve siyasi düzenine sahip devleti olarak bilinir. -----M.Ö. 3000'ler civarında yazıyı bulup kullanmaları,
-Nil nehrinden faydalanmaları,
-Ülkenin çevresinin çöllerle kaplı olması
-Ve tabiat yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olması,
Mısırlıların sahip oldukları medeniyetin ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştur.

İsrail oğullarının Mısıra Gelişleri

Mısır tarihinin en önemli olayları ise, İsrail Oğullarının bu ülkedeki varlıklarıyla gelişmiştir. İsrail, Hz. Yakub (as)'ın bir diğer ismidir. "İsrail oğulları" olarak bilinen Hz. Yakub’un oğulları sonradan "Yahudi" olarak da anılan kavmi oluşturmuştur. Onların Mısır'a gelişleri Hz. Yusuf zamanında olmuştur. Kur’an'ı azimüş-şanda bu aziz peygamberin hayatı Yusuf Suresi'nde detaylı bir şekilde anlatılır.
Hz. Yusuf küçüklüğünden itibaren birçok sıkıntılar çekmiş, önce kardeşlerinin zulmüne ve Mısırda iftiralara maruz kalmıştır. Daha sonra yine iftira sonucunda girdiği zindandan Allah'ın takdiriyle seneler sonra kurtulup Mısır'da hazinelerin başına geçerek maliye bakanı olmuştur. Bunun ardından onun öncülüğünde İsrail oğulları Mısır'a gelmeye başlamışlardır. Nitekim Hz. Allah Kuran'da bu olayı şöyle haber verir: “Böylece onlar yanına girdikleri zaman Yusuf, anne ve babasını bağrına bastı ve dedi ki: Allah'ın dilemesiyle Mısır'a güvenlik içinde giriniz." (Yusuf, 99)

İsrail Oğullarının köleleştirilmesi

İlk başlarda yukarıdaki ayette belirtildiği gibi barış ve güven içinde yaşayan İsrail oğulları, zamanla Mısır toplumu içindeki statülerini kaybetmeye başlamışlar ve sonunda köle durumuna düşmüşlerdir. Ayetlerden, Hz. Musa (as)'ın geldiği dönemde İsrail Oğullarının böyle bir konumda yaşadıkları görülmektedir. Bunu, Firavun ve adamlarının Hz. Musa ve Hz. Harun'a karşı verdikleri şu kibirli cevaptan anlıyoruz: "Bizim gibi olan iki beşere mi inanacakmışız? Kaldı ki, onların kavimleri bize kölelikte bulunmaktadırlar, dediler."(Müminün, 47)
Mısırlılar, İsrail oğulları üzerinde gerçek bir kölelik sultası kurmuşlardı. Kendi özel işlerinde bile hizmet için İsrail Oğullarını kullanıyorlardı. Köleliğin sürmesi için onları zorlamakta ve işkenceyle baskı altında tutmaktaydılar. Mısır toplumu içinde İsrail oğullarına yapılan baskı, o kadar ileri gitmişti ki onların nüfusları dahi denetim altında tutuluyordu. Kendileri için tehlikeli olacağını düşündükleri erkek nüfusunun artışına engel oluyor, hizmet için kullanacakları kadınları ise sağ bırakıyorlardı.
Nitekim Hz. Allah, ayetlerde bu gerçeği şöyle açıklar:
-Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. (Bakara, 49)
-Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı. (Müminun, 47)

Mısırda Kadim Din ve Tanrı Anlayışı

Mısır'da hâkim olan batıl bir din vardı. Bu, Firavun'un atalarından kalan eski, putperest bir dindi. Bu batıl dine göre birçok sözde tanrı vardı. Firavun da güya yeryüzünde yaşayan bir tanrıydı. İşte bu anlayış, ona halkı karşısında büyük bir güç veriyordu. Firavun ve onun etrafındakiler, atalarının sapık dininden kaynaklanan yaşam tarzına karşı Hz. Musa (as)'ı bir tehlike olarak görmüşlerdi. Çünkü atalarının sapkın dinine göre büyüklük ve ulûhiyet tümüyle Firavun'a aitti.
Onun, bu büyüklenme ve sahiplenme isteği ile Hz. Musa ile Hz. Harun (as)'ı kendine rakip görmesi, Firavun ve çevresinin Hz. Musa ve Hz. Harun (as)'a söylediklerinden anlaşılmaktadır. Kuran'da şöyle bildirilmektedir: “Onlar: Siz ikiniz, bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler. (Yunus, 78)
Firavun, atalarının sapık dinine göre kendisinin sözde tanrı olduğunu iddia ettiği gibi hatta çok daha ileri giderek kendisinin en yüce Rab olduğunu ileri sürüyordu: “Firavun herkesi toplayarak dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim." (Naziat, 24)
Bu büyüklenmelerinin bir sonucu olarak da kendilerinin zorba davranışlarda bulunmaya hak sahibi olduklarını düşünüyorlardı. Onların bu durumunu Hz. Allah şu ayetle haber vermiştir: " Sonra Firavun'a ve ileri gelen çevresine ayetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun'u gönderdik; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, çünkü 'büyüklenen-zorba' bir topluluktu." (Müminun,45-46)

Nil Nehrinin önemi ve Firavunun bunu kendine ait görmesi

Nil sayesinde tarım yapılabiliyordu. Onunla ekinler sulanıyor, hayvanlar ihtiyaçlarını sağlıyor, insanlar su içebiliyorlardı. İşte Firavuna ve çevresindekilere göre tüm bu suyun ve toprakların tek sahibi firavundu. Onun gücünü herkes kabullenmiş ve ona teslim olmuştu. Nitekim şu ayette: “Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"  gelmiştir. (Zuhruf, 51)
Firavun, gücünü daha iyi kullanabilmek ve insanları daha kolay boyunduruğu altına almak için onları kendi aralarında bölümlere ayırmıştı. Böylece kendine yakın olarak seçtikleriyle zayıflattığı kesimleri rahatça yönetebiliyordu. Bir ayette bu duruma şöyle dikkat çekilmiştir: “Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir kısmını güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. (Kasas, 4)

Hz. Musa (as) doğmadan önce Mısır

Ülkenin fesat ve bozgunculukla dopdolu olduğunu görüyoruz. Sırf ırk ve kavmiyet farklılığından dolayı insanlar köle yapılıyor, işkence altında tutuluyor ve erkek çocuklar sebepsiz yere öldürülüyordu. Diğer taraftan zulüm ve kibir içinde bulunan Firavun, kendini yeryüzünde ilah olarak görüyordu. Çok güçlü bir sistemle her şeye hakim olan Firavun, insanların kendine tabi olmasını sağlamıştı.
İşte böyle bir ortamda Hz. Allah, Firavun, Haman ve Karun’un baskı ve zulmünü ortadan kaldıracak, insanlara “Rabbın” kendisi olduğunu hatırlatacak, tekrar hak dini insanlara öğretecek ve İsrail oğullarını esaretten kurtaracak bir elçi olarak Hz. Musa (as)'ı gönderdi.

 

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...