YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 595. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA VAKIF VE HÜKÜMLERİ
(III)

Müctehidlerin Görüş ve İctihadları

 a) Ebu Hanifeye göre
Vakıf: Bir mal veya mülkün aynınıvakıfın yani vakfedenin mülkiyetinde tutmak, gelirin fakirlere ya da hayır yollarından birine tasadduk etmektir.
Bu tarife göre, mal veya mülkü vakfeden kimse bir daha geri alamaz, vakfından dönemez diye bir lüzum yoktur. Vâkıf, dilediği zaman vakfından dönebilir ve o malı başkasına satabilir.
Ancak bu tarif çerçevesi içinde bir vakfın lüzumlu kalması iki yoldan biriyle gerçekleşebilir:
a) Hâkimin bu hususta yapılan vakfın lüzumuna karar vermesi ve devamlılığını sağlamasıyla;
b) Bir malm veya mülkün gailesi (elde edilen geliri) nin vasiyet yoluyla hayır işlerine vakfedilmesiyle..

b)- İmameyne göre
Bir mal veya eşyanın Allah'ın mülkü hükmünde tutup gelirinin Allah'ın kullarına tahsis edilmesidir. Bu durumda yapılan vakıf artık lüzumiyetkesp eder ki ne satılır, ne hibe edilir, ne de miras olarak kalır. Doğrudan doğruya kamunun malı haline gelir.

İslam’da İlk Vakıf
Hz. Âişe'den(ö. 57/676) nakledildiğine göre, Allah'ın elçisi Medine'deki yedi parça mülkünü vakfetmiştir. Bu mülkler: A'vaf, Sâfiye, Delâl, Müseyyeb, Bürka, Hismâ ve Meşrebe'dir. Nadiroğuları'ndanMuhayrîk isimli bir şahıs şöyle bir vasiyette bulunmuştu: "Ben ölünce, tüm mallarım Allah elçisine ait olsun, O dilediği yere sarf etsin." Muhayrîk'in Hicret'in 2.nci yılında ölmesi üzerine tüm malları, Hz. Muhammed'e kalmış, o da bu malları, İslâm'ın ve Müslümanların acil ihtiyaçlarına vakfetmiştir. İslâm'da ilk vakfın bu olduğu kabul edilir. (Müslim, Fezâilü's-Sahâbe, 196; A. b. Hanbel, Müsned I, 45).

Bir Malı Vakfetme Gayesi
Feteva-ı Hindiyye'de "Vakfın Gayesi:AllahûTeâlanınrızâsınıtaleb etmektir” hükmü kayıtlıdır. Esasen vakıf hadisesi; AllahûTeâla'ya iman ve hesab gününe hazırlanma şuuru ile yakından alakalıdır.
İmam-ı Şafii: "AllahûTeâlanın rızasını kazanmak maksadıyla yapılan vakıf; cahiliye ehlinden sâdır olmamış, müslümanlar tarafından vâki olmuştur" hükmünü zikreder.
Kur'ân-ı Kerîm'de: "Siz sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcayıncaya kadar aslâ iyiliğe ermiş (Birr-i taat etmiş) olamazsınız. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilicidir"(Alı İmran, 92) hükmü beyan buyurulmuştur.
Yine Hadislerde geçen Sadaka-i cariye anlayışı da Müslümanlar arasında vakıf meselesinin ikame ve idamesini sağlamıştır.Bu itibarla vakıf, Allah yolunda fedakârlığın, milletini ve memleketini sevmenin, ahirete inanmanın ve cömert olmanın alâmetlerinden biridir.

Vakfedilen malın Vakıf müddeti
Vakıfta asıl olan belli bir süre ile sınırlandırılmamasıdır. Nitekim İbn-i Abidin: "Vakıf, muvakkat olarak yapılırsa câiz olmaz. Meselâ: Bir kimse "Şu hanemi bir gün veya bir ay müddetle vakfettim" dese, bu vakıf sahih olmaz. Çünkü vakfın, ebedi olması şarttır" hükmünü zikreder. Esasen vakfın hükmü: Vakfedilen şeyin; vakfeden kimsenin mülkünden çıkması ve AllahûTeâla (cc)'nın mülkü hükmüne girmesidir Bu sebeple alış-verişe, hibeye ve mirasa konu olamaz.
Ancak Malikiler, vakıfta ebediliği şart koşmazlar ve kısa süreli vakfı da geçerli sayarlar. Bir ev, dükkân veya araziyi belli süre için kiraya verip, kira bedelini hayır yoluna sarf etmek gibi.(Mâlik, el-Müdevvene, VI, 98; Kubeysî, a.g.e., 78-80)

 

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...