YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 593. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA VAKIF VE HÜKÜMLERİ
(I)

GİRİŞ
Sadece kendisini düşünen, devamlı kendi çıkarlarının derdine düşen ve bütün nimetleri nefsine layık gören bir insan, bu haliyle varlıkların en alt seviyesine düşmektedir. Çünkü insanın dışındaki varlıklar bile az da olsa bir başkasına hizmet eder, fayda verir.Sadece kendisi için yaratılmış hiçbir varlık yoktur. Bu varlıklar içinde en şereflisi olan insanın, sadece kendisi için yaşaması, faydalı işlerden kaçması, hayır nedir bilmemesi, iyiliği sevmemesi ne kadar büyük bir bedbahtlıktır.
Allah yolundaki infak, kalpteki iman ve irfan için bir ölçüdür. Allah için malını veremeyenler canını hiç veremezler. Malından ve canından cimrilik edip Hakk’ın ve halkın hukukunu çiğneyenler, dünya ve ahiret mutluluğuna eremezler.
İnfakın çeşitleri pek çoktur. Hayatta olan herkesin, başkasına ikram edebileceği bir çeşit nimeti muhakkak vardır. İnsan AllahTeâlâ’nın kendisine bahşettiği maddi-manevi nimetten başkasına harcayabilir. Yeter ki insan o nimetten gafil bulunup cömertlik şerefinden mahrum olmasın.
Bütün hayırların temeli Cenab-ı Hakk’ın sevgi, destek ve rahmetidir ki buna hidayet ve inayet denir. Allah’uTeâla bir kalbi açar ve muhabbetiyle doldurursa, o insan artık bütün güzelliklerin kaynağı olur.
Şu bir gerçektir ki insanın kalbi açılmadan, eli; ilahi nur girmeden de kalp açılmaz. Müminin kalbine giren iman nuru kalpten ilk olarak inkâr ve şirki temizler. Sonra cimriliği ve bencilliği siler süpürür..
Yüce dinimiz İslam infakta bulunmayı, iyilik ve hayırda yarışmayı toplumdaki fakir, düşkün ve kimsesizlere yardım eli uzatmayı teşvik etmektedir. İman edip infak etmek, paylaşmak sadece Müslüman’ın özelliğidir. Çünkü mülk Allah’ındır, servet insana emanettir. Mü’mine,  bu emaneti nasıl koruduğunu ve nereye harcadığı, sorulacaktır.
İnsanın yaratılışında var olan yardımlaşma duygu ve düşüncesi, insanlığın tarihi ile yaşıttır. Her toplum, yardımlaşma hususunda kendi yaşadığı zamanın sosyal yapısına göre bazı faaliyetlerde bulunmuştur. Yardımlaşmanın teşkilatlandırılmış veya başka bir ifade ile ete kemiğe bürünmüş en ideal şeklini“VAKIF”olarak görmekteyiz.
Vakıf, bu duyguların kaynağı olan İslâm dininin oluşturduğu ortamda doğmuş ve gelişmiştir."Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim!" diyor şair. Tarih boyunca bu duygu seliyle yüklü olan insanlar çeşitli dernek ve vakıflar kurmuş, ihtiyaç sahiplerine koşmuştur. 

Vakıf Kelimesi
Vakıf sözlükte; hapsetmek ve alıkoymak demektir.Bundan dolayı mahşerde insanların hesap vermeleri için hapsedildikleri yere "Mevkıf" denilmiştir.Çoğulu "Evkaf"dır. İslâm hukukunda "Vakıf" kelimesiyle beraber "Habs ve "Sadaka" gibi terimlerde kullanılmıştır. Nitekim Peygamberimiz, bazı hadislerinde vakıf yerine eş anlamlısı olan "habs" kelimesini kullanmıştır (Buharî, Vesaya, 22, 28; Eyman, 33; Müslim Vasiyye, 15, 16).
Sadaka
Yoksullara Allah rızası için verilen şey ve sevap kazanmak amacıyla hibe edilen mal, demektir. Bu kelimeye muharreme (dokunulmaz hâle gelen), müebbede (ebedî kılınan) veya cariye (sürekli) gibi sıfatlar eklenip vakıf anlamı kazandırılarak tekmil edilmiştir. (Şafiî, IV, 51; Ali Haydar, Tertibu's-Sünuf,101).
Hanefilerin büyük çoğunluğu, işin başından itibaren vakıf terimi kullanmayı tercih etmekle birlikte, bazıları, konu başlığı olarak "Vakıf ve Sadakayı” birlikte kullanmışlardır (Bedayiu's-Sanâyi, IV, 217)

Hukukî bir müessese olarak Vakıf
Kendisinden yararlanmak mümkün ve caiz olan bir malı, devamlı olarak temlik ve temellükten alıkoyarak menfaatini (gelirini), Allah rızası için bir hayır cihetine tasudduk etmektir.Vakfedilen mala “mevkuf”, vakfedene ise “vaakıf” denir.
Vakfedilen mal, vakfedenin mülkiyetinden çıkar, Allah'ın rızasını kazanmak için kamu mülkü haline gelir. Böyle bir malın yönetimi artık vakıfnamedeki şartlara ve vakıf esaslarına göre olur (İ. Hümâm, a.g.e., V, 40; el-Kubeysî, Ahkâmü'l-Vakf, I, 75-78;Şamil İslam Ansiklopedisi,VIII,175;D.İ.B, Dini Kavramlar Sözlüğü,680).

Tarihte Vakfın Ortaya Çıkışı
İnsanlık tarihi ile Vakıf müessesesinin tarihi aynıdır. Dünya tarihinde vakfa örnek olabilecek ilk kurum Kâbe'dir. Kâbe, ilk insan ve peygamber olan Hz. Âdem (as) tarafından yapılmış, Hz. Nuh (as) dönemindeki tufanda yıkıldıktan sonra Hz. İbrahim (as) tarafından yeniden inşa edilmiştir..( Bakara, 125; A. İmran, 96-97; Maide, 97; Hac, 26). Hz. Davud (as) ve Hz. Süleyman (as) tarafından yapılan Mescid-i Aksa da en eski vakıf mescitlerindendir.

 

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...