YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 585. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMİ İLİMLERDE DELİLLER, HÜKÜMLER VE METODLAR
(XV)

(III)
METODLAR
 Metod = Usul
 Muayyen bir neticeye varmak ve hakikate ulaşmak için fikrimizi idare eden kaideler manzumesidir.. Kelâmcılar bunun İçin «tarîk» kelimesini kullanırlar ve şöyle tarif ederler : «Doğru bîr tefekkür vâsıtasiyle neticeye ulaştıran şeydir. İslâmî eserlerde metod   (methode)   karşılığı olarak   «Nahv»,   Usûl,   Minhâc Menhec kelimeleri de kullanılmıştır [Nevzad Ayasbeyoğlu, İbn Rüşd'ün felsefesi s. 5, dipn. 9.].
Çeşitli ilimlerde, kullanılan metodlar (usûl bahsi, metedoloji)  vardır.  Usulü Fıkıh, Usulü tefsir ve Hadis gibi. Çünkü usulsüz vusul olmaz. Hatta bundan dolayı usul asıldan önce gelir denilmiştir. Bu suretle incelememiz, nakli esas alan dînî metodla aklı esas alan felsefi metot kısımlarına ayrılacaktır.

 A. Dinî Metod
Din, Allah Teâlâ tarafından vaz' olunmuş bir düstûr olduğuna göre din sahasında hakikati ve hayrı, bizzat muradı-İlahi temsil eder. O halde bu sahada hakikate ulaşmak için yapılacak şey İlâhî muradı (veya makasıdı-şeriayı) anlamaktan ibarettir. Ne var ki İslam müçtehitleri, bu noktada müttefik olmakla beraber, murad-ı ilâhînin, insanlar tarafından ne ile keşf olunabileceği mevzuunda ihtilâfa düşmüşlerdir. Şöyle ki;
*Selefiyyeye göre: Hak, mutlak mânâda nakil (Kur'an ve sahih hadis) ile bilinir. Onun için nakil, olduğu gibi kabul edilir ve hiç bir suretle te'vîle tâbi' tutulmaz.
*Sofiyyeye göre: Hak ancak keşf ile ma'lûm olur, sofîye uymayan nakil te'vîl olunur.
*Kelâmcılar (bahusus Eş’ariler), hakîkatin naklin yanında nazar ve tefekkür ile bilinebileceğini, binaenaleyh akla uymaz gibi görünen naklin te'vîl olunacağını kabul etmişlerdir.
* İslâm filozoflarına gelince: El-Kindi, Farabi, İbn Sina ve İ. Rüşt, felsefî kıyası esas almışlar, felsefî gerçeklere uymayan nakil te'vîl edilmelidir, demişlerdir.
*Bu dört metoddan sofiyyeye ait olan keşf ve ilham, kelâm âlimlerinin çoğunluğu tarafından hakîkate ulaştırıcı bir vâsıta olarak kabul edilmemiştir. Çünkü ilham, herkes tarafından kullanılması ve kontrol edilmesi mümkün olan bir metod olmadığı gibi ona mazhar olacak kimse peygamber olmadığına göre hatadan korunmuş (ma'sûm) bir insan değildir [Mâtürîdî, Kitabu't-Tevhîd, 6; Teftâzânî, Şerhu'l-Akaid, 45-46; Metni akait, s. 2]
İslâm dinine intisab iddiasında bulunmalarına rağmen, ehl-î sünnet tarafından islâm dışı kabul edilen ve *İsmâiliyye, Bâtıniyye, Ta'lîmiyye gibi çeşitli lâkablarla anılan fırak-ı dallenin metod hakkındaki görüşleri âlimler tarafından kaale alınmamıştır. Zira bunlara göre ilimler ancak, peygamber gibi ma'sûm olan İmamın Ta'lîmi ile öğrenilebilir [ Gazzâlî, Fedâihu'l-bâtıniyye; Abdülkahir  el-Bağdâdî,  el-Fark beyne'l-fırak,     Şehriatânî, el-Milel, I, 195; Ali Kuşçu,  Şerhu't-Tecrîd,  III,   147 , Şerhu'l-Mevâkıf  kenarında).

1. Selef metodu
Ehli Sünnetin ilk temsilcilerini oluşturan, sahabe döneminden sonraki ilk devir fıkıh ve hadis âlimlerine ashabı-hadis, selef veya Ehli Sünneti hassa denir. Bunlar, her sahada olduğu gibi akaidde de Rasulüllah ve ashabının yolunu teslimiyet ve ihlâs ile ta'kîb etmişlerdir. Tabiîn, mezheb imamları, büyük fukahâ ve muhaddisînin benimsediği selef metodu, nakle mutlak bağlılığı şiar edinmiştir. İşbuna göre: Âyette ve sahih sünnette vârid olan her şeye (sıfat-ı haberiyyesi ve müteşâbihâtı dahil) teslîmiyetle iman edilir. Ne teşbihe düşülür, ne de red ve te'vîle gidilir. Nitekim onların metotları şöyledir:
a)- Tasdik
Kur’an ve Sünnette Allah’ın esma ve evsaf ef’ali nasıl mezkür ise olduğu gibi kabul etmektir. Yani hiçbir te’vil ve yoruma gitmeden Allah ve Resulü nasıl tanıttı ise o şekilde iman ve tasdik etmektir. Bu hususta başka türlü bir hareket ve anlayış layık değildir.
b)- Takdis
Allah’ın zatına ve şanına uygun düşmeyen her türlü söz ve düşünceden O Zat-ı ecel ve Alayı tenzih etmektir.
c)- Süküt
Naslarda geçen müteşabih ifadeler hakkında süküt etmek hatta soru sormaktan dahi şiddetle imtina etmektir.
d)- İmsak
Müteşabihler hakkında tefsir ve te’vilden kendini tutmaktır
e)- Keff
Müteşabihlerle zihnen dahi meşguliyetten kendini uzak tutmaktır.
f)- Aczini itiraf
Naslarda mezkür müteşabihat hakkında aciz olduğunu itiraf etmektir.
g)- Marifet ehline teslim
Müteşabihatı bilmesi mümkün olan Peygamberimiz, sahabe ve bazı otorite olan zevat-ı kirama havale edip teslim olmaktır.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...