YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 576. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMİ İLİMLERDE DELİLLER, HÜKÜMLER VE METODLAR
(VI)

1)- Cedel (Dialectic)
Bir görüşü savunma veya çürütmek için meşhurat veya müsellemattan olan öncüllerle meydana gelen kıyas ve bu şekilde verilen hükümdür. Meşhur öncüller: Adalet iyidir, zulüm kötüdür. Müsellem öncül: Mirac meselesidir. Cedelin gayesi şöyle ifade edilmiştir:
*Farabi:  İnsana fikir egzersizi yaptırır. *İbn Sina: Karşı tarafı ikna ve susturma sanatıdır. *Daha sonraki mantıkçılar ise: Burhani delilleri idraktan aciz olan insanları ikna ve iskattır, demişlerdir.
Kıvam ve sıdk bakımından Burhan kadar olmayan Cedel için Aristo şöyle der: Yakin değil, zanni ve muhtemel bilgi verir. Klasik mantıkçılar artık bu güne dek cedeli hep böyle anlayarak şöyle demişlerdir: Çünkü o, karşı tarafı ilzam ve habt etmeyi esas alır. Bundan dolayı suğra-kübranın realiteye mutabakatından ziyade karşı tarafın kabülüne vabestedir.
Cedel ile münazara arasındaki fark: Cedelde ilim mevzu-bahis olmayıp tamamen hasmı yenmek üzere kuruludur. Bunda nerdeyse her şey mübah gibi algılanır. Oysa münazarada hak ve hakikatı öğrenmek gaye ve düşüncesi hakimdir. O yüzden önce kesin deliller sonra meşhurattan istidlal yapılır. Böylece cedelden daha umumi ve verimli olur. (Klasik Mantığa Giriş, s. 215-220)

2)- Hıtabe (Retorik)
Makbulat ve maznunat cinsinden olan suğra ve kübra (öncüller) ile meydana gelen kaziyyedir. Gece yarısı dolaşan insanın hırsız addedilmesi gibi. Klasik mantık kitaplarında işbu san’atın gayesi şu şekilde dile getirilmektedir: İnsanları, faydalarına olan şeye yöneltmek ve o sahadaki rağbetlerini arttırmaktır. Zararlarına olan şeylerden ise nefret ve imtina ettirmektir. Nitekim hatip ve vaizler de bunu yapar.(Mi’yarı Sedad, 124)
3)- Şi’r (Poetika)
Muhayyelat olan mukaddem ve taliden kurulmuş kıyastır. İçki ve bal misali gibi. Farabiye göre şi’r yalancı önermelerden yapılan bir kıyas ve taklide dayalı sanattır. Ancak realizm (ma’kulat) ile birleşince bir öğrenme aracı olabilir. (Farabi, İhsaul-ulum, 84)

4)- Muğalata-Sofistika ( Demagoji)
Ğalat’dan iştikak etmiştir ki nutuk ve kelamda yanılmak manasına gelir. Terim olarak ise: Doğruya benzeyen yanlış öncüllerden veya vehmiyattan kurulan kıyastır. Vehim, kuruntu demek olup hakikatta olmayan şeyi varmış gibi kabul etmektir. Her varlığın yeri ve yönü vardır. Allah da vardır. Öyle ise Onun da yeri ve yönü vardır. Demek gibi ki safsatadır.
Mugalata, hasmı yanıltmak veya iskat için izzeti nefs, menfaat ve ihtiras uğruna kullanılan fasit bir kıyastır. Çünkü onun öncülleri ya doğru değildir veya yanlış telif edilmiştir. O itibarla İslam mantıkçıları ona “değersiz” damgası vurup bozuk ve aldatıcı bir tuzaktır” demişlerdir. Bu bakımdan o bir san’attır. Binaen aleyh kurnaz veya kıvrak zekalı olanlar üstesinden gelebilir.
Velhasıl demogoji şek-şüphe bile ifade etmez çünkü onun bile bazen doğrudan behresi vardır. O ise bu tür söz ve istidlaller kizbi mahızdan başka bir şey değildir. Bunlarla hiç ama hiçbir yere varılamaz asla. Bu kıyası bilmek, ancak şerden tevakki ve ihtiraz için faydalı olur.  ( Kıstasül-müstakim, Gazali, 74-76)

Mugalatanın kısımları
a)- Safsata: Gerçekte doğru olmadığı halde doğruymuş gibi olan vehme dayalı öncüllerden kurulan kıyastır.
b)- Müşağabe: Meşhura yakın (veya benzeyen) öncüllerden meydana gelen hükümdür. Fülan gece gezer, Gece gezen takva sahibidir. Öyle ise o da ehli takva birisidir. Burada meşhur olan; gece dışarıda gezenin hırsız olduğu halde kafa karışıklığı yapmak için gece gezen kimseye zahit adı vermektedir. Aynen siyasilerin geçmişte, laikliği savunmak için (dini ritüellerin bir çokları yasak olduğu halde) namaz kılmak isteyenlere camiler açık değil mi demesi gibi.(Ali Sedad, Mizanul-ukul, s.104)

Safsata ile müşağabe arasındaki fark

 Niyet farkıdır. Birincisi, bile bile kasden yapılarak muhatabı aldatmak ve tuzağa düşürmek için doğru söz söylenir veya hal ve hareketler yapılır. Ama maksat üzüm yemek değil bağcı dövmek olduğundan bunlar istismar edilerek başka bir sonuca gidilir: Bizim dinimiz akla-fikre uygun olduğu için en son ve en mütekamil din olmuştur diyerek dine ait ne varsa hepsini tedavülden kaldıran adamın hali gibi. Yine siyasilerin, milletin gözünü boyamak, onları aldatmak ve oylarını almak için ayet ve Hadis okuyup veya Cuma namazına gidip başörtülüler Suudi Arabistan’a gitsin demesi gibi. ( Seyful-Gullab ala muğnit-tullap, Meh. Fevzi Efendi,206)
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...