YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 553. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA VAKIF VE HÜKÜMLERİ (III)

Ashâbdan Vakıf yapan Bazı Zevatı-Kiram
*Hz. Ömer, çok sevdiği bir araziyi vakfedişini şöyle anlatır:
-Allah'ın elçisine; Hayber topraklarının taksimi sonucu, ömrümde sahip olmadığım güzel ve değerli bir arazi bana isabet etti, bu konuda ne buyuruyorsunuz? Dedim. Hz Peygamber de:
-İstersen malın mülkiyetini elinde tut, semere ve gelirini ise yoksullara tasadduk et" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer, arazisini; satılmamak, bağışlanmamak ve mirasla da geçmemek üzere, yoksullara, yakın hısımlara, miskinlere, yolda kalmışlara, Allah yolunda savaşanlara ve azatlık anlaşması yapan kölelere vakfetti. Mütevellinin de bundan örfe göre yiyebileceğini şart koştu. Bu konuda bir vakıfname düzenleyerek kızı Hafsa'ya (ö. 41/244) ve sonraki nesline teslim ve vasiyet etti. (Buharî, Vesâyâ, 22, 28, Eymân, 33; Müslim, Vasiyye, 15, 16).
*Hz. Osman'ın susuzluk çekildiği bir sırada, Medineli bir Yahudi'den “Rume” kuyusunu satın alıp, suyunu ebedi olarak topluma bağışlaması bunlar arasında sayılabilir (Müslim, Şirb, 1; Tirmizî, Menâkıb, 18).
*Hz. Ali'nin Yenbu'daki bir arazisini ve çeşmesini vakfetmesi (Beyhâkî, Sünen, IV,160,161; Kübeysî, a.g.e., I, 101)
*Hâlid bin Velid'in zırhını ve savaş atlarını vakfetmesi (Buharî, Cihad 89, Zekat, 49; Müslim, Zekat, 11;).
* Câbir bin Abdullah'ın şöyle dediği nakledilmişir: "Ben Mekkeli ve Medineli Müslümanlardan mal ve mülk sahibi olup da, vakıf yapmamış bir kimse bilmiyorum." (İbn Kudame, el-Muğnî, IV, 4).

c)- İcma’ Delili
Kur’an ve Sünnetin en canlı bir şekilde Ashap tarafından uygulanması fiili bir icmayı ortaya koymuştur.
Şöyle ki: Ali İmran,92. ayeti nazil olunca Sahabe-i Kiram sevdiği malları infâk etme hususunda birbirleriyle yarışa girmişlerdir. Müfessirlerin çoğu ve hadisçiler bu âyeti vakıfla açıklamışlardır.(Kurtubî, el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'ân, IV, 132-134; el-Cassâs, Ahkâmü'l-Kur'ân, 1335, II, 18).

Müctehidlerin Görüş ve İctihadları

 a) Ebu Hanifeye göre
Vakıf: Bir mal veya mülkün aynını vakıfın yani vakfedenin mülkiyetinde tutmak, gelirin fakirlere ya da hayır yollarından birine tasadduk etmektir.
Bu tarife göre, mal veya mülkü vakfeden kimse bir daha geri alamaz, vakfından dönemez diye bir lüzum yoktur. Vâkıf, dilediği zaman vakfından dönebilir ve o malı başkasına satabilir.
Ancak bu tarif çerçevesi içinde bir vakfın lüzumlu kalması iki yoldan biriyle gerçekleşebilir:
a) Hâkimin bu hususta yapılan vakfın lüzumuna karar vermesi ve devamlılığını sağlamasıyla;
b) Bir malm veya mülkün gailesi (elde edilen geliri) nin vasiyet yoluyla hayır işlerine vakfedilmesiyle..

b)- İmameyne göre
Bir mal veya eşyanın Allah'ın mülkü hükmünde tutup gelirinin Allah'ın kullarına tahsis edilmesidir. Bu durumda yapılan vakıf artık lüzumiyet kesp eder ki ne satılır, ne hibe edilir, ne de miras olarak kalır. Doğrudan doğruya kamunun malı haline gelir.

İslam’da İlk Vakıf

Hz. Âişe'den (ö. 57/676) nakledildiğine göre, Allah'ın elçisi Medine'deki yedi parça mülkünü vakfetmiştir. Bu mülkler: A'vaf, Sâfiye, Delâl, Müseyyeb, Bürka, Hismâ ve Meşrebe'dir. Nadiroğuları'ndan Muhayrîk isimli bir şahıs şöyle bir vasiyette bulunmuştu: "Ben ölünce, tüm mallarım Allah elçisine ait olsun, O dilediği yere sarf etsin." Muhayrîk'in Hicret'in 2.nci yılında ölmesi üzerine tüm malları, Hz. Muhammed'e kalmış, o da bu malları, İslâm'ın ve Müslümanların acil ihtiyaçlarına vakfetmiştir. İslâm'da ilk vakfın bu olduğu kabul edilir. (Müslim, Fezâilü's-Sahâbe, 196; A. b. Hanbel, Müsned I, 45).
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...