YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 549. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

HIZIR A.S.
(IV)

TASAVVUFTA HIZIR ANLAYIŞI
Kur- 'ân-ı Kerîm'de anlatılan Hızır kıssası başlangıcından beri en çok tasavvuf çevrelerini ilgilendirmiştir. Bunun sebebi, kıssanın âdeta tasavvufun iki ana ilkesi olan irşadı ve ilm-i ledünnü temsil etmiş olmasıdır. Zira kıssada Allah'ın, kendisine, Hz. Mûsâ'nın bilemediği ilm-i ledün verdiği kul (Hızır) Hz. Mûsâ'ya kılavuzluk etmektedir.
 Kıssa bundan dolayı daha Miladi IX. yüzyıldan itibaren tasavvuf çevrelerinde özel bir ilgiye mazhar olmuş ve buna tasavvufun ruhuna uygun bir yorum getirilmiştir. Bu yorumda Hızır mürşidi, Hz. Mûsâ müridi temsil etmektedir. Hızır'ın evliyanın reisi olarak en yüksek mürşid mevkiine oturtulması, tasavvufun gelişiminde önemli bir dönüm noktası teşkil etmiş, birçok sûfî Hızır tarafından irşad edildiğini ve onunla görüşüp sohbet ettiğini söylemiştir.
Hızır'ın velî olduğunu ve hayatta bulunduğunu söyleyen mutasavvıflar, pek çok sûfî ve velînin, hatta sıradan kişilerin onu gördüklerine, kendisinden öğüt ve dua aldıklarına, bazı durumlarda Hızır'ın onlara yol gösterdiğine, yardımcı olduğuna, ism-i a'zamı öğrettiğine dair birçok menkıbe rivayet ederler:
* İbrâhim b. Edhem'in sahrada Hızır'ı gördüğünü, onun uyarısıyla zühd yoluna girdiğini ve kendisinden ism-i a'zamı öğrendiğini anlatan menkıbedir (Sülemî, s. 31, 34).
*İbrâhim el-Havvâs da Hızır'ı Sînâ çölünde görmüş, kendisinden bilgi almıştır (Ebû Nuaym, IX, 187; İbn Hacer, I, 446).
*Yine Bâyezîd-i Bestâmî'nin Hızır'la birlikte yürüdüğü,
* Bişr el-Hâfî, Feth el-Mevsılî ve Ma'rûf-i Kerhî'nin Hızır'ı gördükleri,
*Hakîm et-Tirmizî'ye Hızır'ın yol gösterdiği anlatılır.
*Hızır'ı görme ve ondan öğüt alma olayına sonraki mutasavvıflarda daha sık rastlanır.
*Serrâc, ledün ilminin kaynağı olarak gördüğü Hızır'ın Hz. Ali ile görüştüğünü kaydeder (el-Lüm’a s. 179).
*Kuşeyrî çeşitli vesilelerle Hızır konusuna temas ederek onun bir velî olduğunu belirtir (er-Risâle, s. 475). *Hücvîrî ise ondan Hızır peygamber diye söz eder (Keşfü'l-mahcûb, s. 257).
*Gazzâlî de Hızır'la ilgili menkıbeler nakletmiştir (İhyâ', IV, 245, 257, 345).
*İlk defa İbnü'l-Arabî, Hızır'la bir kere görüştüğünü ve ondan hırka giydiğini ifade ederek Hızır'la tasavvuf kültüründe önemli bir yere sahip bulunan hırka konusunu irtibatlandırmış oldu.
*Bâdisî ve İ. Zeyyâd et-Tâdelî gibi K. Afrikalı tasavvufî tabakat yazarları yazmaya Hızır'la başlamışlardır.
*Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'nin doğacağını, Hızır'ın önceden haber verdiği (Reşehât Tercümesi, s. 29),
*Aynı sûfînin zikr-i hafîyi Hızır'dan öğrendiği ve Hâcegân silsilesinin "hâce" unvanıyla anılan Hızır'la başladığı kabul edilir.
*Hızır inancı Yesevîlik'te ve dolayısıyla Türkistan tasavvufunda da önemlidir. İnanışa göre Ahmed
Yesevî'nin babası Şeyh İbrâhim 10.000 müridiyle birlikte Hızır'a arkadaş olmuştu. Yine Şeyh İbrâhim'in halifesi olan Şeyh Mûsâ'nın kızıyla evlenmesine de Hızır delâlet etmişti.
*Bizzat Ahmed Yesevî Hızır'la görüşür ve irşadlarından faydalanırdı. Hatta tarikatında önemli bir yer tutan "zikr-i cehri"yi ona Hızır telkin etmişti. Yesevîlik'teki tarikat asâsı da Hızır'dan kalmadır.
*Süleyman Ata hikemî şiirler söylemeyi Hızır'ın duası sayesinde kazanmış (Köprülü, s. 32, 37, 74, 89),
*Aziz Mahmud Hüdâyî Celvetiyye'deki Hızır kıyamı (nısf-ı kıyâm) zikrini Hızır'dan almıştı.
*Hızır bazan Hz. Ali'nin adı olarak da kullanılır. "Mihman Ali'dir" sözünde bu noktaya işaret vardır.
*Ahzâb kitaplarında kaydedilen bazı önemli hizb ve virdlerin de Hızır tarafından öğretildiği kabul edilir.
*Tasavvufa Hızır aracılığıyla giren zümreye Hızıriyye denir. Kuzey Afrikalı sûfî Abdülazîz ed-Debbâğ'a da (ö. 1132/1720) Hızıriyye adıyla bir tarikat nisbet edilmiştir (Nebhânî, II, 73; Harîrîzâde, I, vr. 332b).
*Hızır inancı zamanla mehdî inancıyla da irtibatlandırılmış, İbnü'l-Arabî, kıyamet yaklaşıp mehdî zuhur edince Hızır'ın ona şahitlik edeceğini söylemiştir (Bursevî, III, 498).
*Yine İbnü'l-Arabî ve onun takipçileri bazan Hızır'la İIyâs'ı sembolik bir şekilde yorumlayıp, "Hızır bast, İlyâs kabz haline işaret eder" demişlerdir. Hızır'a bastın izâfe edilmesi onun bünyesindeki kuvvetlerin madde âlemine yayılmış olmasından, İlyâs'a kabzın nisbet edilmesi de onun kuvvetlerinin mânevî âleme yükselip orada büzülmüş olmasındandır (Kâşânî, s. 160).
*Öte yandan Kehf süresindeki (18/60) "iki denizin birleştiği yer" ifadesinde söz konusu olan iki denizle zâhir ve bâtın ilimlerinin kastedildiğini, Hz. Mûsâ'nın zâhir ilmini (şeriat), Hızır'ın ise bâtın ilmini (ilm-iledün) temsil ettiğini ileri sürenler olmuştur (Demîrî, I, 245).
*Mutasavvıflar, bir müridin şeyhi huzurunda uyması gereken temel kuralların Mûsâ-Hızır kıssasında mevcut olduğuna inanmıştır. Bunların en önemlisi: Şeyhin huzurunda susmak, kalben bile olsa itirazdan sakınmak, onun ledün ilmini bildiğini kabul etmek, şeriata aykırı gibi görünen bazı sözleri ve davranışları karşısında bile şeyhi hakkında şüpheye düşmemek ve ona kayıtsız şartsız teslim olmaktır (Bursevî, III, 502; Ocak, İslâm-Türk İnançlarında Hızır, s. 82-98).

HALK İNANCINDA HIZIR ANLAYIŞI
Hızır a.s 'ın Hz. Mûsâ ile olan arkadaşlığı tasavvufun merkezini oluşturmuş, bu kıssanın çevresi menkıbe, mesel ve fikirlerle örülmüştür. Bunlar, zamanla tasavvufu aşarak müslüman halk tarafından benimsenmiştir.
* Bu tür menkıbe ve inançlara göre Allah'a kulluk etmek, nefsin isteklerine boyun eğmemek ve ilâhî rahmete mazhar olmak onun başlıca özellikleridir.
*Birkaç defa evlenmiş, birçok çocuğu olmuştur. Fakat sonra evlenmemeyi tercih etmiş ve şu anda bekârdır.
*Hızır genellikle aksakallı, nurani yüzlü, boylu, merhametli ve tatlı dilli bir kimse şeklinde tarif edilmiştir.
*Bazen da yoksul, üstü başı dağınık, zayıf, âciz biri gibi görünür ve insanları dener; böyle perişan bir kişiliğe bürünerek sadaka ve yardım ister. "Her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bil" sözü bu inancın eseridir. Ona yardım edenlere dua edince bunların malları ve servetleri bereketlenir, sağlıklı bir hayat yaşarlar; onu aşağılayıp bedduasını alanlar ise perişan olurlar. “Kimseyi hor görme zâkir” vecizesi işbunu natıktır.
*Hızır a.s ism-i a'zamı ve çeşitli duaları bilir, bu duaları ondan öğrenebilenler her istediklerine nâil olurlar.
*Hızır âb-ı hayâtı bulmuş, bu sudan içmiş ve ölümsüzlüğe ermiştir. Darda kalan insanların imdadına yetişerek onları sıkıntıdan kurtarır. "Hızır gibi imdada yetişmek", "Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez" gibi deyimler bu inançla ilgilidir. Hızır'ın (Allah’ın izniyle) hastalara şifa verdiğine de inanılır. Ayrıca kimya ilmine vâkıftır ve defineler hakkında bilgisi vardır.
* Hızır ile İlyâs her sene bir günde buluşurlar. O gün halk, Hızır'ı görmek için genellikle bir yerde toplanır, baharın yeşilliğinde ona rastlayacağına inanır. Onun için bu güne Hıdrellez, Hızır'ın görüldüğüne inanılan bu yerlere de "hıdırlık" mevkii adı verilir.
*Bütün İslâm âleminde olduğu gibi Anadolu'da da hıdırlık ve Hızır adını alan pek çok cami, tekke, ziyaret yeri, türbe, mezarlık, dağ, mesire yeri, akarsu ve köy vardır. Hızır'ın uğradığına inanılan bazı şehir, kale ve cami kapılarına "Hızır kapısı" denilir (Ocak, İslâm- Türk İnançlarında Hızır, s. 125; İA, V/l, s. 463-469;).

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...