YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 524. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

EF'ÂL-İ MÜKELLEFİN (III)

Farzın diğer farklı Kısımları
1- Vakte bağlı olan farz

Vakit, müedda (ibadet) için şart, vücûbu için sebep teşkil eder. Meselâ, vakit girmeden namaz kılınmaz ama vaktin girişi ile de hemen namaz, Ramazan ayı gelince oruç her akıllı, reşit, mukîm ve sağlıklı kimseye farz olur. Çünkü Allah Teâlâ; "Sizden kim Ramazan ayına yetişirse onda oruç tutsun" (Bakara, 185) buyurur.
Bu çeşit Farzlar da geniş ve dar vakitli olmak üzere ikiye ayrılır:
a)- Geniş vakitli farz
Vakit, müedda için zarf olup aynı cinsten başka ibadetlerin yapılmasına da elverişlidir. Beş vakit namaz vakitleri böyledir. Meselâ, öğle vaktinde birçok namaz kılınabilir. Öğle namazı ise bu vaktin birazını doldurur. Binen aleyh aynı cinsten ibadetlerin birbirine karışmaması için bunlarda ayrı ayrı niyet icap eder. Bir niyetle hepsi kılınamaz.
b)- Dar vakitli farz
Vakit müedda için mi’yar olup bir vakitte yalnız tek ibadet eda edilebilir sadece. Veya başka ifade ile ibadet, vakti tamamen doldurur. Hemcinsi olan başka bir ibadete vakit kalmaz. Böylece vakit ile müedda aynı ölçüde desdenk olurlar.  Oruç ve Ramazan ayı gibi. Bu ayda başka bir oruç tutulamaz. Çünkü âyette "Sizden kim Ramazan ayına yetişirse oruç tutsun" (Bakara 185) buyurulmuştur. Bu yüzden Hanefilere göre Ramazanda nâfile oruca niyet edilse bile bu yine Ramazan orucundan sayılır. Çünkü bu süre, başka bir orucun tutulmasına asla el-verişli değildir.
2- Vakte bağlı olmayan Farz
Edası, belli bir vakte bağlı olmayan vacibi geriye bırakan kimse kınanmaz. Meselâ Zekât ve Ramazan orucunun kazası gibi. Oruç tutamayan kimse, Ebû Hanîfe'ye göre istediği zaman tutabilir. İmam Şâfiiye göre ise kazaya kalan oruç aynı yıl içinde kaza edilmelidir. (Ebû Zehrâ, a.g.e., 30,31)

Me’murun bihin belirtilmesi bakımından Farzın taksimi
1- Muayyen Farz
 Bunda yapılması istenilen şey tektir. Borcu ödemek, yapılan akdi ifa etmektir. Namaz kılmak ve zekât vermek gibi. Bu çeşit vaciplerde kişi muhayyer değildir. Yani yapılacak ibadet belli olup alternatifi yoktur.

2- Muhayyer Farz
 Burada yapılması istenilen belli bir şey değil, iki veya üç şeyden biridir, meselâ, "Savaşta kâfirlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın, savaş sona erince onları ya karşılıksız ya da fidye ile salıverin" (Muhammed, 4) âyetinde, esirleri ya karşılıksız ya da fidye ile salıverme olmak üzere iki seçenek sunulmaktadır.
Üçlü seçeneğe ise yemin keffâreti örnek olarak verilebilir. Yeminini bozan kimse ya bir köle azat edecek, ya on kişiyi doyuracak veya giydirecek; bunlara gücü yetmezse üç gün oruç tutacaktır (Mâide, 89).

Farz, miktar bakımından ikiye ayrılır
1- Miktarı ve sınırı belli Farz: Bütün farzlar buna örnektir.
2- Miktarı ve sınırı belli olmayan Farzlar
Başa yapılan mesih miktarı, namazda rukû ve secdede bekleme süresi, hâkim tarafından belirlenmeyen nafakanın miktarı bu niteliktedir.

Farzın hükmü
*İslam’da bütün farzlara farz olarak inanmak icap eder.  Farzı inkâr, tahfif veya istihza, dinden eder insanı.
*İşleyene sevap, terk edene ceza vardır. Terk, kasten olsun yanlışlıkla olsun hüküm değişmez. Ancak kasten terk halinde ayrıca günâh olup böyle birisine fasık veya facir adı verilir.

*Bir ibadetin rükünleri ve şartlarından (olan farzlardan) birinin terkedilmesi ibadetin sıhhatine engel olur.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...