YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 504. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İNTİHAR VE SEBEPLERİ, ÇARELERİ (II)

İntihara sürükleyen bazı sebepler
Melankolik bir Hayat
Yalnızlık, Allah’a mahsustur. İnsan ise, sosyal bir varlıktır. Hemcinsleriyle beraber yaşamak zorundadır. Bu yüzden aile meşru kılınmıştır. Aile, ilk insanla birlikte var olan bir kurumdur. Gerek aile kurumu olsun, gerek toplum, insanın sevinç ve kederlerine ortak olan kurumlardır. Zaten İslam kardeşliği, dini yaşamada birbirine yardımcı olmayı gerektirir. Kardeş ve akrabalar birbirlerinin dertlerini paylaşarak azaltmak, sevinçlerini çoğaltmakla yükümlüdürler. Çünkü gerçek dost ve arkadaşlık kara günde belli olur. Bu yüzden insanların dert ortakları olabilmek dinimizde büyük bir mürüvvet ve mümtaz bir şahsiyet olarak görülmüştür.

Sıkıntılardaki esrarı anlayamamak
Dünya sıkıntılarına dayanamayıp intihar eden, ölüm acısına ve ahiret sıkıntılarına nasıl dayanır? İntihar eden, dirilene kadar intihar acısını duyar. Kendini öldürmek, başkasını öldürmekten daha büyük günahtır.
Dünya sınav arenasıdır. Bu dünyada yaşayan herkesin sınav soruları farklıdır. Dertsiz hiç kimse yoktur. Zira bir yer yalnız Cennettir. Şurası devamlı derhatır edilmesi icap eden bir hakikattır ki Yüce Yaratıcı, hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Ancak insanlar, kendilerine yüklenen sorumlulukları doğru yorumlayamadıkları için, onları çekilemez ve taşınamaz görürler. Halbuki bela ve musibetlerin en büyüğü Peygamberlere gelir. Ondan sonra insanların kaldırma gücüne göre Allah verir ki hepsinde büyük bir esrar ve bizim göremediğimiz nice hikmetler gizlidir. Yani Rabbımız Teala’nın abes ve kötü bir işi yoktur. Ondan ne gelirse iyi ve hayırlıdır. Belki görünüşte bize kötü gelebilir. Sebebi: Perdenin arkasını göremediğimizden dolayıdır. Nitekim ayette: Umulur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir; sevip hoşlandığınız bir şey de sizin için şerr olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Buyuruyor.(Bakara,216)
Yani Mevla’mızın Lütfu da hoş kahrı da hoştur. Önemli olan teslimiyet gösterebilmektir. Başımıza gelen istisnasız her şeyden onun haberi olduğuna göre gerisi teferruattır. Nitekim Yunus Emre öyle demiyor mu?
Hoştur bana senden gelen,
Ya hil’at-ü yahut kefen,
Ya taze gül yahut diken,
Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Gelse celalinden cefa,
Yahut cemalinden vefa,
İkisi de bu cana safa,
Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Ey padişah-ı lem yezel,
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel,
Ey lütfu bol, kahrı güzel,
Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Ağlatırsan zari zari,
Verirsen cennette huri,
Layık görür isen nar’ı
Narın da hoş nurun da hoş.

Gerek ağlat gerek güldür
Gerek dirilt, gerek öldür,
Aşık YUNUS sana kuldur,
Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...