YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 49. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

İSLAM’A GÖRE AKRABA VE AKRABALIK İLİŞKİLERİ
( II )


AKRABALARLA İLİŞKİLER

Akrabaların birbirleri ile ilişkilerini kesmeyip (mezara kadar) devam ettirmeleri, ahlâkî-dînî hatta insani bir vecibedir. Çünkü insandan başka hiçbir varlığa bu duygu ve anlayış verilmemiştir. Yani hiçbir mahlûk babasını, dedesini, kardeşlerini, ağabey ve ablasıyla diğer yakınlarını bilme-tanıma; hısım-akraba ile alaka kurma ve bunu devam ettirme özelliğine ve güzelliğine sahip değildir.
Rahman ve Rahim olan Halik Teâlâ’nın tabiatlarına bahşettiği bütün canlılardaki anne-yavru ilişkisinde görülen annedeki merhamet duygusunun bir çağlayan gibi gürleyip (bazen) insanlara bile kıpta ettiren sarıp-sarmalama, güdüp-gözleme ve cansiperane bir şekilde koruyup-kollama durumu geçicidir. Belli bir süre sonra bunun biterek, birbirlerine yabancı hale geldikleri görülür.
O itibarla bir fıtrat dini olan İslam, sadece insana mahsus ve güzel bir haslet olan ( akrabalar arasındaki) pozitif ilişkilerin sağlam, sıcak ve devamlı olmasına; akrabaların birbirine her yönden (madden- mânen) destekte bulunmalarına çok büyük önem vermiştir.
Hısımlık hakkını gözetmek, Allah ve Resulü'nün ısrarla emrettiği şeylerdendir. Kur'an-ı Kerim' de Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:
                                                            وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى                                                               الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُورًا ِ وَالْجَار
"Allah'a kulluk edin, O'na hiç bu şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve size hizmet eden kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez. " ( Nisâ, 36).
                                                                                                                     وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا    "Akrabalarına, düşküne ve yolcuya hakkını ver, elindekileri de heptensavurma." (İsrâ, 26).
İslâm, akrabalık bağlarının sağlamlığına ne kadar gayret ediyorsa, münâfıklar ve bugün onların görevini yerine getiren –toplum ve aile düşmanı- yıkıcı mihraklar da bu bağları koparmak için gayret ediyorlar. Ayet-i Kerime'de buna şöyle işaret edilmektedir:                                                                                                                 فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ
"(Ey münafıklar ve aile düşmanları) demek idareyi ele alırsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız öyle mi?" (Muhammed, 22)
Müslümanlar, bugün çeşitli, insanlık düşmanı ve müfsit cereyanların zaafa uğratmak istediği, aile ve akrabalık bağlarını sağlamlaştırmak mecburiyetindedir.
Akrabalar arasındaki ilişkiler, hukuki ve ahlaki olmak üzere iki sonuç meydana getirir.

A)- AKRABALIĞIN HUKUKÎ NETİCELERİ

1. Evlenme yasağı
Sulbiyet, sıhriyet ve sütten meydana gelen -her üç- akrabalıkta da evliliğe manî bazı haller teşekkül eder. Nitekim: Evlenilmesi haram olan akraba-ü taallukatı Kur'an-ı Kerim şöyle sıralamaktadır:
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالاَتُكُمْ وَبَنَاتُ الأَخِ وَبَنَاتُ الأُخْتِ وَأُمَّهَاتُكُمُ اللاَّتِي أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَاتُكُم مِّنَ الرَّضَاعَةِ وَأُمَّهَاتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ اللاَّتِي فِي حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ اللاَّتِي دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُواْ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلاَئِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ
                                  وَأَن تَجْمَعُواْ بَيْنَ الأُخْتَيْنِ إَلاَّ مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا   أَصْلاَبِكُمْ     مِنْ
Manası: "Sizlere; analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, sütkardeşleriniz, kayın valideleriniz, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanında gelen üvey kızlarınız -ki onlarla gerdeğe girmemişseniz bir engel yoktur-  öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek  -mazideki olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder. (Nisâ,93)
Yine ayrıca kocalı (veya boşanmış ama iddet süresi henüz dolmamış ) kadınlar ile evlenme de haram kılınmıştır. Buna göre: Evli iken, başka bir erkeğe kaçan (veya kaçırılan) kadınlar, bin defa nikâh kıyılsa, yine zina etmiş olurlar.

2. Mirasçı olmak
Yakınlık derecelerine göre akrabalar birbirine mirasçı olur. Kimin kime hangi oranda mirasçı olacağı Kur'an ve Sünnetle tesbit edilmiştir. İslam hukukunda bunlara “ashab-ı feraiz ve asabe” denir.

3. Nafaka temin etmek
Bir kimse, usûl (sulbünden geldiği kimseler) ve fürûunun (kendi sulbünden gelenlerin) nafakasını; muhtaç duruma gelirlerse diğer -bir kısım- akrabalarının nafakalarını temin etmek zorundadır.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...