YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 480. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA SEFERİLİK VE HÜKÜMLERİ
(XVI)

B)- MÜCMEL BAZI HÜKÜMLER
Seferîlik konusunda bu vatanlar kendi misli ile veya üstü ile bozulur, aşağısı ile değil. Bu yüzden insanın asıl vatanı olan yer, diğer vatanlar (ikamet ve süknâ) ile bozulmaz. İşbuna göre:
*Vatan-ı ikâmette bulunan kimse vatan-ı aslîye dönmekle müsafir olmaz. Yani öğrencilik, askerlik, memurluk ve işçilik yaptığı yerden bir gün bile asıl vatanına izine gelen kimse seferî sayılmaz
*Yine bir insan, doğup yerleştiği veya karısının yerleşmiş bulunduğu yere varınca seferî olmaz. Sadece gideceği bu yer 90 km. den uzakta olursa yol boyunca namazları 2 rekât, fakat oraya varınca 4 rekât kılar.
*Vatan-ı ikâmet ise, başka bir vatan-ı ikâmete gitmek veya oradan ayrılıp yolculuğa çıkmak yahut aslî vatana dönmekle bozulur. Binaen aleyh vatan-ı ikametten ayrılan kimse, yeniden buraya döndüğünde on beş günden az kalacaksa seferî sayılır.
*On beş günden az kalınacak yer olan vatan-ı süknada kişi her an seferîdir. Bu vatan, diğer vatan çeşitlerini değiştirmez. İnsan, on beş günden kısa ve 90 km. den uzağa yaptığı bütün yolculuklarında, şehrin yerleşim alanları dışına çıktığı andan itibaren gittiği yerden geri dönünceye kadar seferi durumda sayılır.
.*Seferi kimse bir beldede on beş gün ve daha fazla kalmaya niyet edince mukîm olur ve artık namazlarını tam kılar. Eğer on beş günden az kalmaya niyet ederse seferîliği devam eder. Bu görüş İbn Abbas ve İbn Ömer (r.a)'dan nakledilen şu söze dayanır: Seferî olduğun halde bir beldeye girer ve bu beldede on beş gün kalmaya niyet edersen namazını tam kıl. (ez-Zühayli, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, II, 323).
*Bir yolcu, bir beldede belirli bir ihtiyacını görmek için beklerse, bekleme işi yıllarca sürse bile namazlarını kısaltarak kılar. On beş günden fazla kalmaya, niyet etmediği için seferîlik hali devam eder. Nitekim İbn Ömer (r.a) Azerbaycan'da altı ay kalmış ve namazlarını bu şekilde kısaltarak kılmıştır. Bir kısım sahabenin de böyle yaptığı rivayet edilmiştir.
*İslam ordusu bir beldeye girse, askerler burada on beş günden daha fazla kalmaya niyet etseler bile namazlarını kısaltarak kılarlar. Çünkü orada kalmak veya yenilip çekilmek ihtimali bulunduğu için süre ile ilgili niyet geçerli değildir.
*Yolculuk ve ikâmet hallerinde, tabi olanın değil, tabi olunanın niyeti geçerlidir. Bu yüzden asker, komutanının; işçi işvereninin; öğrenci hocasının; kadın kocasının niyetine göre mukim veya yolcu olmuş olur.
*Yolculuk konusunda henüz erginlik çağına girmemiş olan çocuk hakkında da sefer hükümleri cereyan etmez. Şâfiîlere göre ise, mümeyyiz çocuğun yolculuğa niyeti geçerli olup, namazını kısaltarak kılabilir.
*Yolculukta bulunan kimse tabi olduğu kimsenin nereye gideceğini ve niyetini bilmediği ve sorusuna da cevap alamadığı takdirde üç günlük mesafeye kadar namazlarını tam kılar, ondan sonra kısaltmaya başlar.
*İslâm devlet başkanı, sefere niyet etmeksizin ülkesi içinde bir süre dolaşacak olsa, namazlarını tam kılar; fakat sefer süresi dolaşmaya niyet ederse, namazlarını kısaltır. Doğru olan budur.
*Mukîmin kazaya kalan namazları, yolculuğa çıkmasıyla ve yolcunun kazaya kalan namazları da ikamete niyet etmesiyle değişmez. Bu yüzden seferde iken kazaya kalan namazları ikişer rekat olarak kılar. Bir yolcu da ikâmet zamanında kazaya kalmış namazlarını dörder rekat olarak kılar.
*Mukîm, müsafire; müsafir de mukîme uyabilir. Müsafir imam iki rekâtın sonunda selâm verince, mukîm kalkar –esahh kavle göre- kıraatta bulunmaksızın namazını tamamlar; yanılırsa sehiv secdesi de etmez. Bu mukim, bir lâhik mesabesindedir. Çünkü namazın baş tarafını imamla kılmış ve farz kıraat yerine gelmiştir (İb. Hümam, I, 405; İbn Âbidîn, I, 733; Zeylaî, et-Tebyîn, I, 215)
* İmam olan müsafirin, namazdan önce "Ben seferîyim, siz namazlarınızı tamamlayın" demesi müstehaptır.
*Yolcu ise ancak vakit içinde mukîme uyabilir. Bu durumda dört rekâtlı bir farz namazını mukîm gibi tam olarak kılar. İmama vakit içinde uymakla farz namazı iki rekâttan dört rekâta dönüşmüş olur. "İbn Abbas "Seferî'nin durumuna ne dersiniz? Yalnız başına kılınca iki rekat, mukîm olarak dört rekat kılıyor" sorusuna; "Bunu yapmak sünnettir" cevabını vermiştir" ( Zühayli, a.g.e., II, 335).
*İmamı Nâfi' de şöyle demiştir: "İbn Ömer seferî olduğu zaman imamla birlikte kılınca dört rekat kılar; yalnız başına kıldığı zaman ise iki rekat kılardı" ( Zühayli, a.g.e., II, 335).
*Bir kimse müsafir iken kazaya kalan dört rekatlı bir namazında mukîm imama uyamaz. Çünkü bu namaz daha önceden iki rekat olarak meydana gelmiştir.

*Mukîm iken kazaya kalan namazlar, yolculuğa çıkmakla veya yolcu iken kazaya kalan namazlar mukîm olmakla değişikliğe uğramaz. Bu yüzden yolculukta kazaya kalan dört rekatlı namazlar, ister yolculuk sırasında isterse mukîm iken kaza edilsin, kısaltılarak 2 rekat olarak kılınır. Mukîm iken kazaya kalan namazlar da yolculuk halinde kaza edilecekse tam olarak kılınır.
Balkıca

Döviz

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...