YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 474. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA SEFERİLİK VE HÜKÜMLERİ
(X)

2)  CEM‘  (İKİ NAMAZI BİR VAKİTTE KILMAK)
Cem‘ kelimesi, sözlük anlam ı itibariyle “iki veya daha fazla şeyi bir araya getirmek, toplamak” anlamlarına gelir. Cem‘in fıkıhtaki terim anlamı ise, “birbirini takip eden iki namazın (öğle ile ikindinin veya akşam ile yatsının), bu ikisinden birinin vaktinde, birlikte ve ardarda kılınmasıdır. Eğer bu birlikte kılma birinci namazın vaktinde ise buna “cem‘-i takdim”; ikincisinin vaktinde ise “cem‘-i te'hîr” denilir.
Bütün ehlisünnet mezheplerinin âlimleri, Hac zamanında Arafat'ta öğle ile ikindinin öğle namazının vaktinde birlikte kılınması (cem‘-i takdîm) ve Müzdelife'de akşam ile yatsının yatsı namazının vaktinde birlikte kılınması (cem‘-i te'hîr) konusunda ittifak etmişlerdir.
Ancak bu iki yer dışında iki namazı cem ederek birlikte kılmanın câiz olup olmadığında ve cemetmeyi câiz kılan mazeretlerin neler olduğunda farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Şöyle ki:

Hanefî mezhebinde
Hac zamanında Arafat ve Müzdelife'deki cem‘in dışında, iki namazın bir vakitte kılınması asla câiz görülmez.  Mamafih (bununla birlikte) bazı Hanefîler'e göre yolculuk, yağmur gibi mazeretlerin bulunması durumunda şöyle bir uygulama vardır: Bir namaz (öğle veya akşam), diğer namazın (ikindi veya yatsı) vaktinin girmesine yakın bir zamana kadar geciktirilip, bu namazın kılınmasından sonra diğerinin vaktinin girmesi ve bu namazın da kendi vaktinde kılınması mümkündür.
Bunda, bir namaz hemen diğerinin ardından kılındığı için buna “cem‘ü'l-fiil” veya “cem‘ü'l-muvâsala” denildiği gibi, bir namaz son vaktinde diğeri de ilk vaktinde olmak üzere her namaz kendi vakti içinde kılınmış olacağı için buna “mânevî cem‘” veya “şeklî (suri) cem‘ denilir. Bu şekildeki cem‘, yukarıda tanımı verilen gerçek anlamda bir cem‘ değildir. Çünkü bu uygulamada vakit değil, fiil birleştirilmektedir.
Hanefilerin Delilleri
*Cem‘in Arafat ve Müzdelife dışında câiz olmadığını savunan Hanefîler büyük ölçüde, namazların belli vakitlere göre belirlendiğini bildiren âyetlere (Bakara 238; Nisâ,103) ve Cibrîl'in peş peşe iki gün Hz. Peygamber'e imamlık yaparak namazların ilk ve son vakitlerini göstermesine dayanmışlardır.
*Bu âyetler ve bu rivayet, her bir namazın kendine özel bir vakti bulunduğuna ve bu vaktin öncesine veya sonrasına alınmasının câiz olmadığına delâlet etmektedir.
*Hanefîler ayrıca, namazın kasten geciktirilerek vaktinin çıkmasına yol açmayı tehditli ifadelerle yasaklayan hadislere ve İbn Mes‘ûd'dan gelen mukabil rivayetlere de tutunmuşlardır.
*Namaz için özel vakitler konulmuş ve bu vakitler namazın vücûbu için sebep kılınmıştır.

*Kur'an'da mücmel olarak belirtilen vakitler, Hz. Peygamberimiz tarafından belirlenmiş ve her namazın vakti tevâtürle (kesinlikle) sabit olmuştur. Binaen aleyh tevatürle sabit olan bir şeyi de haberi vahitle terk etmek kesinlikle câiz değildir.
Balkıca

Döviz

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...