YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 443. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İMAM-I MÂLİK  (H.93-179) (VIII)

9- Mesâlih-i Mürsele
 İnsanların iyiliği için faydalı olanı almak, zararlı veya zararı faydasından çok olanı terk etmektir. Bu prensip İmâm Malik'in en çok kullandığı prensiplerden biridir. Ancak, bunu ilk ortaya koyan İmam Malik olmamıştır. O, Ashab'da bu konuda görmüş olduğu örneklere istinat etmiş olup Hakkında müsbet veya menfi bir nas bulunmayan hususlarda maslahata uygun olanı almayı şeriat'ın rükünlerinden biri saymıştır. Din, her şeyiyle insanların yararına olanı ihtiva ettiğine göre, maslahatın dışına çıkan hiç bir şeyin şeriat'le ilgisi yoktur. Diğer üç mezhepte de Mesalih-i Mürsele delil olarak kullanılmıştır. (İbn Kayyım, İ'lamu'l Muvakkıın, III, 1).
İmam Malik, Maslahatı delil olarak alırken şu noktalara dikkat etmiştir: Maslahat olarak gözettiği şey ile şeriatın maksadları arasında bir uygunluk olmalı ve dinin ortaya koyduğu prensiplerden birisiyle asla çelişmemelidir. Çözüm makul olup, akıl sahiplerince yanlış bulunmamalıdır.

10- Sedd-i(veya Feth-i) Zerayi’
 Harama sebeb olan şeyin Haram; Helâle vesile olan şey de helâldir. Sedd-i Zeriâ'da esas, fiilin doğuracağı neticenin gözetilmesidir. Eğer fiilden bir fayda elde edilecekse, o, sağlanan fayda nisbetinde mübahtır. Fakat fiil, bir zarar ve kötülüğün ortaya çıkmasına sebep olacaksa, kötülüğün ölçüsünce haram olur. Yani ameller, sonuçları göz önüne alınarak ya serbest bırakılır ya da yasaklanır.
Bu prensibin temelleri Kur'an-ı Kerim'de açıkca müşahade edilmektedir. Bir müslüman, kâfirlerin tapındıkları şeylere küfretse, bunun neticesinde sevap bile umabilir. Ancak bu, müşriklerin kızarak Allah Teâlâ'ya küfretmelerine sebeb olacağı için yasaklanmıştır: وَلاَ تَسُبُّواْ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ اللّهِ فَيَسُبُّواْ اللّهَ عَدْوًا بِغَيْرِ عِلْمٍ
Allah'tan başkasına ibadet edenlere sövmeyin, onlar da bilmeyerek düşmanlık göstererek Allah'a söverler. (En'am, 108)
İşte bu, Sedd-i Zerîa'dır. Bunun Sünnette de örnekleri bulunmaktadır. Faize götürmeye sebeb olacağından alacaklıların borçludan hediye alması yasaklanmıştır. Yine Ashabın ilk fakihleri, ölüm döşeğindeki kimsenin boşadığı kadını mirasa dâhil ettiler. Bunun sebebi, hastanın karısını mirastan mahrum bırakmak için bu yola başvurmuş olabileceğidir. Boşama her hangi bir haksızlığa vesile olmasın diye böyle hareket etmişlerdir.

11- Örf ve Âdet
Bir toplumda yerleşmiş olan hareket ve hayat tarzı örf olarak adlandırılır. Toplumun ve fertlerin aynı şekilde tekrarlanan amellerine de âdet denilmektedir. Örf ve âdet ayrı kavramlar olmakla birlikte ekseriyetle aynı anlamda (elfaz-ı müteradife  olarak) kullanılırlar.
Hanefiler'de olduğu gibi, Malikîler de de örfün, usulde yeri vardır. Malikî mezhebinin eksenini oluşturan kaide, maslahatlardır. Örfe göre amel etmek, maslahatın türlerinden birisi olduğu için İmam Malik bunu ihmal etmemiştir. Malikîler örfe muhalif kıyası terkederler. Onlara göre örf, ammı tahsis, mutlak'ı takyid eder.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...