YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 41. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

TARİHTE BUNLARI BİLMEK LAZIM   (IV)

 33)- Ziya Gökalp'in Ölümü
Türkçülüğün Esasları kitabının yazarı, (ama kendisi Türk olmayan) meşhur sosyolog, İslam dini hakkında hayli ahkam kesen, Diyarbakırlı Ziya Gökalp'in, hayatının son demlerinde Fransız hastanesinde yatarken, din ve mukaddesata galiz küfürler ederek, başını duvarlara vura vura öldüğünü… Cesedinin de hastane morgunda Hıristiyan teamüllerine göre kaldırıldığını...
-(Bozgeyik, Burhan; Meşhurların Son Anları, Türdav, İst/1993, sh 322)

34)-Ay-yıldızlı Şapka
Şapka inkılabından sonra Ankara Valisi Yahya Galip Bey'in İsmet İnönü'ye gelerek: “Şapkanın ortasına bir ay-yıldız koyalım ki, diğer milletlerden farkımız belli olur” demesi üzerine İnönü'nün: “Canım biz bu inkılapları farkımız olmasın diye yapıyoruz. Sen ne teklif ediyorsun!” diye çıkıştığını...
-(Apuhan, Recep Şükrü; Batının Darağacında İsyan, Timaş, İst?1989 s. 53)

35)- Yabancı Gözüyle Lozan ve Neticesi
1922-1923 yılları arasında Sovyetler Birliği'nin Türkiye büyükelçisi olarak Ankara'da bulunan S. İ. Aralov'un, Lozan Konferansı' nın sonuçları ile alakalı olarak yazmış olduğu hatıratında : "... İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, eskiden Türkiye'nin olan Musul'u ve daha başka yerleri Türkiye'den koparmayı, Yunanlıların yakıp yıktığı şehir, kasaba ve köyler için Yunanlılara tazminat verdirmemeyi ve Boğazlar meselesinde İngiliz planını gerçekleştirmeyi başardı.
Türkiye'nin Musul'u bırakması ve tazminat parası almaktan vazgeçmesi karşılığı olarak kendisine küçücük Karaağaç bölgesinin verilmesiyle yetindi. Bundan başka bir de batılı devletler, Türkiye'yi, Osmanlı Devleti'nin batılı kapitalistlere olan borçlarının, Osmanlı Devleti'nden ayrılan ülkeler arasında bölünüşünden sonra, payına düşen bölümünü 20 yıl içinde ödemeye mecbur ettiler" diye yazdığını...
-(Aralov, S. İ; Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları, Birey-ToplumYay.İst/1985, s 233)

36)- Acı İtiraf
Lozan Konferansına İsmet İnönü ile birlikte (gayr-i resmi) katılarak Türkiye aleyhine birçok entrikalar çeviren Hahambaşı Hayim Naum’un, daha sonraları hükümet erkanı ile araları çok iyi olmasına rağmen: “Bu memlekete bu millete çok kötülük ettim, artık aralarında yaşayamam” diyerek Mısıra gittiğini...
-(Ayaşlı, Münevver. İşittiklerim, Gördüklerim, Bildiklerim, Boğaziçi Yay.,İst?1990,s 13)

37)- Anadolu' da Medeniyet Vesikası
Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz Başvekili Lloyd George'nin: Türklerin, şimdi hak istedikleri Anadolu'da nesi var? Orada medeniyet vesikası olarak ne kalmışsa Yunan'ın, Roma'nın, Bizans'ındır. Türklerin Anadolu 'daki evleri sazdan ve kerpiçten harabelerdir. Şimdi böyle bir âlemi veya onun güzel parçalarını Türklere nasıl bırakırsınız?" demesi üzerine henüz aklını ve vicdanını yitirmemiş bir batılı düşünür olan Eugene Pitard ın Cenevre'nin ünlü bir gazetesinde Lloyd George'a cevap olarak: “Efendiler, Konya'daki İnce Minare'nin kapısı ile, İstanbul'daki muhteşem Süleymaniye'nin kubbelerini yapan millete karşı böyle söylenemez. Haddinizi biliniz..." diye harika bir cevap verdiğini...
-(Yakın Tarihimiz, 13 Eylül 1962, s. 91, cilt 3, sayı: 29,)

38)- Yunandan İnsanlık (!) Dersi
İstiklal Harbi senelerinde, Yunanlıların Ege bölgesini işgali sırasında İzmir'e gelen Yunan Kralı'nın, civar kasabalardan birini teftiş ederken, şehit edilerek hendeğe atılmış bir sivilin cesedini gördüğünde: “ Bu kokmuş ölüyü neden gömmüyorsunuz?" diye sorduğunda, yanındakilerin: "Halka ibret olsun diye bırakıyoruz" karşılığını vermeleri üzerine bir krala değil, bir cellada bile yakışmayan: “Başka öldürecek Türk mü yok? Bu pisliği kaldırın ve başkasını öldürüp onun yerine atın!" emrini verdiğini...(92)
                                                                                     -(Ayverdi, Samiha; Bağ Bozumu, Hülbe Yay., İst?1987, s. 210)

39)- Senfoni Zulmü
1930’lu yıllarda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının, Anadolu’ya çıktığı turnenin Sivas durağında,  konser verdikten sonra, bir gazetecinin konseri izleyen bir vatandaşa:  Konseri nasıl buldunuz? Diye sorması üzerine zavallı adamcağızın, sağına soluna ürkekçe bir göz attıktan sonra: “Valla beyefendi, Sivas, Sivas olalı, Timur’dan beri böyle zulüm görmedi! diye cevap verdiğini...
                                                                                                         -(Yayın Dünyasına Anahtar dergisi, İst/1990, s 11)

40)- Şef zadenin Dolmabahçe Sefası
İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü’ nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını ikametgâh olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini yaktırdığını… Ayrıca bu Şef zadenin sarayda kadınlı-kızlı gece âlemler düzenlediğini...
Bütün bu olanların, dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını ve o gün mecliste bulunan baba İnönü’nün kulaklığı takılı olduğu halde müzakereleri işitmediğini…
                                                                                                           -(Gürkan, Ahmet; İsmet Paşa'nın Beytülmali,  22)

41)- Kin
İkinci Dünya Harbi sonlarında yapılan lise mezunlarının olgunluk imtihanlarında sorulan "Ormanlar ve Ormanların faydaları" isimli kompozisyon sualine talebelerin bazılarının enteresan bir şekilde:"Türkiyemiz ormanlık bir ülkeydi, fakat o zalim padişahlar, yurdumuzu ormansız bıraktılar, gibi satırlar Kompoze ettiklerini. . .
Sebep olarak da; bu zavallı öğrencilerin bir kin terbiyesi içinde yetiştirilerek Osmanlı'yı kötülemeye öylesine alıştırıldıklarını…
Bir fırsatını bulup da padişahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarına inandıklarından dolayı böyle cevaplar verdiklerini...
-(Banarlı, Nihat Sami; Devlet ve Devlet Terbiyesi, Kubbealtı, İst/ 1985, sh 71)

42)- Sıfır Neye Derler?
Daha sonraları Milli Eğitim Bakanı olacak olan zamanın Maarif Müfettişi Hasan Ali Yücel ile Ararürk arasında, bir gece Kayseri'de sofra sohbeti başlayınca Mustafa Kemal'in Hasan Ali Yücel'e: "Bugün lisede sizin mantık kitabınızı karıştırırken, Matematikte Usul' diye bir bahis gördüm... Demek siz riyaziyeden de anlıyorsunuz..." diye sorunca Hasan Ali Yücelin Biraz paşam" diye cevap verdiğini...Bunun üzerine Mustafa Kemal'in: "Peki söyleyin sıfır neye derler?" diye ikinci bir soru sorması üzerine Hasan Ali Yücel'in gayet mütevazı bir şekilde: "Huzurunuzda bana derler paşam!" cevabını verdiğini...
                              -(Vakkasoğlu, Vehbi; Devrimlerin Deviremediği, Yeni Asya Yay., İstanbul/ 1993, s.96)

BİLMEMİZ LAZIM!
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...