YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 401. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

PEYGAMBERİMİZİN DÜNYAYI TEŞRİFLERİ (VII)

c)- Yanlış inançlar her tarafı sarmıştı
O zaman Arabistan'da insanlar, inanç bakımından da, bölük bölüktü. Bir kısmı tamamen inançsız ve dünya hayatından başka bir şey kabul etmiyor. Bir kısmı ise Allahü teâlâya ve ahıret gününe inanıyor; fakat insandan bir peygamberin geleceğini kabul etmiyordu.                                                                                                                Bir kısmı da Allahü teâlâya inanıyor, ahırete inanmıyordu. Diğer büyük bir kısmı da, Allah’a şirk koşup putlara tapıyordu. Müşriklerin her birinin evinde bir put bulunuyordu. Bütün bunlardan başka, hazret-i İbrahim'in bildirdiği din üzere olan ve Hanifler denilen kimseler de vardı.                                                                                    Bunlar Allahü teâlâya inanır ve putlardan uzak dururlardı. Peygamber efendimizin babası Abdullah, dedesi Abdülmuttalib, annesi ve bazı kimseler, bu din üzere idiler. Haniflerden başka bütün gruplar batıl yolda olup, büyük bir zulmet ve karanlığa gömülmüşlerdi.                                                                                                       Alem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzundu. Yüzler gülmeyi unutmuştu. Allahü teâlânın, diğer mahluklardan üstün olarak yarattığı insanların, Cehennem'den kurtulmalarına sebep olacak bir kahraman lazımdı.                    Çünkü her Peygamberin gelişi böyle olmuştu. Her biri güneş gibi doğup karanlıkları aydınlığa, nura çevirmişlerdi. Şimdi de cahillik, vahşet zirvedeydi. İnsanlar insanlıktan çıkmışlardı. Bu karanlıktan kurtaracak, insanlara insanlıklarını hatırlatacak Resul gelmek üzereydi... Bütün alametleri teker teker ortaya çıkıyordu artık...
d)- Her şey şiir ve nesirden ibaretti
*Fakat bu devirde, Araplar arasında, dikkate değer bir husus vardı. O da edebiyatın, belagatın ve fesahatın kıymet kazanıp zirveye çıkmasıydı. Şaire ve şiire çok önem verirler, bunu büyük bir iftihar vesilesi sayarlardı. Güçlü bir şair, hem kendisi, hem de kabilesi için itibar sağlardı.
Muayyen zamanlarda panayırlar kurulur, şiir ve hitabet yarışmaları yapılırdı. Birinci gelenlerin şiirleri veya hitabeleri Kabe duvarına asılırdı. Cahiliye devrindeki Kabe duvarına asılan en meşhur yedi şiire, Muallakat-us-Seb'a, yani yedi askı denilirdi.

Artık güneşin doğmasına az bir zaman kalmıştı. Âlem, Âdem a.s’dan bugüne kadar, temiz alınlardan geçerek gelen nurun sahibini karşılamak için hazırlanıyordu. İnsanlara sonsuz saadeti gösterecek, eşsiz, şefkat ve merhamet kaynağı, Rabbinin ahlakı ile ahlaklanmış, bütün kâinatın kendi yüzü suyu hürmetine yaratıldığı alicenap insanı bekliyordu...
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...