YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 370. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İMAN VE İMANA AİT ESASLAR (VI)

  Din ve İman
 Din, iman ve İslam’ın her ikisinin ortak adı veya üst başlığıdır. Çünkü iman teori (tasdik), İslam pratik (amel) dir. Veya başka bir ifade ile iman, kalbin ameli; İslam, bedenin imanıdır. İman, muharrik kuvvet; İslam, bu kuvvetin fiile ve harekete dönüşmesidir. Bu nedenle İslam, “şeriat”le eşleştirilir ve  “İslam şeriatı”  olarak kullanılır; “İman şeriatı”  biçiminde değil. İman ise “hakikat”  ile eşleştirilir ve  “imanın hakikatı”  denilir; “İslam’ın hakikatı”  denilmez. İslamsız imanın hükmü ne ise; şeriatsız hakikatın hükmü de odur. Hakikatsız şeriat, kuru bir kabuk ve şekilcilik; şeriatsız hakikat, gizemcilik ve sapıklıktır. Hakikat, varlığını imandan; şeriat, meşruiyetini İslam’dan alırsa Allah katında makbul yegâne din olmuş olur.  

 Bütün bunlardan ortaya çıkan sonuç şudur ki:
İmanla ameli ayırmak, imanla İslam’ı ayırmak demektir ki, bu durumda ortada ne iman kalır, ne de İslam… Pezdevî der ki: “Ehl-i Sünnet icma etti: İman, İslam’dan; İslam da imandan ayrılamaz. Zira iman tasdiktir. İslam ise teslimiyet (ikrar, inkıyad, itaat, boyun eğme) dir. Mü’min, Allah’ı ve Rasulü’nü tasdik eden; Müslim, Allah’a ve Rasulü’ne teslim olup itaat edendir.” (Pezdevî, Ehl-i Sünnet Akaidi, Kayıhan Y. s. 221,)
Kuru bir  "iman ettim"  sözü elbette yeterli değildir. İmanın gerçeği de bu değildir. Söz, kalbin tasdiki ve beynin kabulünden mürekkep bir bağlılığın ifadesi olmalıdır ki buna şuuri bir iman denir. Böyle bir iman ancak hayat dini olan İslamın emir ve nehilerini yaşamayı tavizsiz ve kolay kılar.
Gayri şuuri iman sözünün verildiği anda, kişi  "ben, Allah'tan başka ilah olmadığına şahit olarak, bütün benliğimle Allah'a bağlanıyorum. O'nun otoritesine giriyorum."  demiş olur. Ama sonra da O'nu hiçe sayıp, heva ve hevesleri doğrultusunda hayatını sürdürürse, bu kişi imanı anlamamış ve benimsememiş demektir. Aslında onun imanı, kendi arzularının otorite olarak kabulü yönündedir. Çünkü o, Allah'ın isteklerini değil; kendi isteklerini kayıtsız şartsız yerine getiriyordur ki insan, kimin isteklerini kayıtsız şartsız yerine getirirse, onun kuludur. İmanı ve bağlılığı onadır. İman, itaat ve teslimiyet ile birlikte varlığını korur. O yüzden ayeti kerimelerde şöyle ifade buyurulmuştur:
* وَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ آمَنَّا بِاللّهِ وَبِالْيَوْمِ الآخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ = "İnsanlardan öyle kimseler vardır ki: 'Allah'a ve ahiret gününe iman ettik'  derler; hâlbuki onlar, mü'min değillerdir." (Bakara, 8)
* وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ  = "Allah'a ve Peygamber'e iman ve itaat ettik derler. Sonra onlardan bir grup, bunun ardından yüz çevirirler, bunlar mü'min değillerdir." (Nur, 47)
*           وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لاَ يَسْمَعُونَ  يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ
      إِنَّ شَرَّ الدَّوَابَّ عِندَ اللّهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ = "Ey iman edenler, Allah'a ve Peygamberi'ne itaat ediniz. İşitip dururken, itaatten yüz çevirmeyin. İşitmedikleri halde 'işittik'  diyenler gibi olmayın. Zira Allah katında hayvanların en şerlisi, akıl etmeyen sağırlar ve dilsizlerdir." (Enfal, 20-22)
Görüldüğü gibi ayet, Allah'a itaat etmeyenleri işitmeyen ve görmeyen, aynı zamanda akılsız, en aşağılık mahlûklar olarak tarif ediyor.
*      يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ    = "Ey iman edenler, Allah'tan korkulması gerektiği gibi korkun ve ancak O'na teslim olmuş olarak can verin." (Al-i İmran, 102)
*        وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللَّهُ الَّذِينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبِينَ    أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
İmanın gerçek olup olmadığı ortaya konması için Allah tarafından imtihan edilir: "İnsanlar,  'iman ettik'  demekle bir imtihana çekilmeden bırakıla vereceklerini mi zannediyorlar? Hâlbuki biz, kendilerinden öncekileri de denemiştik. Allah, elbette imanlarında sâdık olanları ortaya çıkaracaktır ve elbette yalancı olanları da belirleyecektir." (Ankebut, 2-3)
Binaen aleyh Allah’a iman, insan ile yaratıcısı arasında en şerefli bağı teşkil etmektedir. Zira yeryüzünde en şerefli varlık insandır. İnsanın en şerefli yeri de kalbidir. Çünkü orası karargahı ilahi ve nazargahı Rabbanidir. Mevla-i Müteal, orayı masivanın takarruruna hatta ıttılaına bile açmamış ve rezerv koymuştur. O itibarla imanın merkezi ve rüknü aslisi kalp olmuştur.

 Bu bakımdan iman ve hidayet, nimetlerin en üstünü ve Allah’ın en büyük lütfudur: وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ أُوْلَئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ “ = Allah, imanı size sevdirdi. Onu kalplerinizde süsledi. Küfrü, fâsıklığı ve isyanı size çirkin gösterdi. İşte rüşdünü bulanlar da onların ta kendileridir.” (Hucurat, 7)
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...