YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 37. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

ألسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ الّلَهِ وَبرَكَاتُهُ

DİNİMİZDE SELÂMLAŞMANIN EHEMMİYETİ
( II )


Selam Alıp Verme Adabı

Hz. Peygamber (s.a.s)'in, selâm alıp-vermenin adabıyla alakalı, talimatı şöyledir:
*Küçükler büyüklere, binekli olanlar yayalara; yürüyenler oturanlara; arkadan gelenler öndekilere; iki grup karşılaştığında az olanlar çok olanlara selam verirler" ( Müslim, Selâm, I).
Yaşça ve ilimce küçük olanlar, bu bakımdan büyük olana selâm vermelidirler.
* İki cemaatin selâmlaşmasında birinden,(Sünneti kifaye olduğu için) bir kişinin selâm vermesi, diğerinden de birisinin alması (farzı kifaye olduğundan) yeterlidir (E. Dâvud, Edeb, 141). Şayet kalabalıktan hiç kimse selâmı almazsa, o cemaatin hepsi günahkâr olur.
*İslâmî âdâba göre; bir yerden ayrılanı,n kalanlara selâm vermesi gerekmektedir (E. Dâvud, Edeb, 139).
*Bir kimseden selam getirene: "Aleyhi ve aleyke's-selam!" şeklinde cevap verilir. Gelen bir mektubta: “Es-Selamü aleyküm” diye yazılmış selâm için: "Ve aleyke's-selam" şeklinde mutlaka cevap verilmelidir.  
*Selâm verirken veya alırken, eğilmek veya değişik hal ve hareket gösterileri asla ve kat’a doğru değildir. 

Kimlere Selam verilir

İslâm toplumunda dost ve arkadaş, tanıdık-tanımadık bütün insanlarla sevgi, saygı ve samimiyet duygularının başlayıp geliştirilebilmesi için, karşılıklı olarak selâmlaşmak gereklidir. Selâm, yalnızca dışarıda, sokakta, iş yerlerinde değil, küçük-büyük her müslümana hatta evde de verilip-alınmalıdır. Nitekim Hz. Enes (r a), küçük yaşta Resûlüllâh’ın himâyesi ve terbiyesi altına girdi ve on sene ona hizmette bulundu. Bu mübârek sahâbi, Peygamber Efendimiz’in kendisine selâm verdiğini ve şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Oğlum! Ailenin yanına girdiğinde selâm ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun" (Tirmizî, İstizân, 20). O halde, kendi evimize geldiğimizde, kendimize ve evdekilere selâm vermemiz gerekiyor (Nûr, 61)
Akşam yatıp, sabahleyin kalkıldığında da, evde bulunan herkese karşılıklı selâm verip-almak gerekmektedir. Böyle davranmakla ev halkı, karşılıklı olarak birbirlerine sağlık, huzur, barış ve esenlik dilemiş olurlar. Bir aile ve toplum fertlerinin, birbirlerine selamdan daha iyi nasıl dilekte bulunabilirler.

Kimlere Selam Verilmez?

*Selâm verildiği takdirde alamayacak pozisyonda olanlara selam vermek doğru değildir. Meselâ, namaz kılanlara, Kur'an-ı Kerîm okuyanlara, yemek yiyenlere selam verilmez.
*Cuma ve bayram günlerinde hutbe sırasında, hatibe veya cemâate; Ders çalışan ve okuyanlara da selâm verilmez. Çünkü konuşan veya dinleyeni yanıltmak ihtimali ve meşgul etme vardır. Öbür taraftan da selamın ciddiyet ve ağırlığı zayi’ olmuş olur.
*Ezan ve kâmet esnâsında selâm verilmez.
Dolayısıyla bu durumlarda verilen selâmı almamanın bir vebali olmaz.
*Kumar masasında oyun oynayanlara, helâda bulunanlara, hamamda olanlara selâm verilmez.
*Aynı şekilde müslüman olmayanlara selâm verilmez. Ehl-i Kitaptan birisi selâm verdiği takdirde ise, yalnızca "Ve aleyküm!" denilir, (R. Sâlihîn Ter. II, 242-243).

Selamın Önemi

İslam toplumu içinde selâmı yaymak, hem Allah'ın emri ve hem de Hz. Peygamberin sünnetidir. Bir âyette yüce Rabbimiz şöyle buyurur: " يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ = Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu, sizin için daha iyidir" ( Nûr, 27).
Bir başka âyette de yüce Rabbimiz şöyle buyurur: " وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا   = Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla karşılık verin." ( Nisa, 86).
Bu âyetlerden selâmı yaymanın Allah bir emri olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.s) de, birçok hadislerinde selamın önemi ve yaygınlaştırılmasının gereği üzerinde durmuştur. Bir sahabi Hz. Peygamber (s.a.s)'e: "İslamın hangi işi daha hayırlıdır" diye sorduğunda, Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: "Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir" (Buhari, İman, 6-20). Yine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır: "İman etmedikçe Cennete giremezsiniz: birbirinizi sevmedikçe, olgun bir îmana sahip olamazsınız.
Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz, bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız!" (Müslim, Îman, 93). "Şüphesiz ki, Allah katında insanların en iyisi, önce selâm verendir" (Ebû Davûd, Edeb, 133) hadîsinden ise, selâm vermede acele etmenin daha sevap olduğu anlaşılmaktadır.
Gerek âyetlerden ve gerekse hadîslerden anlaşıldığına göre selâmı yaymak, insanlar arasında dostluk, sevgi ve sulhu-salahın yaygınlaştırılması, müslümanların kalplerinin birbirlerine ısındırılması bakımından son derece önemlidir.

HULASA:    

Rasûl-ü Ekrem Efendimiz(sav) şöyle buyurmaktadırlar: “Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalık (vazifelerini) devam ettiriniz ve halk uyurken namaz kılınız, selâm(ve selâmet) ile Cennet’e giresiniz.”.
İnsanların birbirini sevmesi; anlayıp kaynaşması, yaklaşıp konuşması iledir. Selâmlaşmak da, işte bunu te’min ve te’sis edecek olan ve en başta gelen amildir. Fahr-i Kâinât Efendimiz Hadîs-i Şeriflerinde buyuruyorlar ki: “Üç şey, (din) kardeşine (olan) sevgini hâlis kılar: Karşılaştığında selâm vermen, bir mecliste ona (yer) genişletmen ve onu, isimlerinden en sevimlisi ile çağırmandır.”

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...