YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 31. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

KISSADAN HİSSELER (II)

 

ANA GİBİ YAR OLMAZ

Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu:  Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü?
Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından birini çağırttı ve dedi ki:
- Ey hatun, benim vezirim olan senin kocan, gözdelerimden birini baştan çıkarmış Bunun cezası aslında ölümdür Ama sen kocanı affedersen idamdan vazgeçip onu sevgilisiyle beraber ülke dışına sürgün edeceğim. Kadının gözlerinde intikam alevi parladı:
- istemem, bana yar olmayan başkasına da yar olmasın! Asın, ipini de bana çektirin!
Padişah daha sonra vezirin öbür karısını çağırttı Ona da aynı şeyi söyledi Vezirin ikinci karısı tam tersine bir tavır takındı:
- Aman sultanım, ben kocasız kalmaya razıyım, ama çocuklarım babasız kalmasın, idam edeceğinize sürgün edin de çocuklarım babalarına bir gün kavuşma ümidini kaybetmesinler,

 

İYİLİĞİ DÜŞÜNMEK YAPMAK GİBİ SEVABTIR

Geçmiş peygamberlerden biri zamanında ortaya çıkan şiddetli bir kıtlık, insanları kasıp kavuruyordu O kadar ki, bir lokma ekmek, bulmak, bir kese altın bulmaktan daha sevindirici oluyordu
İnsanların çektiği açlık, merhamet sahibi kimselerin yüreklerini paralıyordu. Böyle bir zamanda bir derviş, çölde yaptığı yolculuk sırasında, dağ gibi bir kum yığınına rastladı. Kum yığınının önünde durup içinden: "Ey Rabbim, ne olurdu şu yığın kumdan oluşacağına undan oluşsaydı da ben onu büyük bir zevk ve cömertlikle aç insanlara dağıtsaydım" diye geçirdi. Bunu, o kadar samimi olarak düşünmüştü ki, zamanın peygamberine Allah Teâlâ şöyle vahyetti: "Falan dervişe haber ver: “Onun halisane niyeti, gördüğü kum yığını, ona ait bir un yığını imiş de benim rızam için açlara dağıtmış gibi kendisine sevap yazmama vesile olmuştur"

 

TİTİZLİĞİN BÖYLESİ

İslâm dünyasında Kur'an'dan sonra en güvenilir kaynak “Sahih-i Buhari” adındaki hadis kitabıdır. İsmail el-Buhari'nin Hz. Peygamberin hadislerini toplamaya kendini vakfettiği, yeni bir hadis duymak ve almak için dere tepe dolaştığı, günlerce, haftalarca yol kat ettiği sıralardaydı. Kendisine, birçok sahabi ile görüştüğü bilinen birinden söz edildi. Uzun bir yolculuktan sönra adamı buldu. Fakat tam o sırada kazığından boşanmış olan devesini boş torba ile aldatarak yakalamaya çalıştığına şahit oldu. Bu halde hiçbir şey sormadan geri döndü. Niçin boş döndüğünü, birkaç hadis not etmediğini soranlara şöyle cevap verdi:
- Ben devesini aldatarak yakalamaya çalışan adamın rivayet edeceği hadise güvenmem.

 

KORKMAYIN! ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIZ

Şeyh Şamil, Rus Çarına karşı Kafkasya'nın bağımsızlığı için bir avuç fedakâr ve sadık adamıyla 30 yıl gerilla savaşı yaparak kahramanlık destanları yazmıştır. Çarlık Rusya'sının her imkâna sahip orduları karşısında, insan da dâhil, eksilen hiç bir şeyi yerine koyamadığı için sonunda mağlup olmuş ve esir düşmüştü.
Fakat Rus Çarı, Onu, cesaret ve kahramanlığına hayranlığından dolayı bir esir gibi değil bir misafir gibi karşılamıştı Üstelik sarayında Şeyh Şamil için bir de ziyafet düzenledi. Yemek devam ederken, Çar, kaba bir tarzda, İmam Şamil'in iştahlılığına tarizde bulunarak: "Yahu korkuyorum, bu iştahla adam, beni de yiyecek" dedi. Şeyh Şamil, bu sözün altında kalır mı hiç? Misafirini iğnelemekten utanmayan Rus Çarına karşı kontra atakla taşı gediğine koyuverdi : " Hiç korkmayın! Elhamdülillah biz Müslümanız, domuz eti dinimizde haramdır.”

 

MERTLİK

Büyük âlimin biri, yorgun-bitkin halde, terli ve kirli olarak uzun bir yolculuktan dönmüştü. İlk işi hamama gidip kir ve terden kurtulmak oldu. Hamamda kendisini yıkayan tellak görgüsü kıt biriydi. Yıkama kesesine dolan avuç avuç kirleri, suya tutacağına "Ne kadar kirlisin" der gibi, o zatın önüne yığıyordu. Tellak, keselediği şahsın ilim sahibi biri olduğunu öğrenince, "Efendim madem siz derin bir âlimsiniz 'mertlik nedir?' bana anlatır mısınız?" dedi. Yıkanmakta olan büyük zat, tellaka bir incelik dersi vermenin fırsatını yakalamıştı. Şöyle dedi: "Mertlik, kimesinin ayıp ve kusurlarını yüzüne vurmamak, kirlerini kendisine göstermemektir"

 

SENİN İŞİN DAHA ZOR

Behlül Dânâ'nın menkıbelerinden kitaplar meydana getirilmiştir. Bunların hepsi insanları iyiliğe, doğruluğa, Allah rızasını kazanmaya özendirici nitelik taşır. Bir hac ibadeti sırasında Harun Reşid ve Behlül, yüksekçe bir yere oturup oradan ibadet ve dua eden ve bu arada ağlayıp gözyaşı döken insan selini seyrediyorlardı. Behlül Dana halifeyi uyarmak için yeni bir fırsat yakalamıştı. Dedi ki:
- Ey müslümanların halifesi, bütün bu ağlayıp sızlayan insanlar kendi nefislerinin günahlarının hesabını verip veremeyeceklerini bilmedikleri için ağlaşıyorlar. Hâlbuki sen kendi nefsin hesabı yanında bütün bu insanların da hesabını vereceksin.

 

GERÇEK NEDEN

Hz. Ali'nin halifeliği sırasında, Hz. Osman'ın şehid edilmesiyle sonuçlanan fitne-fesad olayları daha da arttı. Bu durumdan şikayetçi olan birisi, (suçlar vaziyette) Hz. Ali'ye gelip sordu:
- Ya Ali neden Hz. Ebû Bekir ve Ömer zamanında meydana gelmeyen bu olaylar senin zamanında meydana geliyor, müminler birbirine düşüyor?
Hz. Ali cevap verdi:

- Hz. Ebû Bekir ve Ömer zamanında biz vardık, ama bizim zamanımızda onlar yok, sen varsın.
Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...