YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 298. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

TABİİN DEVRİNİN ALLAMESİ HASAN-I BASRÎ (21/641-110/728)
(XVI)

4. İsyanlara Karşı Görüş ve Tutumu
Halk, Haccâc’ın zulmünden bıkmıştı. Çeşitli bahânelerle insanlar öldürülüyor; bazılarının malları haksız yere gasbediliyor ve halk âdeta köle gibi kullanılıyordu. Bütün bu olup bitenler karşısında idare merkezi Şam ise, bir ses çıkarmıyordu. Hakkı ikâme edebilmek için, insanları, Kitâbullah’a ve sünnete uymaya çağırmak ve bu davete katılmak vâcip oluyordu.
İşte âlimlerden ve halktan birçoğu, bu gerekçelerle, kurrâdan İbnu’l-Eş’as’ın başkanlığında isyan etti. Hasen, Basra ve Kûfe’nin katıldığı bu ayaklanmaya iltifat etmeyip, mescitteki derslerine devam etti. Kurrâdan bir heyet Hasen’e gelerek, ona: “Ey Ebû Sa’îd, haram kanı akıtan, haram malı alan, namazı terkeden ve şöyle şöyle yapan bu tâğıyye (zâlim)nin öldürülmesi hakkında ne dersin?” şeklinde fikrini sormaları üzerine; o, “Onu öldürmemeniz görüşündeyim; çünkü, eğer o, Allah’tan bir azap ise, onu kılıçlarınızla çeviremezsiniz; şayet bir belâ ise, Allah (hayırla) hükmedinceye kadar sabrediniz; o Allah ki, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” dedi.
Bu yüzden kardeşi Sa’îd ile aralarında sert münakaşalar oldu; çünkü Sa’îd, hurûc (başkaldırma)a teşvik ediyordu. Haseni Basri rahmetullahi aleyh ona, “Şam halkı ile savaşmamız konusunda, kanaatın nedir?” sorusunu yöneltti. Sa’îd bu soruya: “Vallahi biz, Emîru’l-Mü’minîn’i azletmedik ve bunu da istemiyoruz; lâkin Haccâc’ı vali tayin etmesini yadırgadık; onu azletmesini istiyoruz.” cevabını vermesi üzerine Hasen, “Ey nâs, vallâhi Allah, Haccâc’ı size, ancak ceza olarak musallat etti; onun için Allah’ın cezasına kılıçla karşı koymayın. Bu durumda üzerinize düşen sekîne (sâkin olmak) ve tazarrû’ (Allah’a yalvarmak)dır.” dedi.
Buna rağmen isyancılar, aralarında onu görmek istiyorlardı. İbnu’l-Eş’as’a “Hazret-i Âişe’nin devesinin etrafında insanlar öldürüldüğü gibi, senin etrafında da öldürülmelerini hoş karşılamıyorsan, Hasen’i çıkar ve gönder.”denildi. O da Hasen’i zorla çıkarttı (ve ayaklananların arasına kattı). Hasen, iki köprü arasında, insanların gaflette olduğu bir anda, kendini nehirlerden birine attı ve (böylece) onlardan kurtuldu; nerdeyse o gün helâk olacaktı.
İbnu’l-Eş’as’ın hurûcundan sonra Yezîd ibn el-Muhelleb isyan etti. Ancak,  onun gözünde, bu iki ayaklanma arasında, mahiyet farkı vardı. Diğeri kurrâdandı (âlimdi) ve halis bir gayeyle ortaya çıkmıştı. İbnu’l-Muhalleb ise, Ömer ibn Abdilâziz devrinde zimmetine mal geçirdiğinden, hapishaneye atılmış, sonra buradan kaçmış ve yeni halifenin ceza vermesinden kurtulmak için, Basra’da devlete karşı isyan etmişti.

Haseni Basri, halkın aldatılmasını önlemek için, bu isyana elinden geldiği kadar mâni olmuştur. İbnu’l-Eş’as’ta olduğu gibi, mescide gidip, halka nasihat etmemiş, bizzat o ihtiyar haliyle, Yezîd’in toplantılarına giderek, gelişmeleri yakından izlemiştir. Bir toplantıda, Muâz ibn Sa’d’ın omuzuna dayanarak, “Bak, tanıdık bir adam yüzü görebiliyor musun?” demiştir.

Bu toplantılarda, bazan Yezîd’in konuşmalarına müdahale etmişse de talebeleri, olay çıkmasına meydan vermemişlerdir. Ve Yezîd’in halkı, iki Ömer’in (Hazret-i Ömer ve Ömer ibn Abdülazîz) sünnetine davetini duyunca, Hasen, “Onun ayağına ip bağlayıp, sonra Ömer’in (Ömer ibn Abdilazîz) hapsettiği hapishaneye göndermek, iki Ömer’in sünnetlerindendir.” demiştir.

Yezîd, Hasen’in kendisine muhalefetini azaltmak için, arabulucular göndermişse de hiç biri fayda vermemiştir. Fakat buna rağmen Haseni Basri Yezide yapılan isyanın başarıya ulaşmaması için, çok aktif bir rol oynadı. Halka, “Evlerinize gidiniz; ellerinizi kılıçlardan çekiniz;  Allah’tan korkunuz; geçici dünya için bazınız bazınızı öldürmesin; tama’ edilen nimetler, dünya ehli için bâki değildir.” şeklinde konuştu.

Hasen’in bu tutumu, Yezîd’in kardeşi Mervân ibn Muhalleb’i çok kızdırmıştı. İsyancılar zor durumda kalmışlardı. Hasen’e her an bir fenalık düşünebilirdi. Onun için Hasen’in bağlıları onu himaye etmek için, “Eğer irade buyurursan, biz seni Mervân’dan koruruz.” demeleri üzerine Hasen, “(Bu takdirde) başkası için nehyettiğim şeye muhalefet etmiş ve kendim için, birbirinizi öldürmeye çağırmış olurum.” cevabını vermiştir.

Velhasıl o, isyancılar için, en büyük gâileydi. Her ne kadar bazı kaynaklar, Mervân, “Hasen’i susturmaya muvaffak olamayınca, onu amansızca takip ettirmiştir. İşte bu devrede, fakîh Câbir ibn Zeyd, ölüm döşeğindeyken Hasen’i görmek istemiş, Hasen de akşam olunca arkadaşının yanına gitmiş ve orada seher vaktine kadar kalmıştır. Hasan-i Basrî’nin kızının ölümü, o günlerde vuku bulmuştur. Kızının cenazesinde bulunamıyan bu Allah dostu, talebesinden Sâbit’i cenaze ile ilgili işleri yürütmekle görevlendirmiş ve namazı, İbn Sîrîn’in kıldırmasını rica etmiştir.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...