YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 292. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

TABİİN DEVRİNİN ALLAMESİ HASAN-I BASRÎ (21/641-110/728)
(X)

g) Söz ve fiil uygunluğu
Komşusu Hâlid ibn Safvân, onu şöyle anlatır: “İnsanlardan sırrı, zahirine en çok benzeyeni ve sözü, işine en çok uyanı idi; şayet bir işe kalkarsa, onu başarırdı; bir şeyi emrettiğinde, onu, insanların en fazla yapanı, bir şeyden nehyettiğinde de ondan, insanların en çok sakınanı olurdu.” Çünkü o, sözle amel arasındaki her ihtilâfta, bir nifak görüyordu. Nitekim, münafıkın alâmetleri bildirilen hadiste de bu ifade edilmektedir. Kurtubî’nin rivâyetine göre o, nifakı yalanda (nifâku’l-kizb) ve amelde (nifâku’l-amel) olmak üzere iki kısımda düşünüp, yalan nifakın Hazret-i Peygamber devrinde olduğunu; diğerinin ise, kıyamete kadar kesilmeyeceğini söylemektedir.

İşte onun, sözle fiil ayrılığına sebep olan nifakla ilgili görüşü, birçok düşüncesinin temeli olmuş, hatta “mü’min misin? ” sorusuna, herhangi bir nifakı üzerinde bulundurma ihtimalinden hareket ederek, yüce Allah’a karşı yalancı çıkmamak için, “inşallah” ifadesini kullanmıştır. Bu prensibe (sözle fiil uygunluğuna) o kadar inanmıştı ki, kalbinde müspet tesir uyandırmayan bir vâizi dinledikten sonra, ona, şüphesiz “Ya senin kalbinde bir şer var veya benimkinde.” demiştir.

.h)  Diğer hususlardaki düşünceleri
Yukarıdaki açıklamalardan sonra söylenebilir ki, Hasen’in zühdle ilgili prensip ve düşünceleri, bir sistem ifade etmektedir. Bu sistemin diğer bazı temel unsurları da güzel ahlâkı ihlâl eden şöhret, riya, kibir, hased ve çok gülme gibi kalp fesadına yol açan hastalıklardan korunmasıdır. Müslümanın, bunlarla sünnet ölçülerine uygun bir mücadele vermesi gerekir. Hele şöhret ve riyanın tuzağına yakalanan bir kimsenin, amellerde istenilen ihlâsa asla erişemeyeceği ve netice olarak ilâhî rızaya kavuşamayacağı,  izahtan vareste bir gerçektir.

I)- Cömertlik hakkında
Maaşını alır almaz, onu fakirlere dağıttığı, ancak zarurî ihtiyaçlarına yetecek kadarını bıraktığı, yukarıda zikredilmişti. Böylece o, cömertlik konusunda icraatıyla güzel bir örnek verdiği gibi, işin fikrî yönünde de öncülük etmiştir.
Bilhassa, Cenab-ı Hakk’ın verdiği maldan, fakir, dul ve yetimin hakkını vermeyen ve onları gözetmeyen; dolayısıyla, malı fazlalaştıkça Allah’ı unutan cimri zenginlerin karşısına çıkmış ve onlarla sert bir mücadeleye girişmiştir. Yaşadığı toplumda, bu cimri ve mütekebbir zenginlerin başında Safvân ibn Abdillâh ibn el-Ethem geliyordu. Safvân’ın vasiyetinde bulundu ve onun çok para biriktirme sebebini dinledikten sonra, ona: “O parayı, sana teşekkür etmiyeceklere bıraktın ve şimdi özrünü kabul etmeyecek olan (Allah’)a gidiyorsun.” demiştir.

i)- İsraf hakkında

Diğer taraftan israf hakkında da “Bir kimsenin malını, nereden kazandığını öğrenmek istediğiniz zaman, nereye harcadığına bakınız; şüphesiz habîs (helâl olmayan kazanç), israfta harcanır.” diyerek, esaslı bir ölçü tespit etmiştir. Zâhid mü’min; cimri ile müsrif arasında, orta yolu (kanaat yolunu) seçen kimsedir. Bu husustaki görüşü, bugünün tıp otoritelerini hayrete düşürecek mahiyettedir. O da şudur: “Ey âdemoğlu, karnının üçte birine kadar ye; üçte birine kadar iç; üçte birini de düşünme ve teneffüs için ayır!”
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...