YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 264. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

BAYRAMLAR ve RAMAZAN BAYRAMI
(II)

İSLAMDA BAYRAMLAR
Resulullah (s.a.s) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. Hz. Peygamberimiz, Medinelilere ait olan ve cahiliye izleri taşıyan bu bayramların yerine bütün müslümanların sevinip eğleneceği İslâm'ın iki bayramını onlara haber verdi: "Allahu Teâlâ size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan bayramı ile Kurban bayramını hediye etti" ( Ebû Dâvud, Salat, 239).
Arapça’da “ îdü’l-fıtr ve îdü’l-adhâ” şeklinde adlandırılan her iki bayram da hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Esasen ramazan orucu ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ay’ı oruçla geçiren müminler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama ramazan bayramı veya bayramdan önce fitre (fıtır sadakası) verildiği için fıtır bayramı denilmiştir.
Hicrî takvimin son ayı olan zilhiccenin onunda başlayan ve dört gün devam eden kurban bayramı ise bu günlerde kurban kesildiği için bu adla anılmıştır. Hac ibadeti hicretin 9. yılında farz kılınmakla birlikte kurban kesilmesi ve kurban bayramı namazı, oruç ibadeti ve ramazan bayramı gibi hicretin 2. yılında teşrî‘ kılınmıştır.
Kurban bayramı Hz. İbrâhim’in oğlu İsmâil’i kurban etmek istemesi ve İsmâil’in de buna razı olması, nihayet Allah’a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hâtırasını taşımakta ve müminler bu günlerde kurban kesmek suretiyle bu iki peygamberin Allah’a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktadırlar.
Özellikle hacca gidenler ifa ettikleri hac ibadeti sırasında bu hâtıraları diğerleriyle de takviye ederek kurban bayramının sevincini daha büyük bir heyecanla tadarlar
Ayrıca bu iki bayramın, İslâm toplumunun eski dönemlerin izlerinden arınması ve müstakil bir kimliğe bürünmesinde de rol oynadığını söylemek gerekir.

RAMAZAN BAYRAMI                
Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun neticesinde Şevval ayının ilk üç günü Müslümanlara mahsus bayram günleridir. Bir önceki ayı ibadetle geçirmenin ve Allah’ın rahmetine nâil olma ümidinin sevincini taşırlar. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir.
Ama buna Şeker bayramı denilmez asla! Çünkü Hz. Peygamber’in uygun olmayan bazı isimleri değiştirmesi ve özellikle dinî terim ve kavramların muhafazası konusunda hassasiyet göstermesi, bu şekilde bir adlandırmanın doğru olmayacağını göstermektedir.
Bayram, Ramazan çıkıp bayramın başladığı Şevval hilalini görmekle, havanın bulutlu olması durumunda da Ramazan'ı otuz gün tutmakla başlar. Ramazan'ın yirmi dokuzunda hilal görünürse, ertesi gün Şevval'in biridir ve bayram yapılır ( Ebû Dâvud, III, 306).

Ramazan Bayramının Hususiyetleri
*Ramazan bayramı, bir aylık oruçtan sonra her türlü helal nimetten yararlanmanın mübah olduğu;
*Müslümanların eğlenip birbirlerini ziyaret ettikleri ve hediyeleştikleri;
*Çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği;
* İslâmî kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak yaşandığı;
*Bütün bunlarla birlikte Allah'a karşı da sorumluluklarının bilinciyle topluca namaz kılıp birbirine nasihat ettikleri sevinç günleridir.
*Ramazan bayramında vâcib olan fıtır sadakası vermek,
*Bayram namazı kılmak gibi vacip ibadetlerin yanında sünnet, müstehab olanları da vardır.
* Ramazan bayramının ilk gününde oruç tutmak ise haramdır.
*Bayram namazlarında ezan okunmaz. Bu konuyla ilgili pek çok hadis vardır. Ancak, halkın namazı kaçırmaması için çağrı yapılabileceği yönünde mürsel hadisler mevcuttur. Örneğin, "Resulullah, bayramlarda essalâtü câmiah (Topluca namaz kılmaya buyurunuz) diye nidâ etmeyi emir buyurmuşlardır... Dolayısıyla bu rivâyeti kabul edip 'namaza gelin' gibi sözlerle namaza çağırmak mekruh olmaz. Ancak "Hayyaalessalah” gibi ezan cümleleriyle nida, mekruh olur"diyen âlimler de vardır. (Tec. Sarih, III, 181)
*Peygamberimiz zamanında kadınların bayram namazına gittikleri birçok sahih hadisle sabit olmuş bir gerçektir. Hattâ şu hadis hayızlı kadınların dahi, namaza durmamak şartıyla, namaz yerine gidebileceklerini göstermektedir: Ümmü Atiyye'nin bildirdiğine göre "Taze, kocaya varmamış kızlara, hattâ hayızlı olanlara varıncaya kadar bütün kadınlar namazgâha çıkar, o günün bereketinden nasiplenmek ümidiyle erkeklerle birlikte tekbir getirir, onlarla beraber dua ederlerdi. Yalnız, hayızlı olanlar, Musallanın haricinde kalıp cemaatin tekbir ve dualarında hazır bulunurlar (ama namaza katılmazlar)dı." (Tec. Sarih, III, 183).

Diğer bir rivâyette İbn Abbas diyor ki: "Resulullah, kadınların hutbeyi işitmediklerini düşünerek Bilâl'i alıp onların yanına geldi, onlara vaaz ederek sadaka vermelerini emretti. Kadınlar küpesini, yüzüğünü Bilâl'in eteğine atıyorlardı" ( Ebu Dâvud, Salat, 239,241).
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...