YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 252. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA ZEKÂT MÜESSESESİ VE EHEMMİYETİ (23)

d)- Zekât Vermemenin Cezası
 Kuran’ı Kerim, değişik ayetlerinde, geçmiş toplumların Allah’ın verdiği nimetlere karşı nankörlük ederek nasıl ilahi cezaya uğratıldıklarını açıkça beyan etmektedir:
* وَضَرَبَ اللّهُ مَثَلاً قَرْيَةً كَانَتْ آمِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ اللّهِ فَأَذَاقَهَا اللّهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُواْ يَصْنَعُونَ =Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.(Nahl, 112)
*   فَأَعْرَضُوا فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ    لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِي مَسْكَنِهِمْ آيَةٌ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ
    ذَلِكَ جَزَيْنَاهُم بِمَا كَفَرُوا وَهَلْ نُجَازِي إِلَّا الْكَفُورَ        سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَى أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَيْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ
Andolsun, Sebe' kavmi için oturduğu yerlerde büyük bir ibret vardır. Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. (Onlara:) Rabbinizin rızkından yeyin ve O'na şükredin. İşte güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab! Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik. Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız!(Sebe,15-17)
Zekatını vermeyenler için hem dünyaya hem ahirete taalluk eden iki yönlü ceza vardır.
a)- Dünyadaki Ceza
Zekatını ödemeyenlerden İslam devleti zorla alır ve tazir cezaları uygular onlara karşı. Zekatı inkar edenlerle ise savaşılır. Nitekim Hz. Ebu Bekir Halife olunca zekatı reddedenlere karşı: “Vallahi Namaz ile zekatı birbirinden ayıranlarla elbette savaşacağım. Allahın Resuluna verdiğiniz bir keçinin oğlağını bana da vereceksiniz.” Demiştir.
b)- Ahiretteki Ceza   
   وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ  = Altın ve gümüşü yığıp da Allah yolunda onları harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele! O azab-ı elim şudur:
** يَوْمَ يُحْمَى عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَذَا مَا كَنَزْتُمْ لأَنفُسِكُمْ فَذُوقُواْ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ =  (Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): "İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!"(Tevbe, 34-35)
** وَلاَ يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ هُوَ خَيْرًا لَّهُمْ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُواْ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلِلّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ = Allah'ın, nimetinden bol bol verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunu kendilerine hayırlı sanmasınlar, bilakis onların kötülüğünedir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamette boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.(Al-i İmran, 180)
**Sevgili peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: ‘’Zekatı verilmeyen deve, kıyamet gününde güçlü bir şekilde gelerek sahibine musallat olup ayaklarıyla onu ezer. Yine zekatı verilmeyen davar gayet semiz ve kuvvetli haliyle gelerek sahibini tırnak ve boynuz darbeleriyle vurur. Bu hayvanların haklarından birisi de subaşında sağılırken yoldan geçenlere tasadduk edilmemesidir. Sakın, sizden biriniz kıyamet gününde zekatını omuzuna alarak yüklenmiş bir vaziyette feryat figan edip şefaat ya Resüllulah = Kurtar Ey Allah’ın Rasulü  diye yardım istemeye gelmesin. Ben, ona Allah’ın hükmünden başka hiçbir şey sana yapamam. Şüphesiz bunları tebliğ etmiştim derim’’ ( Buhari, Zekat, 3 ) 

c)- Zekât-Vergi İlişkisi
İslam tarihinde Müslümanlar ekseriyetle hep İslam devleti Şemsiyesi altında kalıp idame-i hayat ettikleri için “vergi, zekat olur mu, olmaz mı?” meselesi yer almamıştır. O sebeple günümüzde devlet kuruluşları tarafından alınan vergilerin zekât yerine geçip geçmeyeceği gündeme gelmiştir. Şaz olarak bazı çatlak sesler çıksa da başta bakıyetis-suyuf olan Osmanlı ulaması olmak üzere İslam âleminin hemen her yerindeki muasır ulama da1965 yılında Kahire’de yapılan konferansta şunda ittifak etmişlerdir:   Vergi zekâtın yerine geçmez. Çünkü zekâtla vergi ayrı ayrı mükellefiyetlerdir; Birisi vatandaşlık, diğeri ise Müslümanlık-kulluk görevidir. Binaen aleyh vergi ödendikten sonra zekât da ayrıca eda edilmelidir.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...