YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 251. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA ZEKÂT MÜESSESESİ VE EHEMMİYETİ (22)

4)- Vermekte acele etmek
Dünya hayatı gelip geçici olup ölümün ne zaman ve nerede geleceği de belli değildir. O yüzden zekat ibadetinin verilmesinde acele etmek icap etmektedir. Bir de zamanında ödenmeyen zekatlar, muhtaçları zor durumda bıraktığı için, büyük bir kul hakkı ve vebal terettüp ettirmektedir. Nitekim Zekatını veremeden ölen insanların durumunu Cenab-ı Hak şöyle açıklamaktadır: ‘ وَأَنفِقُوا مِن مَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا أَخَّرْتَنِي إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ الصَّالِحِينَ = Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! Demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın. وَلَن يُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَاء أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ = Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.(Münafigun,10-11) Peygamber efendimize de ‘’Ey Allah’ın Rasülü hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?’’ diye sorulmuş o da ‘’sağlığın yerindeyken, fakir düşmekten endişe ederken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. Ancak bu işi can boğaza gelmeden yapmalısın’’ demiştir.
5)- Verirken incitmemek 
*Bu hususla ilgili ayeti kerimelerde Cenabı Hak şöyle buyurmaktadır:
** ‘الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ ثُمَّ لاَ يُتْبِعُونَ مَا أَنفَقُواُ مَنًّا وَلاَ أَذًى لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ = Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların, Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir. قَوْلٌ
** مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَا أَذًى وَاللّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ = Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur.                                                                            
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُبْطِلُواْ صَدَقَاتِكُم بِالْمَنِّ وَالأذَى كَالَّذِي يُنفِقُ مَالَهُ رِئَاء النَّاسِ وَلاَ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًا لاَّ يَقْدِرُونَ عَلَى شَيْءٍ مِّمَّا كَسَبُواْ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ = Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.(Bakara, 262-264)
Ayeti kerimelerde geçen;
---“mennen” kelimesi başa kakmak anlamına gelir. Şunu verdim, bunu verdim diye verdiği şeyleri konuşması ve bundan dünyevi bir menfaat elde etmeye çalışması, verilen kişiye karşı kibirlilik göstermesidir.
--- “Eza” kelimesi ise, diliyle onu küçümsemesi ayıplaması ağır ve galiz ifadeler kullanmasıdır.
*Bu ayeti kerimelerden anlaşılıyor ki zekat verenin, kırıcı ve tahkır edici sözlerden, tavır ve davranışlardan kaçınıp, nazik ve kibar olması gerekir. Nitekim ayeti kerimede: “إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَاء وَلَا شُكُورًا = Biz, sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.(İnsan, 9) şeklinde gelmesi calibi dikkattir. Çünkü zengin verdiği zekat ile Allah’ın hakkını ehline teslim etmekte; onlar da rızıklarını bil-vesile yine Allah’tan almaktadırlar.                                                                               
 *Mülk Allah’ındır. Herkese farklı farklı verir. İnsanları birbirine muhtaç ederek kenetlenmelerini sağlar. O itibarla mal sahibi aslında gerçek sahibi değil, bir vekil durumundadır. Malın gerçek sahibi olan Allah, bir kısmını belli kesimlere ulaştırılmasını emretmektedir. Dolayısıyla onun yaptığı iş, emaneti yerine ulaştırmaktan başka bir şey değildir.
 Halbuki Hz. Allah isteseydi herkese eşit rızık verir hiç kimseyi, kimseye muhtaç kılmazdı. Ama dünya bir imtihan sahnesi olduğu için bazılarına varlık, bir kısmına darlık vermiştir.

6)- Zekatı yerli yerince vermek
Hayasından ve takvasından dolayı ihtiyacını kimseye söyleyemeyenlere zekatını vermek emaneti tam yerine ulaştırmaktır. Çünkü bu durum onların haya ve iffetlerini korumalarını sağlar. Nitekim ilgili ayeti kerimede: لِلْفُقَرَاء الَّذِينَ أُحصِرُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاء مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَاهُمْ لاَ يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُواْ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ   (Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir. (Bakara, 273) şeklinde emredilmiştir.
7)- Zekât dağıtımında malın bulunduğu/kazanıldığı yerdeki fakirlere öncelik tanınır.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...