YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 25. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

BİR EĞİTİMCİ OLARAK PEYGAMBERİMİZ VE ONUN EĞİTİM METODLARI
(I)

Peygamberimizin tebliğ görevinin özü, dinî ve dünyevî meselelerde insanları eğitmek olduğu söylenebilir. Bu bakımdan bizzat kendisi; "Ben ancak bir muallim olarak gönderildim" buyurmuştur. Onun eğitim anlayışı, insanlara her yönde faydalı bilgilerin kazandırılması ve bu bilgilerin insanın hayatına yansıyarak yararlı bir hâle gelmesi esâsına dayanır.

O, bir taraftan Cenâb-ı Hakk'ın emrine uyarak; "Rabbim, benim ilmimi artır!" (20/Tâhâ, 114) diye Allah'a yalvarıp bu uğurda çaba sarf ederken, diğer taraftan; "Allah'ım, bana öğrettiğinle faydalanmayı nasip et!" diye yakarıyor; "Faydasız ilimden Allah'a sığınırım" diyerek de bilgiden maksadın önce kendine sonra çevresine faydalı olmak şeklinde belirtiyordu. Çünkü insanlığın muallimine göre: “Amelsiz ilim meyvesiz ağaca benziyordu.” Sadece yeşilliği vardı. Gerçek matlubu hâsıl etmiyordu. Binaen aleyh ilim, amel ile güzeldi. Biri olmadan diğeri ya boş veya mayhoş idi. Aslında amel dahi bir araçtı. Gerçek hedef ise ihlas, yani Allah’ın rızası idi. Başka bir ifade ile san’at, ne san’at için olmalı ne de halk için… San’at sadece ve sadece Allah için olmalıydı.

Bu ölçüler içerisinde Peygamber Efendimiz, ashabını, Mekke döneminde Dâru'l-Erkam'da, Hicretten sonra da Mescidü'n-Nebî'de ve Ashabı Suffa'da yoğun bir şekilde eğitim-öğretime tâbi tutmuştu. Tabiatıyla eğitim, bütün bir hayatı ilgilendirdiğinden; Hz. Peygamber evlerde, çarşıda, pazarda, yolda, sefer sırasında, harp halinde iken ve sair durumlarda, gerekli olan her yerde, her fırsat ve vesile ile eğitim-öğretim faaliyetini yerine getiriyordu.

Peygamber Efendimiz, kendisi hâricinde eğitim ve öğretim için görevliler de tâyin etmişti. Okuma-yazma, basit matematik, Kur'an tilâveti, temel dinî bilgiler, hayatta uygulanacak pratik malumat bi şekilde öğretmenler tarafından veriliyordu.
O sıralarda Arap Yarımadası'nda okuma-yazma seviyesi son derece düşük olduğundan; yeterli, müslüman öğretmenin bulunmadığı ilk yıllarda Hz. Peygamber, gayr-ı müslim öğretmenlerden istifâde etmekte bir beis görmemişti. Meselâ Bedir gazvesinde müşriklerden elde edilen esirler arasında okuma-yazma bilenlerin, hürriyetlerine kavuşabilmeleri için, on müslümana okuma-yazma öğretmeleri şart koşulmuştu.

İlk yıllarda müslüman çocukları, okuma-yazma öğrenmek üzere Medine yahûdilerine âit okullara bile gönderilmişti.
Peygamber Efendimiz kadınların eğitim-öğretimine de ayrı bir önem veriyordu. Haftanın, sadece kadınlara ayırdığı, bir gününde onlara konuşmalar yapıp ders veriyor, sorularını cevaplandırarak problemleri ile ilgileniyordu. Başta Hz. Âişe olmak üzere, Rasûlullah'ın zevceleri ve ashâbın âlim hanımları öğretim faâliyetlerinde Hz. Peygamber'e yardımcı oluyorlardı. Bu bakımdan Peygamber Efendimiz henüz o sırada okuma-yazma bilmeyen zevcesi Hz. Hafsa'ya okuma-yazma öğretmek üzere bir görevli tâyin etmişti.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...