YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 247. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA ZEKÂT MÜESSESESİ VE EHEMMİYETİ (18)

IV. BÖLÜM
MESARİFÜZ-ZEKAT OLAN VE OLMAYANLAR
                                                A- KENDİSİNE ZEKÂT VERİLEBİLENLER
*Esas itibariyle açık (zahir) malların zekâtını almak İslam devletine aittir. Gizli (batın) malların zekâtlarını ise sahipleri istediklerine verirler.
*Ancak, zamanımızda bu görevi yerine getirecek bir İslâm devleti bulunmadığı için bütün malların zekâtları, sahipleri tarafından hak sahiplerine tevdi edilir.
* Zekât; malın üzerinden bir sene geçtikten sonra veya daha önce de verilir.
*Zekât, malın kendisinden veya kıymetinden (para olarak) da verilebilir. Kıymet takdir edilirken, zekâtın farz olduğu günkü değeri esas alınır.
*Zekâtın verileceği yerler, Kur'ân-ı Kerîm'in Tevbe sûresinde belirtilmiştir: إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاء وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pekiyi bilendir, hikmet sahibidir.  (Tevbe, 60).

Ayette belirtilen Sekiz Sınıf
a- Fakirler
Şer’an nisap miktarı mala sahip olmayan kimselerdir. Bunların, havaici-asliyelerinin (ev, araba gibi) bulunması, temel ihtiyaçlarını karşılamak için bir işte çalışmaları dinen fakir sayılmalarına engel olmaz.
b- Miskinler
Bunlar fakirden daha zor durumda olan kimselerdir ki temel ve zaruri ihtiyaçlarını te’min için dilenmek zorunda kalıp yoksulluk ve açlık sınırındadırlar.
c- Âmiller
*Zekat fonu memurlarıdır. Zengin dahi olsalar çalışma ücretlerini alabilirler. Şu kadar var ki yıl boyu aldıkları ücret topladıkları zekatın yarısını geçemez.
*Bu kişilerin çalıştırılması için şu vasıfların hepsini birden taşıması elzemdir: Müslüman, akil-baliğ, erkek, müemmen, adil, Zekat ilmine ve ahkamına vakıf, kabiliyetli, toplanan zekatı zayi’ etmeden muhafaza edebilir olmaktır.
*Aksi halde şartın birisi eksik olsa işe alınmaz veya çalıştırmaya devam ettirilmezler.
*Aslında bu şartlar, ulama-i cumhura göre; öşür ve vergi memurları, muhasebe elemanları, eksperler, kâtipler, noterler, adliye ve emniyet mensupları, üst ve şef düzeyindeki yöneticiler için de geçerlidir.

d- Müellefe-i Kulûp
Kalpleri İslam’a ısındırılan kimselerdir. Mezhepler bundan iki şey anlamışlardır:
Hanefiye göre; bunlar henüz Müslüman olmamışlardır ama kendilerine zekat verilerek daire-i islama girebilirler veya İslama ve Müslümanlara verecekleri muhtemel zararları, bu şekilde önlenebilir.
Şafiiye göre ise: Müslüman olmayanlara zekat verilemeyeceğinden dolayı, İslam’ı seçmelerine rağmen, henüz hazım edememiş olanları iyice ısındırarak gerçek islami şuuru kazanmaları sağlanan kimselerdir.
Aleminin medar-ı iftiharı olan Sevgili Peygamberimiz, İslama ısındırılmak istenen kişilere Devlet bütçesi veya zekat ve ganimet fonlarından para veriyordu. Hatta bazılarına, devamlı şekilde alması için, belge dahi vermişti. Vefat-ı Resulden sonra bunlar Hz. Ebu Bekir’e gelerek paylarını istediler. O, bunları Hz. Ömer’e havale etti. O da onlara şöyle dedi:
-Artık sizlerin desteğine İslamın ihtiyacı kalmamıştır. Hz. Allah dinini güçlendirmiştir. Ya Müslüman olursunuz ya da sizinle harp deriz. Bunun üzerine Hulafa-i Raşidin devrinde bu sınıfa hiçbir şekilde hisse verilmediği gibi, bu hususta Sahabe icmaı oluştuğu belirtilmiştir.
Ancak Şafii, savaş gibi hıyni hacette, bu sınıfa zekat verilebileceğini belirtmiştir.

e- Mükâteb Köle
Kölelik boyunduruğundan halas için hürriyetini para ile satın alan kimsedir. Günümüzde böyle birisi artık yoktur. Zaten kölelik müessesesini kucağında bulan İslamın hedefi de; insanlığın yüz karası olan bu meseleyi bitirmek idi. Zıhar, yemin ve kasıtsız öldürme gibi durumlarda köle azat etme gibi müeyyideler getirerek bu işi kökünden çözmüştür.

f- Borçlular
Çünkü borç sıkıntıdır, ödeyememek ise çok daha büyük dert ve sıkıntı olup kâh insanın hürriyetini, kah can ve mal emniyetini ve kah ırz-namusunu tehdit eder.
* Ülkelerin bile borçlu oldukları zaman dış güçlerin sultası altında ekonomik darboğazdan dolayı nasıl inlediklerini düşünürsek kişilerin de borçtan ne derece açmaza-çıkmaza düştüklerini anlamış oluruz.
Ancak borçlu kimselere zekat verilmesi için bazı ön şartlar icap etmektedir:
1)- Borçlu olup bunun karşılığında nisap miktarı malı olmayanlardır. Alacağı olup da bunu alamayan ve alması da mümkün olmayan kişiler de buna dâhildir.
2)- Kötü yoldan veya aşırı israftan dolayı borçlanmış olmamalıdır. Ancak insan pişman olur, tevbe-istiğfar ederse (şaz görüşe göre) ona zekat verilir. Yoksa verilmez. Zira İslam dini bile-bile ladesi kabul etmez.
3)- Borcun yalnız kul hakkını kapsayan bir borç olmasıdır. Zekat, kefaret, nezir gibi yalnız Hukukullah ile Allah hakkı ve kul hakkı ortak olan borçlar olmaması lazımdır.

g- Allah yolunda olanlar
Bununla alakalı olarak hayli farklı fikir ve içtihatlar dermeyan edilmiştir:
* Ebu Hanife ve Ebu Yusufa göre; Allah için savaşa katılmak istediği halde maddî imkânsızlıktan dolayı silah ve nafakasını temin edemeyen mücahitler sınıfıdır.
*Şafii ve Malikiye göre bunlara zenginleri de dahildir.
*Hanbelilere göre Farz haccı yapmak isteyip de bu imkana eremeyenlerdir. Umre nafiledir, olmaz.
*Kasaniye göre: Allah’a yaklaştıran ve onun rızasını celp etmeye vesile olan her iştir. Bununla hak yolda çalışan ve hayır-hasenat işlerine koşturan Müslümanlar desteklenmiş olur.,                                                               
*Günümüz İslam Ulaması da; âyette geçen fî sebîlillâh tabirini geniş anlamda müslümanların yararına olan her türlü faaliyet olarak anlamışlardır.
*Hanefilerden İmamı Muhammed gibi bir kısmına göre: İlim öğrenenlerdir. Mesaisini tamamen bu yola teksif edenler, zengin bile olsalar, bu sınıfa girerler.

h- Yolcular
Memleketlerinde malları olsa bile, meşru bir iş için gittikleri yerde parasız kalanlardır. Hac, Umre, cihad, mendup ziyaret ve seyahatler gibi. Bunlar, zengin iseler beldelerine ulaştıracak kadar;  fakir iseler daha fazla zekat alabilirler.

Balkıca

Döviz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...