YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 232. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAMDA ZEKÂT MÜESSESESİ VE EHEMMİYETİ (3)

d)- Zekâtın Önemi
Kur’an ve Sünnet’te zekât kavramına yapılan atıf sadece bu kelime ile sınırlı değildir.                      
 -*Mekki âyetlerde inanç, temel ahlâkî değerler ve müşriklere karşı bilinç inşası konuları ağırlıklı olsa da kişinin sosyal sorumluluğu, çevresindeki yetim, yoksul ve ihtiyaç sahiplerine karşı duyarlı olması da değişik vesileyle işlenir:
*“ وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ   فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ = Öyleyse yetimi sakın ezme. El açıp isteyeni de sakın azarlama. ( Duhâ, 9-10) ayetinde olduğu gibi. ( Kalem 24; Müddessir 42-44;; Mâûn 1-3). Ayetleri dahi böyledir.
   *Medine döneminde inen âyetlerde iman, ibadet, ahlâk ve sosyo-ekonomik hayat arasındaki sıkı bağı ifade eden düzenlemeler daha dikkat çekicidir. Zekât bu ilişkilerin tam merkezinde yer almaktadır.             
  *Şari’ Teala Namaz ile zekatı Kitabı keriminde: “وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ ” = Namazı kılın, Zekatı verin “ şeklinde ard-arda emrederek İslamın şartlarından olan bu iki ibadeti birbirinin kardeşi ve mütemmimi yapmıştır. O sebepledir ki Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:                                              
    **“ Zekatını vermeyenin Namazından da fazla bir kazancı yoktur.”                                                            
** Yine: “ Hz. Allah, ancak zekat sayesinde bir insanın iman ve namazını kemale erdirir.”                   
 **Zekat, insanın islami yaşantısının itmam ve ikmalini sağlayan önemli bir faktördür. Peygamberimiz şöyle ifade buyurmuşlardır: “Müslümanlığınızı ancak zekatı vermekle tamamlamış olursunuz.”                       
*Zekât vermek mümin, takvâ ve ihsan sahibi kimselerin özelliğindendir. Zekâtın Allah katında ve sosyal hayattaki değerini bilen ve kurtuluşa ermek isteyen müminler zekâtlarını verirler ve dünyada safa sürmek için değil, zekât verebilmek için çalışıp zengin olmak isterler (el-Mü’minûn 23/1-4).                                 
 --Allah’ın dostluğu da ancak O’na inanmakla, namaz kılıp zekât vermekle kazanılır:            
     ***“إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ   = Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.(Mâide 55;)
***  فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ   = Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük." Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. ( A‘râf, 156).
*Zekat, hem bir ibadet ve hem dahi muameledir. O itibarla Fakir ile zengini, Fani ile bakiyi, madde ile manayı buluşturan bir ortak noktadır. Nitekim Hadisi Şerifte: “Zekat İslamın geçidi ve köprüsüdür.” Şeklinde ifade edilmiştir.
 *Bir şeyin önemi, insanlığın ona olan ihtiyacı, temin ettiği fayda ile mütekabildir.                             
  Binaen aleyh Zekâtın; zekât veren, zekât alan ve zekât alınıp verilen malda ve toplumda icra ettiği fonksiyonlar göz önüne alındığında, ne derece büyük ve önemli bir ibadet olduğu anlaşılmış olur.

1)- Veren açısından Zekâtın önemi

Bir malın yığılıp da sahibinden başkasına faydasının olmaması büyük bir bedbahtlıktır. Bu durum, hem insanın hem de eşyanın tabiatına aykırıdır. Nitekim: “ الَّذِي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُ وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ   = Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!  يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ   = Malının, kendisini ölümsüz kılacağını sanır. كَلَّا لَيُنبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ   =  Hayır, and olsun ki, o Hutame'ye (cehenneme) atılacaktır!
Zira mal bu dünyada bir amaç değil, sadece araçtır:
* Meşru bir şekilde zaruri ihiyaçlarını görmeye araçtır.
*Helalinden yemek ve bakmakla mükellef olduğun kimselere helal yedirmek için araçtır.
*Hz. Allah’ın, bazı insanların rızkına seni vesile yapmasına ve onların sevinmelerine araçtır.
* Cömertler arasına girmeye araçtır. Çünkü Cennete cömertler girecektir.
*İnsandaki bazı (bedeni, psikolojik) hastalıkların şifa bulmasına vesile olur. Nitekim Hadisi Şerifte: “Hastalıklarınızı Sadaka ve zekat ile tedavi edin” diye buyurulmaktadır.
*Alan el’den üstün olan veren el olmak için araçtır
*Allah katında (üstün bir makam olan) takva sahibi olmaya araçtır.
*Vel-hasıl: mal-mülk, para-pul hep araçtır, asla ve kat’a amaç değildir. Çünkü mal ve para için yaşanılmaz. Bil-akis Allah’ın verdiği ömrü yaşamak için mal ve para küçük bir araçtır.
* Hz. Allah, bunları ezelde taksim ederken bazı kullarına çok vermiştir, ama onlara da zekat diye bir mükellefiyet yükleyerek onları büyük bir imtihana tabi tutmuştur.
*İnsanın en büyük düşmanı olan Şeytan mel’unu, imtihanı kaybetsin için, insana öyle bir telkinat ve iğvada bulunur ki, fakir düşmekle korkutur ve hep cimriliği telkin eder: “الشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِالْفَحْشَاء = Şeytân sizi fakirlikle korkutur, (fakir düşeceğinizi söyleyerek zekat vermekten men’ eder) ve size çirkin şeyleri (cimrilik) yapmayı emreder. (Bakara, 268)

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...