YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 224. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAM’DA ORUÇ İBADETİNİN ÖNEMİ
(III)

Oruç'un edâsının sahih olmasının şartları
Bu hususta da iki şartın bulunması gerekir:
1)- Niyet etmek
Niyet; kalbe ait olan kat'i bir karardır. Mükellefin oruç tutacağını kalbi ile bilmesi ve azmetmesi niyet hükmündedir. Bunu, dili ile söylemesi ise sünnettir. (F. Hindiye, I, 195). Ramazan-ı Şerif ayında her günün orucu için ayrı ayrı niyet etmek esastır (Fethül-Kadir, II, 46). Zira her günün orucu başlı başına bir ibadet hükmündedir.
Maamafih; Ramazan ayının başında topluca niyet etmek (istihsanen=ala gayrikıyas) kifayet eder, diyenler dahi olmuştur.
Şurası muhakkaktır ki; sahura kalkıp bir şeyler yemek, oruç tutmak niyetine hamledilir. Nitekim Fetevay-ı Hindiyye'de: "Ramazan-ı Şerif ayında sahura kalkmak bir niyettir. Ancak sahura kalkmak, sadece o günün orucu için niyet hükmündedir. Başka bir günün orucu için niyet yerine geçmez" (I,195) diye kaydedilir.      2)- Kadınların Hayız ve Nifas'tan temizlenmiş olması.
Oruç'un Vakti
Kur'an-ı Kerim'de:  أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُواْ مَا كَتَبَ اللّهُ لَكُمْ وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Manası: "Oruç (günlerinin) gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için, siz de onlar için birer libbassınız. Allah nefislerinize karşı zayıf göstermekte olduğunuzu bildi de, tevbenizi kabul etti, sizi bağışladı. Artık (bundan sonra geceleri) onlara yaklaşın ve Allah'dan hakkınızda yazdığını isteyin. (Bütün gece) fecr(i sadık) olarak ak iplik, kara iplikten seçilinceye kadar yeyin, için!. Sonra geceye kadar orucunuzu tamamlayın " ( Bakara, 187) hükmü beyan buyurulmuştur.
Serahsî, bu ayet-i kerime'de zikredilen "siyah ve beyaz iplik" kelimelerinin renk manasına kullanıldığını, ufuktaki yaygın beyazlığın zahir olması ile oruca başlamak gerektiğini kaydetmektedir ( el-Mebsut, III, 54).
Esasen İslâm alimleri "Orucun vaktinin fecr-i sadıkla başlayacağı ve güneş batıncaya kadar devam edeceği" hususunda müttefiktirler. Sadece ikinci fecrin (fecr-i sadık'ın) ilk doğduğu ana mı, yoksa beyazlığın ufukta dağılmaya başladığı zamana mı itibar edileceği hususunda farklı görüşler vardır.
Şemsü'leimme el-Hulvânî bu hususta "Birinci görüşe uymak yani ilk ana bakmak, ihtiyata daha uygundur. İkinci görüş ise, oruç tutacaklar için daha geniş bir rahatlıktır.. Âlimlerin çoğu da bu görüşü benimsemişlerdir" demiştir ( F. Hindiyye, I, 194).

Sahur'a Kalkmak
Sahur, seher vaktinde yenilen yemektir". Bu, gecenin son altıda birindedir. Bunun delili: İmam Ahmed (r.a)'in rivayet ettiği "Sahurun hepsi berekettir. Onu bırakmayın! Velev ki biriniz bir yudum su olsun içsin. Çünkü sahura kalkanlara Allah (c.c) ve melekleri salat eylerler" hadis-i şerifi ile Ebû Davûd'un dışındaki hadis imamlarının Hz. Enes (r.a)'den rivayet ettikleri hadistir. Resulullah (s.a.s) "Sahura kalkın!. Çünkü sahurda bereket vardır" buyurdu. Buradaki bereketten murad, ertesi günün orucuna kuvvet kazanmak veya sevabın ziyadeliği olduğu söylenmiştir.
Yine Malik b. Enes (r.a)'den rivayet edilen Hadis-i Şerif’in başka bir versionunda ise Resul-u Ekrem (s.a.s): "Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bolluk (bereket) vardır" buyurmuştur.
İmam-ı Merginanî, bu hadis-i şerifi zikrettikten sonra: "Müstehap olan sahur yemeğini yemek ve onu geciktirmektir. Zira Resul-u Ekrem (s.a.s), "Üç şey resullerin ahlakındandır: İftarda acele etmek; sahuru geciktirmek ve misvak kullanmak" buyurmuştur.
Ancak mükellef fecr-i sadık'ın durumu hakkında şüpheye düşerse, haramdan kurtulmak için yemeyi, içmeyi terketmelidir ( el-Hidâye, I,129) diyerek konuya açıklık getirir.

Binaen aleyh mükellef olan mümin’in sahura kalkması (her yönden) lehine bir durumdur. Bunun müstehap olduğunda icma’ hasıl olmuştur. Meşru bir mazereti sebebiyle sahura kalkamayanların durumu müstesnadır.
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...