YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 222. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

İSLAM’DA ORUÇ İBADETİNİN ÖNEMİ
(I)

Oruc’un Anlamı
İslâm’ın beş esasından biri olan Oruç Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş bir isimdir. Kelimenin aslı "Ruze"dir. Önceleri "Oruze" (günlük manasına) kullanılmış; daha sonra "Oruç" şeklinde telaffuz edilmeye başlanmış ve yaygınlaşmıştır.
Oruc’un Arapça karşılığı "savm" veya "sıyam"dır. Savm kelimesi lügatta: Yiyip-içmekten kendini tutmak, imsak, hareketsiz kalmak ve her şeyden el-etek çekmektir. Kur'an-ı Kerim'de bazan "susmak" manasına kullanılmıştır: “فَقُولِي إِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمَنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ الْيَوْمَ إِنسِيًّا = Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a (susma) orucu adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım. (Meryem, 26).
İslâm ıstılahında Oruç: "İkinci fecirden (fecr-i sadık'tan)" itibaren, güneşin ğurubuna (batmasına) kadar yemek-içmekten, cinsi-münasbetten ve orucu bozan her şeyden, Allahü Teala (c.c)'ya kulluk niyetiyle, kendini alıkoymak olarak tarif edilen bedeni bir ibadettir.

Oruc’un Hükmü
Oruç, her mükellef için farz-ı ayn'dır. Resul-ü Ekrem (s.a.s)'in; "Bir kimse, başka bir mükellefin yerine oruç tutmaz. Yine bir kimse, başka bir mükellefin yerine namaz kılmaz" buyurduğu bilinmektedir. ( İ. Hümam, F. Kadir, II, 85)
Kur'an-ı Kerim'de; يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ =Ey iman edenler!.. Sizden evvelki (ümmet) lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç yazıldı (farz kılındı). Ta ki, korunasınız" ( Bakara, 183) buyurulmuştur.
. Merginani:"Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Çünkü Allahu Teala (c.c) "Sizin üzerinize oruç farz kılındı" diye buyurur. Ayrıca farziyeti hususunda icma teşekkül etmiştir. Bundan dolayı, Ramazan orucunun farziyyetini inkâr eden kimse kâfir olur"  diyerek, meselenin hassasiyetine işaret etmiştir. ( el-Hidâye, I, 118)
Oruç Ne zaman Farz kılındı?
Oruç ibadetinin; Hicret'ten sonra farz kılındığı hususunda itifak vardır. Sahih olan rivayete göre, Bedir savaşından kısa bir süre sonra Hicretin 2. senesinde Medine-i Münevverede  farz kılınmıştır.

Oruc’un Farz kılınma sebebi
İlgili ayeti kerimde Cenabı Hak: “لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ = Ta ki, korunasınız" ( Bakara, 183) diye lübbül-lüp olan esasını ifade buyurmuştur. Çünkü insanlar bir taraftan oruç tutarlarken aslında da oruç, Allah’ın yasakladığı sınırı geçmekten onları tutar.  Ramazan ayında Allah’ın emirlerine imtisalin daha çok olup toplumda suç oranının düşmesi Oruç gibi mübarek ve muazzam bir ibadetin keramet ve fonksiyonundan başka bir şey değildir. Nitekim bir Hadis-i Şerif'te; orucun mahiyeti ve oruçlunun hali şu şekilde ortaya konulmuştur: "Oruç bir kalkandır. Oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisine ilişmek ve dalaşmak isteyene iki defa "Ben oruçluyum" desin, uymasın.
Usûlü Fıkıh ûleması ise ibadetlerde asıl olanın, Allahu Teâlâ’ya ihlâsla kulluk olduğunu; sebeplerinin tesbit edilip edilememesinin önemli olmadığını; hikmetlerinden bazılarını kavramanın ve açıklamanın mümkün, ancak teabbüdî olan bu hususlarda illeti tesbit etmenin güç olduğunu söyleyerek ihlâsla Allah'a kulluğun esas alınmasını istihdaf etmişlerdir.

Oruc’un Hikmetleri
*Resul-u Ekrem (s.a.s)'in: "Oruç insanı Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır. Tıpkı sizi harpte ölüme karşı muhafaza eden bir kalkan gibi" (Nesâî, Savm, IV, 167) buyurduğu bilinmektedir.
*Oruç, mükellefi her türlü şehvetten alıkoyan ve ihlâsı artıran bir ibadettir. Açlığa, susuzluğa ve nefsin diğer arzularına karşı direnmek oldukça önemlidir.
* Allahu Teâlâ (c.c)'ya iman eden ve O'nun dini uğruna cihada karar veren müminler; oruç ibadeti ile kuvvetli bir iradeye sahip olurlar.
*Hicrî takvim ayın hareketlerine göre değiştiği için, her yıl diğerine nisbetle on veya on bir gün önce gelir. Dolayısıyle insan bazen kışın (20) derecede, bazen yazın (+ 40) derecede oruç tutar. Bu bir anlamda mükellefin "Dondurucu bir soğukta ve kavurucu bir sıcakta dahi; Allahu Teâlâ'nın emirlerini eda etmeye hazırım" taahhüdünde bulunmasıdır. Ayrıca bir ay süre ile Allah Teâlâ (c.c)'nın rızasını kazanmak için, nefsinin bütün şehvetlerini terk etmesi oldukça önemli bir hadisedir.
*Oruc’a riyanın karışması mümkün olmayıp ihlas ve takvaya en yakın bir ibadet tarzıdır. Çünkü diğer ibadetler yapılırken görüldüğünden  riyaya karışma ihtimali vardır; Oruç ancak söylenirse bilinir.

*Ruhum yed-i kudretinde olan Allahu Teâlâ (c.c)'ya yemin ederim ki; oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha temizdir. Cenab-ı Hak buyurmuştur ki: "Oruçlu kimse benim rızam için yemesini, içmesini ve cinsi arzularını bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun sayısız sevabını da, doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir" ( Tecrid-i Sarih Tercümesi, VI, 248)
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...