YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 212. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DÜNYA-AHİRETTE HUZUR VE SAADETİ TE’MİN ETMEK
(32)

8)- Nefis ve Şeytanı Düşman olarak tanımak
Şeytan sizin düşmanınızdır, ömrü billah onu düşman bilmeye devam edecek ve o şekilde benim huzuruma geleceksiniz ayet meali ile Ey Adem oğlu senin en büyük düşmanın iki kaşın arasındaki nefis denilen mahluktur kutsi hadisi bunu bize haber vermektedir. Nitekim Mevlana da der ki:
Nefis firavundur, sakın doyurma,
başına kral kesilir ne olur kayırma.
Allah insan için niye düşmanlar yaratmıştır?
Çünkü Dünya hayatı bir imtihan sahnesi olduğu için Cenabı Hak Bütün insanların başına nefis ve şeytanı tebelleş etmiş; ama o düşmanlara karşı koyabilmek ve onların üstesinden gelebilmek içinde insan denilen mükerrem varlığı mükemmel silah ve savunma vasıtalarıyla da mücehhez kılmıştır. İşte insanın Allah’a karşı vazifesini yapmış olabilmesi için aynı zamanda Allah’ın da düşmanları olan nefis ve şeytana karşı kuşanmış olduğu bu silahlarla onları mağlup etmesi icap etmektedir.

9)- Hakkı ve Sabrı tavsiye etmek
Hemen bütün insanların zarar ve ziyan ederek dünyada mutlu ahirette ise umutlu olamayacağını “Asr” suresinden öğrenmiş olmaktayız. Ancak iman ve ameli salih işledikten sonra Hakkı ve sabrı karşıya telkin ve tavsiye edebilenlerin farklı yani huzurlu insanlar sınıfına dahil olduğu görülüyor. Karşıdakini tahrik eden ve kışkırtan insanlarla dolu olan günümüzde bu iki vazifeyi yerine getirmek pek kolay bir şey olmasa ine Haktan kaçan ama na hak yere bir sürü şarlatanlıklar yapanların her yeri işgal etmesi sonucunda yeryüzü bir sürü huzursuzluk ve karamsarlıklarla ne yazık ki lebalep dolu bir hale gelmiştir.

10)- Devamlı surette Günahtan kaçınmak
Peygamberimiz günah ve sevabı şöyle tarif etmiştir: البر حسن الخلق ، والإثم ما حاك في نفسك وكرهت أن يطلع عليه الناس Birr (sevap, iyilik) ahlak güzelliğidir. İsm (günâh) da nefsinde iz bırakıp da başkalarınca bilinmesini istemediğin şeydir.
Vâbisete'bn-i Ma'bed (ra) den rivâyete göre şöyle demiştir: “Resûlullah (sav)'in huzûruna vardım. Birr'in ne olduğunu sormağa mı geldin? diye (ben daha suâl etmeden) O, sordu. Evet, dedim. Buyurdu ki: " استفت قلبك ، البر ما اطمأنت إليه النفس ، واطمأن إليه القلب ، والإثم ما حاك في النفس وتردد في الصدر وإن أفتاك الناس وأفتوك
Kalbine danış (kalbinden fetvâ iste). İyilik nefsi te'min, kalbi tatmin eden; günah da nefiste iz bırakan ve başkaları fetva verseler, fetvalar verseler bile sînede yine tereddüdden kurtulmayan (vicdânı teskin etmeyen) şeydir." (Nevevi, Kırk Hadis ve Şarhı, s, 15)
Dinimizde günâhlardan sakınmak, farzları yapmaktan önce gelir. Önce tahliye ( noktalı hı ile) yani kalp günâhlardan temizlenir, sonra tahliye (noktasız ha ile) =farzları yapmakla süslenir. Başka bir ifade ile ise: Evvela enkaz temizlenir sonra bina yapılır. Çünkü günahlar ve haramlar dinî duyguyu yok eder, zehirler. Ne var ki bu zehirler görünürde bal gibidir; tatlı gelebilir fakat insanın manevî duygularını öldürür.
Unutulmamalıdır ki her nimet külfet karşılığıdır. Cennet ve Cemâlullah'ı isteyenler nefse tatlı gelen günâhlara girmemek için birtakım külfet ve zorluklara katlanmak ve Allah'a sığınmak zorundadır. Müminler ihsân sırrı ile Rabblerine kendilerini görüyormuş gibi kulluk ederler. Sol omuzlarında günâhlarını yazan bir meleğin olduğunun şuuru içinde hareket ederler.
Aklım her gün tövbe eder,
Nefsim ise tövbe bozar.
Arada kalmış biçareyim,
İyi ki senin kapın var ya Rab!
Mevlana.

Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...