YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 205. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DÜNYA-AHİRETTE HUZUR VE SAADETİ TE’MİN ETMEK
(25)

14)- Duygularınızı ailenizle paylaşın.
 Bazılarınız “olmaz, anlamazlar” diyebilirsiniz. Ancak gelin siz bu düşüncenizden vazgeçin. Şunu bilin ki, herkesin yumuşak bir yanı vardır. Uygun bir dil bulup, içinde bulunduğunuz durumu, hislerinizi, isteklerinizi onlara anlatın, en azından anlatmayı deneyin.

15-) Kıyaslamalardan vazgeçin
Her ailenin kendine göre bir hayat tarzı vardır. O yüzden çevrenizle, ailenizi kıyaslamaktan vazgeçin

16-) Tartışmalardan uzak durun
Kavga etmek, hiçbir şeyin çözümü değildir. Sorunlarınızı olay haline getirmeden çözmeye çalışın. Ailenizi en iyi tanıyan sizsiniz. Nelere sinirlenirler, neler değer yargılarına terstir, bunları en iyi siz bilirsiniz. Akıllıca hareket edin.
17)- Muhataba karşı daima saygılı olmak
İnsanın siret itibariyle mükerrem, suret yönünden ahsen-i takvim üzere =en güzel şekilde yaratılmış (eşrefi mahluk) 0lması saygıya layık hatta zorunlu olduğunu ifade eder. Yani İnsan, insan olması haysiyetiyle her türlü şanına yakışır bir ihtirama şa’yan ve sezadır. Çünkü onu kendi ellerimle yarattım ve kendi ruhumdan üfledim buyurmaktadır. O yüzden bütün melaike-i kirama, Adem’e saygı için secde emri fermanını vermiş, buna uymayan İblisi de sırf bu yüzden dolayı huzurundan ebediyen tard etmiştir.

18)- Ana Babaya karşı iyilik etmek
                وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرً     وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا
             رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُواْ صَالِحِينَ فَإِنَّهُ كَانَ لِلأَوَّابِينَ غَفُورًا
 Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.
Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.( İsra, 23-25)
Bu ayeti kerimelerden anlaşılan o ki, Cenabı Hak kendine ortak koşulmaması ile Ana-baya iyiliği aynı hüküm altında belirleyerek onlara iyiliği de şu şekilde detaylandırmıştır:
-Onlara öf bile demek yok.
-Azarlamak (hiç) yok.
- Güzel sözlerle onların (bi şekilde) gönüllerinin hoşnut edilmesi şart.
- Onlara karşı oldukça merhametli davranmak.
-Onlara hayır dua etmek.
- Küçükken sana verdikleri emeğin hiçbir zaman gözardı edilmemesi.
-Yaşlanınca onlara refakat ve arkadaşlık etmek.
-Bunların, samimi bir niyetle yapılacak olursa tevbeye vesile olacağı.

19)- Akrabalar arası İlişkiler
Akrabaların birbirleri ile ilişkilerini kesmeyip (mezara kadar) devam ettirmeleri, ahlâkî-dînî hatta insani bir vecibedir. Çünkü insandan başka hiçbir varlığa bu duygu ve anlayış verilmemiştir. Yani hiçbir mahlûk babasını, dedesini, kardeşlerini, ağabey ve ablasıyla diğer yakınlarını bilme-tanıma; hısım-akraba ile alaka kurma ve bunu devam ettirme özelliğine ve güzelliğine sahip değildir.
O itibarla bir fıtrat dini olan İslam, sadece insana mahsus ve güzel bir haslet olan ( akrabalar arasındaki) pozitif ilişkilerin sağlam, sıcak ve devamlı olmasına; akrabaların birbirine her yönden (madden- mânen) destekte bulunmalarına çok büyük önem vermiştir.
Hısımlık hakkını gözetmek, Allah ve Resulü'nün ısrarla emrettiği şeylerdendir. Kur'an-ı Kerim' de Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:
                                         وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى                                      الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُورًا ِ وَالْجَار
"Allah'a kulluk edin, O'na hiç bu şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve size hizmet eden kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez. " ( Nisâ, 36).
                                                                                        وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا                                                                                      "Akrabalarına, düşküne ve yolcuya hakkını ver, elindekileri de hepten savurma." (İsrâ, 26).
İslâm, akrabalık bağlarının sağlamlığına ne kadar gayret ediyorsa, münâfıklar ve bugün onların görevini yerine getiren –toplum ve aile düşmanı- yıkıcı mihraklar da bu bağları koparmak için gayret ediyorlar. Ayet-i Kerime'de buna şöyle işaret edilmektedir:         فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ

 "(Ey münafıklar ve aile düşmanları) demek idareyi ele alırsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız öyle mi?" (Muhammed, 22)
Balkıca

Döviz

 

 

©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...