YAZARLARIMIZ
BAYDD

Önceki Yazısı<< 199. YAZISI >>Sonraki Yazısı

Hikmet Adem

HİKMET ADEM

 

          

DÜNYA-AHİRETTE HUZUR VE SAADETİ TE’MİN ETMEK
(19)

13)- Mütebessim olmak
Tebessüm: Gülümseme ki, bu halde nihayet ön dişler açılıp görünür. İnsan fıtratı icabı sevmeye ve sevilmeye hasret bir varlıktır. Bu itibarladır ki peygamberler, bütün insanları, kucaklayarak güler yüz ve tatlı dille Allah’a davet etmişlerdir.
Müslümanlar kardeştirler, birbirlerini Allah rızası için severler. Tebessüm, bu sevgimizi gülümseyen bir yüzle, karşımızdakine izhar etmektir ki, sadaka hükmündedir. Peygamber Efendimiz: تبسمك فى وجه أخيك لك صدقة    “Kardeşinin yüzüne bakarak gülümsemen, senin için sadakadır.” buyurmuşlardır.
Ancak tebessümü, vakara ve ciddiyete münafi (aykırı-zıt) olacak şekilde, hafif meşrepliğe vardırmamak, her şeyde olduğu gibi bunda da ölçüyü muhafaza etmek icap eder.
 O halde “her şeyin hayırlısı orta haldir” prensibine uyarak orta yolu seçmelidir.

14)- Ciddiyet ve vakar sahibi olmak
Vakar; heybet, sabır, ağırbaşlılık manasına gelip matluba vuslatta temkin ve teennî ile hareket etmek demektir.  Vakarın alamet-i farikası; ferdin cemiyet içinde ve yalnızken aynı durumu muhafaza etmesidir. Ağırbaşlı olmak büyüklenme hali değildir. Aksine ilim ve hilimden doğan yüce bir fazilettir.
Vakarlı bir insanda acelecilik, her yere girip çıkma, lüzumsuz sorular sorma yersiz hareketler yapma, bilgiçlik taslama gibi davranışlar bulunmaz. Bu hususta:
*Peygamberimiz, تعلموا العلم وتعلموا للعلم الوقار والسكينة   =İlim öğreniniz, ilim için vakar ve sekînet öğreniniz.”
*Yine Peygamber efendimiz (S.A.V):  ألتأنى من الله والعجلة من الشيطان    “Yavaş ve yumuşak hareket etmek Allah’tan, acele etmek de şeytandandır.” buyurmaktadır. 
*Hz Ali efendimiz de ilmin vakar ve hilm ile süslenmesi gerektiğini ifade etmektedir.
*İmam-ı Malik, Harun Reşid’e: “İlim öğrendiğin zaman onun eseri, sekîneti, alâmet ve vakarı üzerinde mutlaka görülmeli.” Diye yazmıştır.
Ciddiyet ve vakar sahibi olmak neşeli olmaya, yeri geldiğinde nükte ve latife yapmaya mani değildir. Ayrıca vakar, tekebbürle karıştırılmamalıdır. Birbirine yakın görülseler de ikisi arasındaki fark, hakiki elmasla sun’î elmas arasındaki fark gibidir.

15)- Mizâhı yerinde yapmak
Mizah: “İnsanların birbirlerine lisan ve kalemle yaptıkları esprilerdir ki fazlası vakar ve zarafeti giderir, terki ise nefret ettirir. 
Talim ve terbiyede mizahın yeri büyüktür. Talebeler çatık kaşlı, hiç gülümsemeyen ve mizah yapmayan hocaları sevmez. Mizah bir telkin ve ders vasıtasıdır. Tebessüm ettirici olduğu kadar düşündürücüdür de. Mizahlı ifadeler, sevilerek dinlendiği için tesirleri daha fazla olur. Hatırda daha uzun müddet kalır.
Mizah dinleyicilerin zihinlerini tahrik edip dinleme arzusunu arttırır, bıkkınlığı giderir.
Mizahın gayesi dinleyenin yorgunluk ve durgunluğunu izâle ederek, dikkatini toplayıp, şevkini artırmaktır. Mizah hiçbir zaman gaye değildir. Ancak gayeye ulaşmak için kullanılan vasıtalardandır. Vasıtayı gaye yapmanın, kuru kuruya gülmeyi hedef almanın hiçbir faydası yoktur. Ayrıca mizahın istihza tarzında olması doğru değildir. Çünkü istihzada başkalarını küçük görme ve kendisini üstün tutma temayülü vardır.
En büyük mürebbi olan Peygamberimiz (S.A.V) de mizah yapmıştır. Ama onun nükte ve mizahları kırıcı değildir. Zarif konuşması ve samimi tavrıyla her zaman güvenilen bir şahsiyet olmuştur. Yine onun mizahında yalan, insanları korkutmak ve laubalilik yoktur. Ebu Hüreyre’den (R.A) naklolunan bir hadisi şerifte:  “(Eshabdan bir kısmı) Ey Allah’ın Rasülü, sen bize şaka yapıyorsun! demişlerdi. Peygamberimiz de: إنى لا اقول إلا حقاً “Şurası muhakkak ki (şaka bile olsa) ben sadece hakkı söylerim.” 
Hazreti Enes (R.A) anlatıyor: Bir gün Peygamberimize bir adam gelerek binek istedi. (S.A.V) ona: انى احملك على ولد الناقة Doğrusu seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim” dedi. Adam: “Ya Rasülullah! Deve yavrusunu ne yapayım” dedi. Peygamberimiz (A.S.) ona;    و هل تلد الابل الا  الناقة Deve deveden başkasını mı doğurur?”,  buyurdu.
Mizah yaparken ifrata gitmemeli, lüzumundan fazlasına yer vermemelidir. Zira mizahı çoğaltıp sınırı aşmak, lüzumundan fazla şaklabanlığa yer vermek kalpleri öldürür. Düşmanlık tohumları eker, küçüklerin büyüklere karşı gelmesini kolaylaştırıp onlara cesaret verir. Nitekim Hz. Ömer (R.A) bu konuda şöyle buyurmuştur:

-Gülmesi aşırı olanın heybet ve vakarı azalır. Mizaha fazla meyledenin hafife alınması kaçınılmaz olur.”
Balkıca

Döviz
©COPYRIGHT BY MURAT TAKIM BAYDD Başlık küçük alt
DUYURU 18!
2016-2017 eğitim yılında burs almaya hak kazanan ve tek seferlik yardım hakkı kazanan öğrenciler belirlenmiştir. Öğrenciler durumlarını aşağıdaki linkten T.C. Kimlik Numaraları ile veya Öğrenci Numaraları ile sorgulayabilirler. Burs ve yardım verilmesinde katkısı olan herkese yapmış olduğu katkılardan ve emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
SONUÇ SORGULAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...